Doktor Ceylan; “Doğum, ekip işidir ve sabır gerektirir”

DRT Denizli Televizyonu’nda yayınlanan ‘Özel Söyleşi’ programında doğuma dair merak edilenleri ele alan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Evren Ceylan, “Doğum süreci sabır gerektirir. Bu zorlu yolculukta ailelerin bizlere destekleri çok önemli. Doğum, kas eylemidir ve sabır gerektirir” dedi.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Evren Ceylan ve Doğuma Hazırlık Eğitmeni Ebe Nihal Tuğrul, DRT Denizli Televizyonu’nda yayınlanan ve Meltem Badam’ın hazırlayıp sunduğu ‘Özel Söyleşi’ programına konuk oldu. 9 ay süren mucizevi yolculuk olan doğumla ilgili açıklama yapan Op. Dr. Evren Ceylan, her şeyden önce anne adaylarının doğum öncesi ve sonrası panik ve telaşa kapılmamalarını istedi. Doğumun başlamasıyla ilgili bilgiler veren Dr. Ceylan, “Anne adayları, ‘doğum nasıl ve ne zaman başlayacak?’ şeklinde sorularla geliyor. Kafalarında bir gece ansızın suyum mu gelecek? Kanamam mı başlayacak?’ gibi sorular oluyor. Doğum birdenbire gerçekleşmeyeceği için hastaların panik ve telaş yapmalarına gerek yok. Bizlere çevre il ve ilçelerden sancıları başlamış halde arabaya atlayıp gelen hastalar var. Özellikle şehir merkezindeki gebe hastalarımızın hiç endişeye kapılmaması lazım. Anne adayları doğumun başlayıp başlamadığını kendileri de anlayabilir. Mesela suyunun gelmesi gibi belirtilerle. Bazen suyu az geldiğinde doğumun gerçekleştiğini fark edemiyor. Hasta, doğumun başladığını fark edemiyorsa hastaneye veya biz hekimine ulaşmalı. Suyun gelmesi haricinde anne adayının kanaması olabilir. Bu kanama, rahim ağzının açılmasıyla beraber buradaki damarların uçlarından olan küçük kanamaların hafif şekilde gelmesidir. Bu kanama durumunda da kesinlikle panik yapılmamalı ve hastaneye başvurulmalı. Bazen plasenta yerleşim anormallikleri de olabiliyor. Bu tür durumlarda sağlık kuruluşlarına ulaşılmalı. Bu aşamaları biz zaten hastalarımıza gebelik süreçlerinde anlatıyoruz. Doğum suyunun gelmesi ve kanamanın olması dışında düzenli ağrılarla da başlıyor doğum. Hastamız bize gelir, biz kendisini makineye bağlar, rahim ağzı muayenesini yaparız. Bu ağrıların doğum sancısı olup olmadığını anlamaya çalışırız. Aslında hastalarımız da ağrının doğum sancısı olup olmadığını anlayabilir. Bu tür kasılmalar belli bir düzen takip etmezler. Yalancı doğum sancıları kısa sürer ve gün içerisinde 10-15 kez tekrarlanabilir. Ancak doğum sancıları ise, belli bir düzen takip ederler. 10 dakika içinde 2-3 kere gelirler ve geçmezler. Sıklıkları da genellikle artarak devam eder. Hastalarımızın ağrı eşikleri de farklı olabiliyor. Bu yüzden bazen doğumun son anına kadar hiçbir ağrısı olmadan doğumun çok ilerlediği ve birkaç saat sonra doğum yapan hastalarımız da var” dedi.

“DOĞUMUN NE ZAMAN BAŞLAYACAĞINI KESTİRMEK MÜMKÜN DEĞİL”

Dört gözle bebeklerini bekleyen anne adaylarının en sık sorduğu sorulardan birinin ‘Ne Zaman Doğuracağım’ olduğunu söyleyen Dr. Ceylan, “Gebeliğin ne zaman sonlanacağını, kimin erken doğurup veya ne zaman doğum yapacağının kesin mekanizmaları henüz belli değil. Bazı annelerde suyun erken gelme durumu vardır. Bu durum aileseldir. Ancak yine de doğumun ne zaman gerçekleşeceğini kestirmek pek mümkün değil”

“DOĞUM, BİR KAS EYLEMİDİR”

“Doğumun bir kas eylemi olduğunu söyleyen Dr. Ceylan, kasların doğumdaki çalışma şekilleri hakkında da bilgiler verdi. Dr. Ceylan, “Kaslar, aktif ve pasif olarak öyle dizayn edilmiş ki rahim kasıldığı zaman bebeği dışa itecek ve rahim ağzına doğru yönlendirecek şekilde güç uyguluyorlar. Rahim kasları, rahim ağzındaki direnci azaltacak fakat rahmin orta kısmındaki bebeğe uygulanan basıncı artıracak şekilde dizayn edildiği için bebek rahim ağzından arkadan itici bir güçle itilir. Bu itici güçler, bebeğin başını belli pozisyonlara sokar ve doğum kanalına uyacak şekilde iç dönüşünü yapıp omuzların çıkmasını sağlar. Bu süreçte, pelvik çatının, çatı kemiklerinin çok önemi var. Yolcunun yani bebeğin başının duruş şekli, iriliği ve pozisyonları da etkileyebiliyor” diye konuştu.

“DOĞUM İKİYE AYRILIR”

Doğumu ikiye ayran Dr. Ceylan, “Latent faz ve aktif faz olmak üzere. Latent faz, aynı zamanda pasif fazdır. Gebe, ağrılarını iyice hissetmeye başladıktan sonra rahim ağzı açıklığının 4-6 cm’ e kadar açılmasına kadar geçen süreye; ‘latent faz’ diyoruz. Latent fazın belli süreleri var. İlk gebeliği olanlarda bu süre 20 saate kadar, ikinci gebeliği olanlarda 14-15 saate kadar uzayabilir. Sancılar başlıyor ve 14 saat rahim ağzı açıklığının 4 veya 6 cm olmasını bekleyebiliyoruz. Hastalar bu sancıyı ve süreyi evde de geçirebilirler. Daha sonra aktif faz başlar. Aktif fazda sancılar biraz daha şiddetlidir. Rahim ağzı yaklaşık olarak 4-6 cm kadar açılmıştır. Bu süreçte artık bebeğin başının inişini takip ederiz. Fakat 6 cm’den sonra aktif faz başlamış, sancılar şiddetli, 4 saat boyunca hiç ilerleme olmaması durumunda sezaryene alınması öneriliyor. İlerleme yavaş da olsa ilerliyorsa beklenebilir. Sezaryene almadan önce suni sancılarla ağrıları artırıp doğumun ilerlemesi denemesi de yapılabilir. Suni sancı bu evrede verilebilir. Doğumun aktif fazında bebeğin ilerlemesi yavaşlamış veya durma görüldüyse; suni sancı verip doğumun ilerlemesine müdahale edilebilir. Suni sancılardan hep korkulur ancak onun da ihtiyaç duyulduğu zamanlar var. Doğum aşamasına gelindiğinde ıkınma safhasının başlangıcında tam açık bile olsa hastanın kendi ıkınma refleksini bekliyoruz. Bu süreçte hasta uyuyup dinlenebiliyor bile. Hastanın ıkınma refleksi geldiğinde, kısa aralıklarla ara ara nefes alarak ıkınmasını sağlıyoruz. Ara ara ıkınmalar daha iyi oksijenlenmiş olarak veya oksijenlenmesi daha az bozulmuş olarak bebeklerin doğmasını sağlıyor. Doğum süreci sabır gerektirir. Bu zorlu yolculukta ailelerin bizlere destekleri çok önemli. Çünkü bizler işini yaparken onların desteğine ihtiyaç duyarız” şeklinde konuştu

“DOĞUM; BEBEĞİN DOĞUM KANALINDAN ÇIKIŞIDIR”

Programda uygulamalı olarak aşama aşama doğumu anlatan Doğuma Hazırlık Eğitmeni Ebe Nihal Tuğrulsa, “Doğum; bebeğin doğum kanalından çıkışıdır. Doğumda 3 ana öğemiz var. Bunlardan ilki; rahim. Rahim, itici güç anlamındadır. İkinci öğe, yolumuz yani kemik ve çatı yapımızdır. Doğum için yaratılmıştır. Üçüncü öğemizse yolcu yani bebektir. Doğumda önemli olan annenin çatısıyla bebeğinin kafa çapının uyumlu olup olmamasıdır” dedi.

DOĞUM ÇANTASINDA BULUNMA SI GEREKENLER

Tüm anne ve babaların sabırsızlıkla beklediği doğum anına önceden hazırlanmak gerekir. Bu hazırlıklardan en önemlisi de doğum çantasıdır. Ebe Tuğrul, doğum çantası hakkında şunları söyledi: “Doğum çantasını 36. haftadan itibaren hazır bir şekilde bulundurmalıyız. Çünkü bebeğin ne zaman doğacağını bilemiyoruz. Çantanın içinde bebek için 1 paket bebek bezi, en az 3 adet tulum, zıbın, çorap, eldiven, şapka, kundak tarzı penye battaniye, ağız mendili ve muhakkak kirli torbası olmalı. 1 çay bardağı ve çay kaşığı yanımızda bulunmalı. Çünkü bazen annelerin sütü hemen inmiyor bu yüzden mama destekli gidilebiliyor. Bebeğin altını temizlerken ıslak mendil yerine hazır pamuklar bulundurmalıyız. Anne içinse, en az 2 adet bebeğini rahat emzirmesi için önden düğmeli olacak şekilde gecelik. Yedek çamaşırlar ve emzirme atleti, suda kullanılabilecek bir terlik, doğum sonrası bazı anneler duş almak istiyor. Bu yüzden havlu veya peştamal olmalı. Kişisel eşyalar unutulmamalı.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER