NAZIM'A…

İlk köşe yazımı yazmak için elime bir kağıt kalem aldım,

Arkama yaslandım ve derin bir of çektim..

Kimi ya da neyi yazacağımı bilmeden düşünmeye başladım..

Sonuçta köşe yazısıydı bu..

Bir kişinin yüreğinden çıkanlar kağıda dökülecek ve binlerce belki de milyonlarca kişiye ulaşacaktı…

Önemli bir kişi ya da konu olmalıydı...

Sonra gözüme babamın kitaplığındaki Nazım’ın bir fotoğrafı ile üstüne yazılmış şiiri çekti dikkatimi…

Ben Nazım’ın kitapları ile şiirleri ile, onun Piraye’ye Vera’ya olan aşkı ile büyümüştüm…

Hep hayrandım ona..

Kıymeti bilinemeyen,

Öldükten sonra değerlenen bir kişiydi büyük usta…

Ne güzel anlatmıştı bizlere aşklarını..

Her şiirini okuduğumuz da merak etmedik mi Piraye’yi, Münevveri, Vera’yı…

Onun tutkulu aşklarını…

Mapushane ardında kaleme aldığı şiirler ok gibi saplanmadı mı yüreğimize…

Ne güzel demişti Piraye’ye…
"Bir tanem!
Son mektubunda:
"Başım sızlıyor
yüreğim sersem!"
diyorsun.
"Seni asarlarsa
seni kaybedersem,"
diyorsun,
"yaşayamam!"
Yaşarsın, karıcığım,
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda;
yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı,
en fazla bir yıl sürer
yirminci asırlarda
ölüm acısı.

Bu sözler ile anlatmıştı ona olan aşkını...

Onun aşkı sadece kadınlar değildi..

Bir de memleket aşkı vardı,,

Yüreğinin derinliklerine işlemiş...

Kalbine saplanmış bir hançerdi memleketi, dertli milletinin şiirlerini okuyamamasından dem vuruyordu Vera’ya:

“Bir keresinde şöyle dedi bana: ‘Geçenlerde şiirlerimin İzlandaca çevirilerini gönderdiler... Şaşılacak bir şey... Ama Türkiye’de yayımlamıyorlar beni. Zaten yayımlasalardı da, o şiirleri kendileri için yazdıklarım okuyamayacaklardı, çünkü okuma yazmaları yok...”

Sadece Vera’ya değil,, evlatlık edindiği oğluna da söylemişti bu aşkını 'En büyük arzum bir gün Türkiye'ye dönebilmek. O olmazsa mezarım orada olsun, o da bana yeter' demişti."

Ama olmadı be ustam..

Senin gibi kıymetli birinin mezarına dahi tahammülleri yoktu bazılarının…

Belki kaleminden çıkanlar,

Belki de yüreğinin büyüklüğü korkuttu onları..

Seni vatandaşlıktan çıkardılar,

Öldükten 46 yıl sonra bu kararı iptal ettiler…

Sen memleket aşkı ile yanarken bizde sana olan özlemimizle kavrulduk…

Şiirlerin ile avunduk…

Bizden selam olsun… 

YORUM EKLE