ÖLÜ KUŞA AĞIT

Kaç kez biçildik,

Kaç harman olduk

Kaç yele savruldu

Can parelerimiz

Sırf bu yüzden

Yol boyundaki ölü kuşa

Herkesten çok

Sızlar yüreğimiz

Sait Almış

Doktor Şeref Özer, benim bildiğim kadarıyla herkese açık, ilk müzik çalışmasına imza attı. Önceden de müzikle ilgisi vardı, halk müziği de ilgi alanları arasındaydı. Lise yıllarımda arada bir Nazilli'ye anasının babasının yanına gelir giderdi.  Akraba olması nedeniyle onu dinleme şansına eriyordum. Nazilli'ye her gelişinde edebiyat, şiir, roman ve toplumsal konularda konuşurduk. Engin bir kültüre sahipti; ondan çok şey öğrendim. Öğrendiklerim arasında yaşadığımız topluma ve dünyaya sınıf penceresinden bakmak da vardı. Bir gelişinde “ Dağlarına Bahar Gelmiş Memleketimin" türküsünü çalıp söyledi. Ben bu türküyü dinlerken mest oldum. Bu türküyü dinledikten sonra az olan paramın bir kısmıyla Ahmet Arif'in “ Hasretinden Prangalar Eskittim “ adlı şiir kitabını kitapçıdan alıp okudum. Bu kitap benim kafamda bir yön, bir doğrultu oluşmasını sağladı. Liseli yıllarımda doktor Şeref’le böyle bir diyaloğumuz oldu.

Sait Almış, müziğin sözlerinin yazarı. Şiiri Şeref Özer bestelemiş. Bu şiir müzik buluşmasında sadece ölü kuşlara ağıt yakılmıyor, toplumsal tarih dersi de veriliyor. Kuşların ölümüne yanan, genç fidanların ölümüne yanmaz mı? Kuşlar, doğa ve tüm canlılarla beraber, nitelikli, iyi yetişmiş ve emekçilerden yana insanların ölümüne, öldürülmesine de bir ağıttır. Bu iyi yetişmiş, emekten yana yiğit insanlar arasında Mustafa Suphiler, Denizler, Mahirler, Erdal Erenler de vardır. Toplumsal düzen, insanların mutlu, güzel geleceği için mücadele eden bu bilinç yüklü insanları kırıp geçirdi. Bunlar emek tarihinde simge insanlar; bunların dışında nice yiğit insan düzenin değirmeninde öğütüldü. Müziği dinlerken bu yiğit insanlar yaşasalardı, daha güzel, daha olumlu, daha ileri, herkesin mutlu ve geleceğe güvenle bakabildiği bir toplumsal sistemin yolları açılırdı. Örgütlü bir halk yaratmak isteyen insanların yaşamasının önünün kesilmesi emekçileri daha da hüsrana sürükledi. Her şeye karşın bu simge insanlar, halkın belleğinden silinmemecesine kazınmıştır. Onların resimlerini gördüğümüz zaman umudumuz daha da çoğalıyor. Onların bıraktığı yerden bayrağı alırsak, güzel, umutlu, güvenceli, deli rüzgârlara karşı korunaklı bir yaşam ve güneşli bir dünya düşleyebiliyoruz. Üstelik bu bir düş değil, 30-40 yıl önce böyle bir dünya sistemi vardı.

Sait Almış'a gelince yalnız doktor değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümden yana iyi bir yazar. Lenin'e Dönüş, Lenin'den Sonra, Marksizm'in El Kitabı...gibi yoğun emek isteyen araştırma kitaplarını da yazmış bir aydın. Özellikle M. İnanç Turan’la birlikte yazdıkları araştırma eserleri bilincimizi zenginleştirmede ve ufkumuzu genişletmede önemli işlev gördü. Bu araştırma ürünü kitaplardan çok daha kapsamlı düşünülmesi gerektiğini öğrendik. İnsanları iyileştirmeyi meslek edinen bu insanlar, ruhumuzu da dengede tutmak için sanatsal çalışmalara katkı yapmayı ihmâl etmediler. Aldıkları eğitim gereği onlar, toplumsal sorumluluk bilincini yazdıkları eserlerle hatırlattılar. Yazdıkları bireysel gelişimin sonucu ortaya çıkan, daha iyiye yönelmeydi. Daha iyiye yönelme de ortak iyinin yaratılmasıyla olanaklıydı. Bu insanların yazdıklarını okuduğumuzda kendimiz için ne istediysek, başkaları içinde onu istedik. Eşit ve özgür bir insanlık düşlerimizde yer etti.

İşte Sait Almış'ın şiiri, Şeref Özer’in bestesi ve seslendirmesiyle insanı ancak güzelliğin kurtaracağı duygusu içimizi kaplıyor. Müzik, insanı alıp 1920’lere, 1970’lere, 1980’lere kadar götürüyor. O yıllarda yaşanan olumsuzluklar, müzikle hatırlatıldığında kolay kolay belleklerden silinmez. Ölü Kuşa Ağıt bize insanla birlikte hiçbir canlıyı kıymamamız gerektiğini öğütlüyor. Müziği dinlerken egemen sınıfın ve yönetici sınıfın toplumsal örgütlenmenin önüne engeller çıkarttığını anlıyoruz. Müzik bize bu kırımların son bulması, daha yaşanılır bir dünyanın kurulmasının gerekliliğini düşündürtüyor. Şiirin düşünsel olarak dolu olması, seslendirmenin ve müziğin daha da güzel olmasını sağlamış.

Ölü Kuşa Ağıt adlı müziği keyifle ve beğenerek birkaç kez dinledim. Her dinleyişimde ayrı bir tat aldım. Şiir ve müziğin buluşması çok uyumlu olmuş. Müzik aracılığıyla, düşünce evrenimizin gelişmesine değerli bir katkı. Bu güzel çalışma, kulağımızın pasını silecek nitelikte hoş bir sada. Şiir ve müziğin buluşması duygu dünyamızın zenginleşmesine önemli bir katkı sunuyor. Bu güzel, ruhumuzu sağaltıcı değerli çalışmanız için teşekkürler Şeref Özer!...

YORUM EKLE
YORUMLAR
Bayram  Ayko
Bayram Ayko - 5 ay Önce

Eline, yüreğine, kalemine sağlık

Orhan BATBAY
Orhan BATBAY - 5 ay Önce

Sevgili Mehmet,Şeref ÖZER yazında da belirttiğin gibi hem iyi bir hekim bir o kadar da aydın.Amatör ama samimi duygularını müzikle de taçlandırmış.Sen de hem şairi hem de Şeref abinin müziğini çok iyi anlatmışsın.Yaşanası dünyada ,bir insan ve de bir kuş öldürülmesin.

Abdullah KARABULUT
Abdullah KARABULUT - 5 ay Önce

Mehmet öğretmenim, emeğine sağlık... İki doktor ve ötesi edebiyat aşığı insanlarla, ölü kuşa " bizim gibi", "can" olarak bakan insanlarla tanıştırdı bizi... Kavuşturdun. Kalemine sağlık. Var olasın.

Gültekin Cömeközekin
Gültekin Cömeközekin - 5 ay Önce

Sevgili Mehmet yüreğine, kalemine kuvvet gerçekten de bu iki saygıdeğer doktorlarımızı çok güzel anlatmışsın Şeref Özere gelince, başarılı hekimliğinin yanında ilk genclik yıllarından beri bilinçli devrimciligini müzikle taclandirmasini bildi yapıtlarında hep gönül telimizi titremesini başardı. İfâde ettiğiniz gibi sadece ölü kuşlara ağıt yakılmıyor, toplumsal tarih dersi veriliyor sağolasın

Hüseyin Tıpırdamaz
Hüseyin Tıpırdamaz - 5 ay Önce

Çok güzel anlatmışsın hocam. Kalemine yüreğine sağlık

Melek Altay Dank
Melek Altay Dank - 2 hafta Önce

Çok güzel teşekkürler arkadaşım kalemine yüreğine sağlık.

Osman Can
Osman Can - 2 hafta Önce

Can Dostum, bilgi dolu, akıcı yazınız, güzel diliniz için biz de sana teşekkür ediyoruz...

Hüsamettin Bozdağ
Hüsamettin Bozdağ - 2 hafta Önce

Çok teşekkürler.