MUTLUYUM-MUTLUSUN-MUTLULAR

“Mutluluk” denince benim de aklıma Nazım Hikmet’in “Saman Sarısı” şiirindeki mısra aklıma gelir: “Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?” Bu soru üzerine Abidin Dino’nun o mutlu yüzlü çocukların büyükannenin yatağına doluşup uyurlarkenki tabloyu yaptığını düşünürdüm. Meğer o tatlı insanların resmedildiği tablolar New Yorklu bayan ressam Dianne Dengel’e aitmiş. Bizim ressam Abidin mutluluğu tuvale geçirme cesareti bulamamış.

Mutluluğu bırak resmetmeyi, tanımlamak bile kolay değil. Herkesi mutlu eden şey hep aynı olmuyor ki… Hoşuma giden tariflerden birini hiç unutmam: “Mutluluk, arabadaki tıkırtının torpido gözünden geldiğini fark etmektir.”

Birleşmiş Milletler örgütü ama 2012 yılından beri yüzden fazla ülke arasında insanları mutluluk sıralamasına alır. Bu raporlar bizim için de bir ayna görevi sayılmalıdır. O aynaya bakıp başımızın kelini görmek pek hoş olmasa da, diğer yandan o aynada eksiklerini görüp utanan ülke liderleri de oluyor ve yanlışlarını telafiye çalışıyorlar.

İnsanları en mutluların başında İskandinav ülkeleri geliyor. 2021 yılının sıralamasında da 149 ülke arasında ilk 10’da onlar yine pek değişmemiş. Finlandiya dört yıldır liste başını bırakmıyor. İnsanları en mutlu kent olarak da yine başkentleri Helsinki en önde geliyor.

Nedir bu soğuk ve sulak ülkenin yöneticilerinin bilip bizim bilmediğimiz sır? Gençlerine en iyi eğitimi veren de onlar. PISA’nın OECD ülkelerinin gençleri arasında üç yılda bir eğitim bazında yaptığı testlerde de onlar hep ilk sıralarda. Ne yaptıklarını ve nasıl yaptıklarını da saklamıyorlar, anlatıyorlar, yayınlıyorlar ama biz ya dinlemiyoruz, ya da galiba anlamıyoruz. Şu sıralamaya bak: Finlandiya birinci, Danimarka ikinci, Türkiye insanları aynı kriterlerin uygulandığı araştırmada 149 ülke arasında 2021 yılında 104’üncü sırada. Hem de her sene birkaç basamak daha kötüye gidiyor, geriliyoruz.

İlk 10 sırayı alan mutlu insanların ülkeleri: Finlandiya, Danimarka, İsviçre, İzlanda, Hollanda, Norveç, İsveç, Yeni Zelanda, Avusturya ve Lüksemburg. Listede 149’uncu yani bu yılki sonuncu ise Ruanda (geçen yıl Afganistan idi).

Sağlık, eğitim, spor gibi sosyal destek ağlarının, sosyal güvenin, dürüst hükümetlerin, güvenli ve temiz çevrenin, sağlıklı yaşamların bu araştırmalarda mutluluğun nedeni olduğu ortaya çıkmıştır. Hukuk devleti olmayan veya hukuk devleti kuralları iyi işlemeyen, şeffaf olmayan ülkeler insanlarına “güven” veremiyor, onları mutlu edemiyor vesselam.

***

Ülkelerin dışında büyük şehirleri de mercek altına almış Birleşmiş Milletler örgütü: Türkiye’den İstanbul, Ankara ve İzmir de incelenmiş. Ankara 96’ncı, İstanbul 115’inci, İzmir de 133’üncü sırada yer bulmuş. Birinci kim olmuş derseniz cevabı Finlandiya başkenti Helsinki oluyor. Bu sıralamada da insanları mutlu veya mutsuz olan kentler var (2020 yılı verileri).

Bence, ülkemiz dünyanın en şahane coğrafyasında bulunuyor. Dağları, akarsuları, gölleri, denizleriyle ve hatta iklimiyle cennet-mekan. Birinci sıradaki Suomi (Finlandiya’nın Fince adı) adı üstünde “sular ülkesi”, gölden göle geçmeye çalışıyorsunuz, her taraf huş ağaçlarıyla dolu ki bu ağaçlardan doğru-düzgün kereste dahi yapamazsınız. Ancak kağıtın ham maddesi olan selüloz hamuru oluyor ve Finler de bol bol onu ve kağıt sanayi makinelerini yapıyor. Kağıt sanayii orada neredeyse ilk sırada.

Başka bir araştırmada Müslümanların en mutlu olduğu ülkeler araştırılmıştı, hatırlıyorum. Nedense Müslümanların daha mutlu olduğu ülkeler arasında hiç bir İslam ülkesi yok. Çok garip… İnsan neredeyse yönetimin kendi halkının mutlu olmasını önemsemediğini düşünecek. Bir şeylerin doğru gitmediği kesin. Yönetici olmayı istemek tamam da, yönettiğin halkın mutluluğunu da istemek gerekmez mi?

104’üncü sırada olmak gösteriyor ki biz “mutsuz” insanların ülkesiyiz. Kendi araştırmalarımız da benzer sonuçlar veriyor. Gençlerin gözü Batı ülkelerinde… Genç-yaşlı milletin yarısı Batı ülkelerinde; hukuk devleti kurallarının işlediği, hukukun üstünlüğünün lafta kalmadığı ülkelerde yaşamak istiyor.

İnsanlar güç kullanarak, korkutarak mutlu edilemezler. Mutluluk duygusu güven vererek, severek, gülümseyerek doğar ve yeşerir. Yönetici, kendisini sevmeyeni de sevmek–saymak ve kucaklamak zorundadır. Demokratik ülkelerde siyasi partiler birbirlerine rakip olabilirler ama düşman değiller.

Başbakan yardımcılığı ve dışişleri bakanlığı ve parti başkanlığı yapmış olan Alman politikacı diyor ki “bizdeki Türkler bir zamanlar sadece bizim partiyi seçerlerdi. Şimdi diğer partileri de seçiyorlar. Bu durum bizim parti için iyi olmayabilir ama devletimiz için çok iyi oldu”.

Sanki onlar ülkelerini “başka” türlü seviyorlar!

...
 

YORUM EKLE