Mutlu Bir Yuvam Olsun

Biliyorum bir başka kadın var hayatında, her seyahat dönüşüçamaşırlarındaki değişik koku ve diğer emareleri fark ettikçekahroluyorum.  Tüm hakaretlerine rağmenyine de istiyorum ki, seni (de ) seviyorum desin, bak yine seninleyim desin…Aslında istediğim, mutlu bir yuvam olsun. Çok mu şey istiyorum sizce?


Çökkün haliyle koltuğa yığıldığından beri onu gözlemliyorum.Üzgün, kırgın, yaralanmış, bedbin, küs ve çökmüş. Hayata dair sonçırpınışlarında can havliyle adeta sığınırcasına terapiye koşmuş. Anlatmakistiyor; ne kadar örselendiğinin ve neler yaşamakta olduğunun, bir zamanlardeliler gibi sevildiğini hissettiği adamdan (o nobran kılıklı heriften) nasıldarbe yediğinin bilinmesini istiyor. Kısacası, diğerleri gibi o da anlaşılmayı bekliyor.Kolay değil, on yıldır çekiyor bu adamı.


O anlattıkça aralarında geçenleri,  ben de beri tarafta erimeye devam ediyorum.Aklımda binlerce soru ve sorgu… Hemcinslerimin birini indirirken darağacındanbir diğerini yerine koyuyorum. İnfazlarım böylece sürüp gidiyor. Nihayetsessizce ve uzunca dinlemelerimden sonra, birkaç kelam etmek üzere hazırlıyorumkendimi.


İşte onunla paylaştıklarımdan bazı başlıklar…


Kadın erkek ilişkisi; hem bir ilişkinin içinde, hem defarklı ilişkiler içinde birden fazla boyuta sahip olması nedeniyle ayrıcalıklıkonuma haizdir. Buradaki ilişkide başlangıçta birbirlerine olan ilgi, sevgi vegüven bütünlüğü zamanla değişime uğramış ve dramatik bir hal almıştır. Aslındakadın erkek ilişkilerine genel manada bakacak olursak, benzer şeyleri oralardada görebiliriz. Kimi ilişkilerde sevgi, ilgi, güven, şefkat, fedakârlık,dayanışma, dostluk, hoşgörü, açık iletişim v.b. hasletler öncelenirken diğerbazı ilişkilerde maalesef; taciz, ihanet, dayak, bencillik, güvensizlik vesömürü gibi şiddet temelli yaklaşımların öne alındığını görüyoruz. Mademböylesine farklı yaklaşımlar söz konusu öyleyse iyi olandan yana tavır almakiradesini gösterebilmeliyiz. Biri mümkünse diğeri de mümkün kılınabilir. Yeterki, isteyelim.


Bireyler aileleri aileler de toplulukları oluşturuyor. Ohalde diyebiliriz ki, bireysel iyilik hali, toplumun iyi olmasına temel teşkileder. Kendi içinde çıkmazları yaşayan, ancak bunları geçici yöntemlerlegörmezden gelen ve bu yüzden de iyilik yönünde arayış içine girmeyen bireyleriniyi toplumları oluşturmak yönünde katkıda bulunmaları beklenemez. Bireyseliyilik hali dalga etkisiyle kendine toplum içinde de yer bulacaktır. Bu yüzdenönce ailelere daha sonra da bireysel bazda kişilere çok önemli görevlerdüşmektedir.


Sağlıklı, başarılı, huzurlu ve mutlu bir aile ortamı içinbireysel katkılarımız neler olabilir?


Ailedeki istisnasız her bireyin sorması gereken bir soru bu.


Bireyler kendi sorumluluk alanlarında üzerlerine düşeniyerine getirirlerse iyi bir başlangıç yapmış olurlar. Ortaya sunulandavranışlar belli bir düşünce filtresinden geçtikten sonra bir kimlikkazanırlar. Dolayısıyla bireyler düşünceleri, duyguları ve davranışlarıylaoluşturdukları bütünlüğün sorumluluğunu da üstlenmelidirler. Bireyselsorumluluk aynı zamanda kendine güvenin de bir işaretidir.


Aile içerisinde sağlıklı iletişim temel unsurlardan biriolmalıdır. Sağlıklı iletişimde temel kural; sen dili yerine yargılayıcı olmayanben/biz dilini kullanmaktır. Ben ve biz dilinde bir emir de yoktur. Olayaempatik bir yaklaşım sunar. Yaşama bakışınız ve beklentilere olanyaklaşımınızda da aynı dili kullanabilirseniz esnek bir dile ve temel bir yaşamfelsefesine yükseldiğinizden söz edebiliriz. Bu durum; hem kendinize hem deçevrenize karşı hoşgörülü olmanızı sağlayacak ve mutluluğa açılan kapınınaralanmasına katkıda bulunacaktır.


“Farkındalık ve kabul etme” becerisi ulaşılması gerekenhasletlerden biridir. Kendiniz ve çevrenizin farkında olmalısınız. Bu durumgerçeği bütün çıplaklığı içinde kabul etmeye ve bu kabulü içselleştirmeyeyarayacaktır. Gerçeği kabu,l edilgenlikten çok etkinliği ifade eder. Bunun içingerekli olan cesaret farkındalıkta yatar. Kendinizi ve çevrenizi olduğu gibikabul etme cesaretiniz olsun.


Olumsuzluklar, yenilgilerle büyümeği getirebilir. Herolumsuzluk sonuçları itibariyle kötü değildir. Yaşam sadece mutluluk vebaşarıdan ibaret olmadığı gibi bu iki güzellik üzerine inşa edilme mecburiyetide taşımaz. İnsanız; endişeleniriz, üzülürüz, kızarız, sinirleniriz, pişmanlıkduyarız, hayal kırıklığı yaşarız, sıkıntılanırız… Bu olumsuz duygularıçoğaltmak mümkün. Önemli olan bunları yaşıyor olmaktan çok,  bunlar karşısında ne tür tepkilerverdiğimizdir. Eğer günlük olağan yaşamımızı olumsuz yönde etkileyecek düzeydecevaplar veriyor ve bunları yaşamımızın merkezi yapıyorsak işte orada sorun vardemektir.


Elimdeki verilerle “şimdi ben ne yapabilirim?” bir diğerönemli gelişim sorusudur. Gelişime yönelik bu sorunun sorulup cevabınınarandığı ailelerde şiddete yer yoktur. Kendine bu soruyu soran bir kişi birdiğerine -sadistçe yaklaşmadığı sürece- aksi davranışlarda bulunamaz. Yapıcıbir yaklaşım ve değişime açık bir bakış açısı, daha sağlıklı aile ortamlarıiçin önemli olan bireysel özelliklerdendir.


Hak ettiğiniz bir aile ortamı için, hemen şimdi birşeyler yapın!
YORUM EKLE