Ölüm ve Çocuklar

Haluk ALAN

Ölüm üstüne batıdan ve bizden bir çok yazarın görüşleri olduğunu biliyoruz. Son dönemlerde çıkan konuya ilişkin bir çok kitapta adeta bu bilgilerin sentezine ulaşmak mümkün. Özellikle Prof.Dr. Erol GÖKA hocanın “ÖLME” (Timaş Yayınları, 2009) isimli kitabı bu konuda mutlaka okunması gerekenler arasında yer alıyor. Geçenlerde Twitter’da bu konuda birkaç kelam ettik hocayla… Orada da yazmıştım; son günlerde beraber (ikili, üçlü) kitap okuma hastalığım depreşti , ben de halihazırda Prof.Dr. Abdülkadir ÇEVİK hocanın “Politik Psikoloji” (Dost Kitabevi, 2010) kitabıyla Erol hocanın ÖLME kitabını (tekraren) beraberce okuyorum. Ortaya muhteşem lezzette bir sentez çıkıyor. Tavsiye ederim.
Okumalarım esnasında yasla ilgili olarak aklıma bazı şeyler takıldıysa da (bunu başka bir yazıda paylaşırım…) ben bugün geçen haftalarda bir danışanımın ailesinde yaşanan genç yaştaki ölüme ilişkin paylaşımlarımızdan söz etmek istiyorum.

Ölüm çocuklara nasıl söylenmeli?

Yurt dışında gerçekleşen bu acı olayda genç bir anneyi kaybettiler. Biri 8, diğeri 4 yaşında İki küçük çocuk ve baba sağ kalanlar arasındaydı. Acaba bu acı olayı çocuklara nasıl anlatmalıyız? Yaşadıkları acının dışında, en önemli sorunları buydu. 
Çocuklarla her acıyı olduğu gibi ölümü de paylaşmak çok zordur. Hele bir de kaybedilen ebeveynlerden biri ise durum büsbütün içinden çıkılmaz bir hal alır. Ne var ki gerçeklerden uzak durmak mümkün değildir. Çocukların da bir insan olduğunun bilinci içinde ölüm gerçeğini belli bir usül çerçevesinde anlatmak gerekir. Her kültürün ve ailenin kendine özgü bir anlatım şekli varsa da biz burada bu anlatımın daha az travmatik iz bırakmasını sağlayacak yöntemlerden söz etmeye çalışacağız.

Ölüm haberini çocuğun güvendiği ve sevdiği bir yakını ama tercihan ebeveynlerinden birinin vermesi daha uygundur. Eğer ebeveynlerden birinin vefatı söz konusuysa bu durumda diğer ebeveyn bunu yerine getirmek durumundadır. Bunun ne denli güç bir iş olduğunu tahmin etmek zor değil. Ancak doğru olan bu. Üstelik yaşamın geri kalan bölümünü beraberce paylaşacağı gerçeğine ulaşmak bakımından bu yaklaşım çocuğa daha iyi gelecektir.

Ölüm bilgisi mümkün olan en kısa sürede verilmelidir. Başkalarından kontrolsüz bir şekilde öğrenilen acı haberler daha zor tolere edilirler. Ancak, ölümün hemen kısa süre içinde verilmesi başka, bunu panikle gerçekleştirmek başka şeylerdir. Çocukla konuşurken son derece şefkatli bir yaklaşım içinde olunmalı, sessiz sakin bir yerde ve onun vereceği tepkiler göz önüne alınarak konuşma gerçekleştirilmelidir.
Konuşmanın cümleleri özenle seçilmelidir. Açık ve net olunmalıdır. Yine net derken örneğin “annen öldü” gibi direkt ve katı bir cümleden söz etmiyoruz; “maalesef çok üzücü bir olay oldu ve artık annen yaşamıyor …” gibi bir cümle daha uygundur. 2-3 yaş gibi henüz soyut düşünce kavramı gelişmemiş çocuklarla konuşurken kimi zaman yaşamın ne olduğundan ölümün ne anlama geldiğinden de birkaç cümle ile bahsetmek gerekebilir. Bu durumda yaşarken yapabildiklerimizi artık yapamadığımızı münasip bir lisanla anlatmak uygun düşer; örneğin öldüğümüzde nefes alamayacağımızı, yemek yiyemeyeceğimizi, koşup oynayamayacağımızı, göremeyeceğimizi söyleyebiliriz. Yaşı biraz daha büyük çocuklara daha net bir dil kullanılmalı; “uykuya daldı”, “o bizden şimdilik ayrıldı” ve hatta “Allahın yanına gitti” gibi ifadeler yerine eğer ölüm nedeni biliniyorsa onun da içinde yer aldığı net cümlelerle yaşamadığını açıkça ifade etmek gerekir. Bu sırada bazı çocuklar beklenmedik tepkiler verebilirler. Çocukların kendilerine has yas tepkilerine zarar verici olmadığı sürece izin verilmelidir. Kimi zaman derin bir sessizlik ve hatta tepkisizlik söz konusu olabilir. Bu durumda da hemen bir paniğe kapılmamalıdır. Takibi uygundur. Ancak bu sessizlik uzun sürer ve çocukta içine kapanma diyebileceğimiz soyutlanma yaşanırsa bir uzman yardımı mutlaka alınmalıdır.

Bu konuşmanın içinde yaşanmakta olan acı ve zorlu günlerin mutlaka geçeceğini, yaşamın normale döneceğini ancak bunun için bir miktar zamana ihtiyacınız olduğunu da ifade etmeniz, olası kaygıyı azaltmaya yarayacaktır. Bunu çocuğa güvenle lisanen ifade etmenin yanı sıra davranışlarınızla da gösterebilmelisiniz. Metanetli bir görünüm çizmek çocuğun matemini sağlıklı bir şekilde yaşamasına katkıda bulunacaktır.Tebrik: Mübarek Kurban Bayramınızı kutlar, esenlikler dilerim.

YORUM EKLE