NASIL AYDIN OLURUZ?

Avukat Atilla Sezener, sosyal medya hesabında “Sorgulama olmadan aydın olunmaz”  ve  “Etkin konuşmak veya susmak” üzerinden aydınlatıcı bilgilerini paylaştı.  Gerçekten de sorgulayan, etkin konuşma ve susma konusunda duyarlı  bir toplum değiliz... Kulaktan dolma söylemler bizi çok mutlu ediyor… 
Atila Sezener abimizin yazdıklarına bakalım…


“SORGULAMA OLMADAN AYDIN OLUNMAZ"
-Kölelik terbiyesinden yetişmiş ve biat kültürünü hayatının rehberi yapmış kimselerin aydın olma şansları yoktur.
-En son misalini yazayım. İsrail Devletinin kurulduğu 1948 yılı ile, şimdiki her yıl genişleyen arazisi, haklı olarak bir çok kimseyi rahatsız ediyor. Bunu Tayyip Erdoğan da son BM konuşmasında harita ile dile getirdi.
-Biat kültürünü aşamamış biri, bunu fırsat bilerek muhalefetin konuyu anlayamayacağı iddiasında bulunmuş. İşi uzatmadan kısaca yazıyorum. Osmanlı Beyliği küçücük bir alanda kurulmuştu ama üç kıtaya yayıldı. Neyle yayıldı ?. Kılıçla yayıldı. Olay bu kadar basit. Hiç kimse Osmanlıyı davul zurnayla veya mumlu mektupla karşılayıp davet etmedi.
-Olay güçtür sadece, gerisi masaldır, dünyadan habersiz yaşamadır. Biz şimdi “Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge oluşturacağız” diyoruz. Bunu dünyada kabul eden tek ülke varsa, paylaşın, görelim.
-Bakın bazılarının aşırı zorlandığı ülkelerin siyasetinin en ilginç örneğini vereyim. Yoruma da gerek görmüyorum.
Büyük Britanya Parlamentosu’nun etkili olanı Avam Kamarasının kürsüsünün ardında şunlar yazılıdır:
İNGİLTERENİN DOSTU YOKTUR. İNGİLTERENİN DÜŞMANI YOKTUR. İNGİLTERENİN MENFEATLERİ VARDIR.
O kadar.”
Üzerinde güneş batmayan ülke olarak anlatılan İngiltere Parlamentosu’nda yazanlar çok dikkat çekicidir. Bizimde, bizden başka dostumuz yoktur… Ve “Nasıl Aydın oluruz?” diyoruz…
Atilla abimizden etkili ve susmak üzerine mesajlarını bakalım…


“ETKİN KONUŞMAK VEYA SUSMAK
Birçok kişi etkili konuşmak ister ve bunun için özel çabalar gösterir. Elbette istemek yetmez; bu oyunun da kuralları vardır.
Önce aynaya bakıp fiziğinizi gözden geçireceksiniz. Pek uygun değilseniz, temel özelliklerde baştan birçok puan kaybetmişsiniz demektir. Elbette yakışıklı veya güzel olmamanız tek başına sorunu çözmez. Bunun hemen yanında ses tonunuz kulağa hoş gelmelidir. Arızalı bir sesle konuşanlar ciddi olarak hasretle dinlenmezler.
Günümüz insanının uzun yazıya ve söze tahammülü yoktur. Bunun bilincinde olmalısınız. Bu son derece önemlidir.
Özlemle ve dikkatle dinlenmek isterseniz, kesinlikle kendinizden, başarılarınızdan ve yaptığınız işlerden bahsetmeyin. Bu çok itici gelir.
Şimdi de evrensel bazı kurallardan bahsedelim:
-İyi bir konuşmacı yıkıcı değil, yapıcı olmalıdır.
-İyi bir konuşma, ilginç ve değerli konuları kapsamalıdır.
-İyi bir konuşma, konuşmacının kişiliği ile bütünleşir.
-İyi bir konuşma, belli bir amaca yönelir.
-İyi bir konuşma, konuşmayı etkileyen etkenleri çözümleyerek oluşur.
-İyi bir konuşma, sağlam bir konuşma üzerine kurulur.
-Etkili bir ses tonu, yerinde mimik ve jestlerle takviyeli edilmelidir.
-Canlı bir dil, hareketli bir üslup şarttır.
Birkaç küçük ve fakat gerekli önerileri vereyim. Eğer oturarak konuşursanız, ayakta konuşmanın onda biri kadar etkili olursunuz. Mutlaka ayakta konuşun. Konuşurken güneş gözlüğü kullanmayın; dinleyicilerle göz teması çok önemlidir. Ayrıca aynı noktaya bakıp durmayın.” 
Dinlemesini bilmezseniz, sözlerinizi dinleyen olmayacaktır… 


AVUKAT BATUR’DAN VALİ KARAHAN’A ÖNERİ
Denizli Barosu avukatlarından Abdullah Batur, Denizli Valisi Hasan Karahan’ın 2019 yılı ÖYSM Türkiye Birincisi öğrenciye ödül töreninde çakı hediye etmesine sosyal medya hesabında eleştirdi ve kitap verilmesi önerisinde bulundu. Avukat Batur, sosyal medya hesabından “2019 yılı üniversite giriş 2. basamak sınavında Türkiye birincisi olan 18 yaşındaki (meslektaşımızın çocuğu) öğrenciye ilin valisi bu başarısını kutlamak amacıyla ne yapması içinse sünnet diye çakı bıçağı armağan ediyor. Hangi anlayışla yönetiliyor bu güzel ülkem. Sizi bilmemde eski öğretmen olarak ben çok yadırgadım. Bari bir kitap hediye etseydi amacına daha uygun olmaz mıydı.?” diye  yazdı. 

BABADAĞLI UĞUR SERKAYA’DAN KIYMETE BİNEN 12 MADDE…

Babadağlıların yakından tanıdığı Uğur Sertkaya, sosyal medya hesabından gündeme parmak basan yazılarıyla ünlü bir arkadaşımız. “Eskiden fakirliğin göstergesi olup şimdi kıymete binen 12 şey’i” sıralamış… Bana gerçekten çok dikkat çekici geldi... Geçmişte yırtık pantolon giydiğimizde utanırdık. Ama şimdi yırtık pantolon giymek oldukça çok pahalı…  
Uğur Sertkaya’nın sıralamasına bakalım…


“ESKİDEN FAKİRLİĞİN GÖSTERGESİ OLUP ŞİMDİ KIYMETE BİNEN 12 ŞEY:
1 Yırtık kot pantolon
2 Samanlı, kirli köy yumurtası
3 Tavuk kanadı
4 Müstakil, bahçeli ev
5 Sakal
6 Esmer buğday ekmeği
7 Mum
8 Ev yemeği
9 Ot, sebze yemek
10 Kır düğünü
11 Kurtlu meyve
12 Köy kahvaltısı”
Gerçekten de sosyetenin yaşam tarzına, yediklerine, içtiklerine gıpta ile bakılırdı… Yine de aynı… Eskiden apartmanda yaşamak bir ayrıcalıktı… Ama artık bahçeli evde yaşamak bir ayrıcalık oldu…

BOZ, TRİER’DE KARL MARX MÜZESİNİ ZİYARET ETTİ

Denizlililerin yakından tanığı mimar Süleyman Boz, iş gezisi için gittiği Almanya’da kültürel gezilere ağırlık verdi. Sosyal medya hesabından gezilerini paylaşan Mimar Boz’u, ödüllü yazar Denizlili Kemal Yalçın, 25 Eylül 2019 günü Süleyman Boz’un Solingen Kenti’nde bulunan “HOAGARD” mağazasını ziyaret etti… Süleyman Boz, “Kemal bey mağazamızı gezdi. Denizli’de üretip tasarladığımız, metal, ahşap, cam, deri, mobilya gibi sanat ürünlerini, duvar panolarını inceledi, beğendi. Mağazamıza gelen müşterilerin isteği üzerine kitaplarını imzaladı. Sohbet etti.” Dedi… 
Almaya gezisi sırasında Denizli gündemini izlemeyi ihmal etmeyen Süleyman Boz, Marksizm’in temellerini atan Karl Marx’ın doğduğu “Trier” kentinde de gezi yaptı. Mimar Süleyman Boz, Karl Marx müzesindeki anı defterine not düştü. 


“Değerli Usta Karl Marx;
Sen gittiğinden bu yana dünya değişmedi. ‘Aslolan dünyayı değiştirmektir, anlamak değil’ demiştin. Dünya hep aynı... Sömürü devam ediyor… Değişiklik, değişimde yok…! Ruhun Şad olsun. Huzur içinde uyumadığını biliyorum. 26 Eylül 2019” Süleyman Boz, Arditecte –Türkei - Denizli… Diye not düştü…
“Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecekleri şeyleri yok, kazanacakları bir dünya var. Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!” diyen Karl Marx öğretisi yıllar sonra hayata geçecektir belki de…
Mimar Süleyman Boz’dan dönüşte Almanya gezilerini dinleyeceğiz…


“PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” ÇAĞRIMIZIN 1677’İNCİ GÜNÜDÜR… 
Pamukkale ve Laodikya Antik Kenti’nin gelirleri, Denizli’ye kalmıyor... Hierapolis, (Kutsal Şehir) binlerce yıldır, insanlara şifa dağıtıyor… Pamukkale ve Laodikya son yıllarda, Denizlililerin ilgi odağında değil… Artık, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uygulamalarıyla Denizlililerin “Laodikya ve Pamukkale Sevgi Ateşi” söndü… Geçmişte, Denizlililer gelen konuklarını Pamukkale ve Loadikya’da ağırlar ve fotoğraf çektirerek anılarını ölümsüzleştirirdi… Şimdiler de ise; böyle anılar ölümsüzleşmiyor… “Pamukkale ve Laodikya’nın Geliri Denizli’de Kalmalıdır” çağrımıza Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, yanıt verene kadar devam edeceğiz… 


PAZARTESİ’NİN SÖZÜ:
“Bir ülkede adaletin varlığı kişinin kendini özgürce ifade etmesinden anlaşılır. Bir ülkede adaletsizliğin varlığı ise kişilerin başına buyruk davranışından anlaşılır. İyi insanlar sorunları önlemek için çaba sarf ederler.”
KONFÜÇYÜS

YORUM EKLE