ÖĞRETMEN GELECEKTİR

Eğitim-öğretim sisteminin temel taşı olan öğretmenler, gelecek kuşaklarınyetişmesinde önemli bir sorumluluk üstlenerek ülkelerin ve insanlığın geleceğine şekil veren  insanlarıdır.Bu nedenle omuzlarına yüklenen sorumluluk oldukça büyük ve görevleri bir o kadar da kutsaldır…

Aydınlanmayı amaç edinmiş, teknolojik ve bilimsel gelişmeleri insanlığa yansıtan ve bu yolda yakılan meşaleyi en önde taşıyan eğitimcilerin yetiştireceği nesiller; gelecektesömürüsüz, her türlü savaştan uzak, barış içinde yaşanançağdaş bir dünyanın kurulmasında en önemli unsurlardır.

Ancak dünyada bugün, milyonlarca çocuk öğretmensiz, yine milyonlarcası çağdaş, laik bir eğitimden uzak, toz, duman kan ve göz yaşı içinde yaşamakta, açlık ve sefalet içinde, uygun olmayan ekonomik ve sosyal koşullarda yetişmektedir.

Yurdumuzda da bir tarafta atanamamış öğretmenler, diğer tarafta okulsuz öğretmensiz köyler var. Diğer tarafta birçok sıkıntı ve baskıya karşı kutsalmesleğini yapmaya çalışan öğretmenler...

"Türkiye Cumhuriyeti anayasasına, Atatürk devrim ve ilkelerine, anayasada ifadesini bulan Türk milliyetçiliğine sadakatle bağlı kalacağıma…”tümcesi ile  başlayan;

“İnsan haklarına ve anayasanın temel ilkelerine dayanan millî, demokratik, lâik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı görev ve sorumluluklarımı bilerek, bunları davranış halinde göstereceğime namusum ve şerefim üzerine and içerim."sözleriyle biten Öğretmen Andıyla göreve başlamıştı her öğretmen…

 Bugün ne yazık ki; kurucularına pervasızca saldıran, ayrıştırıcı politikalarla çağdaş Cumhuriyete kasteden gerici zihniyetin baskıları altında, devletin dayandığı temel ilkelere ters düşen bir içeriklegörev yapmaya zorlanmaktadırlar.

Sık sık Milli Eğitim Bakanının değiştiği ve  eğitim politikasınınise onlardan daha çok değiştiği ülkemizde  hem öğrenciler ve aileleri hem de öğretmenlerbugünciddi belirsizlikler ile karşı karşıya bırakılmıştır. Eğitim  laik ve bilimsel olmaktan uzaklaştırılmış, öğretmenler  birçok kamu çalışanına yapıldığı gibi siyasi parti mitinglerinde kendilerini göstermek zorunda bırakılmıştır. Ne yazık ki burada kaybeden hep Türkiye olmaktadır.

TUBİTAK’da değerlendirmeye bile alınmayan bir projenin yurt dışında dünya birinciliği alması,saçma sapan projelere sözde bilimsellik adına verilen ödülleroldukça düşündürücüdür veutanç vericidir. Bu durum eğitimde liyakattan, bilimsellikten hızla uzaklaşıp ortaçağ karanlığına nasıl sürüklenmekte olduğumuzun somut göstergesidir.

Bugün, en fazla öğretmene gereksinim duyulan pek çok köy ve kasabada artıkne bir Türk bayrağı dalgalanmakta, ne de milli  bir bayram kutlanmaktadır.

Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Eğitimdir ki bir ulusu ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da ulusu esaret ve sefalete terk eder”.Bu nedenle bir iki değişiklik yaparak tekrar çağdaş eğitime dönülüyor izlenimi verecek göstermelik değişiklikler yerine; öğretmenlerin her türlü baskı ve kaygıdan uzak bir şekilde  topluma yön verici, aydınlatıcı özelliğine geri dönmesi sağlanmalı, eğitim ve öğretmen politikası artık yazboz tahtası olmaktan çıkarılmalıdır.

Çağdaş, laik Cumhuriyeti korumayı, bilimsel ve çağdaş bir eğitimi görev bilmiş, “Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller yetiştirmek için tüm zorluluklarla mücadeleyi göze almış tüm eğitimcilerimizin Dünya Öğretmenler Günü’nü kutlar, görevini yaparken şehit olmuş tüm öğretmenlerimizi de saygıyla anarım.

Nihat ÇETİN

Tarih Öğretmeni

ADD Denizli Şubesi Başkanı

YORUM EKLE