MÜZİKLE BÜYÜYEN, HARİKA ÇOCUKLAR

Bu çocukları videoda izlerken nasıl mutlu oldum, anlatamam. Belli ki seçilmiş olan bu yetenekler, son derece iyi eğitilmiş. Çekik gözlü olan bu çocuklar herhalde Çinli. Gerçekten bu çocuk korosu çok muhteşem. Çocukların hepsinin ellerinde bir müzik aleti. Hazırlayanlar çok büyük bir iş başarmış. Çocukları izlerken düşüncelere dalıp gittim.

Bizim çocukların da hiçbir eksiği yok; uygun koşullar yaratılırsa, bizimkiler de başarabilir. Yeter ki koşullanmışlıkların dışında, hurafelerden uzak, bilimsel bir anlayışla yetiştirilebilsinler. İstenirse bizim çocuklar da harikalar yaratabilir.

Ellerini piyanonun tuşlarında gezdiren çocuğu gördüğümde, Fazıl Say’ın piyano çalışı gözümün önüne geldi.

Hiçbir ülke çocuklarını güzel sanatlardan uzak tutmamalıdır. Sanatsız kalan çocukların yaşama tutunması zordur; bizdeki gibi nice yetenek savrulur gider. Bu nedenle çocuklar derslerin dışında mutlaka güzel sanatlarla ilgilenmelidir. Güzel sanatlar çocuğun zihinsel gelişimini de hızlandırır.

Müzik evrensel bir anlatım dilidir. Çocuklar güzellikleri müzik aracılığıyla anlatabiliyor. Sanatın evrensel dili çok güzel ve etkileyici bir şekilde ortaya konuyor. Videoda izlediğim bu çocuklar neredeyse profesyonel sanatçılar kadar etkileyiciydiler. İstenirse her çocuğun içindeki sanat aşkı ortaya çıkarılabilir. Bizden Suna Kan, İdil Biret, Fazıl Say...da öyle değil miydi? Onlar da uygun ortamları ve uygun insanları bulup yetiştiler. Şimdi ülkemizi onurla temsil ediyorlar.

Bu çocuk korosunun başarısı ister istemez eğitim sistemini düşündürüyor, çıkmazlarını gözümüzün önüne getiriyor. Bu nedenle müzik, resim, heykelcilik, sinema ve edebiyat gibi güzel sanat dallarına daha çok önem verilmelidir. Güzel sanatlarla ilgili olan çocukların derslerinde de başarılı olduklarını görüyoruz.

Sanatsız kalan, sanat eğitiminden geçmeyen, sanatla uzaktan yakından ilgisi olmayan insanların yaşama bakışı da çarpıklaşır. Hatta sanatı bile gereksiz bulurlar; sanatsız da yaşanabileceğini düşünürler. Estetik haz denilen şeyden uzaktırlar çünkü. Böyle bir yaşam, tatsız tuzsuz yiyecekler gibidir.

Bu tür insanlarla dolu bir toplumda aydınlanma olmaz; çağı yakalamak ve çağ atlamak olanaksız hâle gelir. İnsanın estetik duyguları ancak sanat eğitimine gereken önemi vermekle gelişebilir.

YORUM EKLE