'DÜNYADAN BAL ARILARI YOK OLDUĞUNDA İNSANLAR DA YOK OLACAK'

'DÜNYADAN BAL ARILARI YOK OLDUĞUNDA İNSANLAR DA YOK OLACAK'

Türkiye’de ve dünyada 2016 yazının oldukça kurak geçtiğinin altını çizen Denizli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Nihat Çomak, sıcaklıklar ve salgın hastalıklar nedeniyle arı popülasyonunun yüzde 70’inin yol olduğunu belirterek; “Arısız hayat olmaz. Dünyadan bal arıları yok olduğunda insanlar da yok olacak” dedi.

Denizli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Nihat Çomak, 2016 yaz aylarının oldukça kurak geçtiğini belirterek, arı popülasyonunda azalmanın olduğunu söyledi.  Kuraklık ve salgın hastalıklar nedeniyle arıların yüzde 70’inin yok olduğunu bildiren Başkan Çomak, “Arısız hayat olmaz. Dünyadan bal arıları yok olduğunda insanlar da yok olacak. Einstein’in de ifade ettiği gibi; ‘bal arıları yok olduktan sonra insanların ve hayvanların da yeryüzünde yaşamak için yaklaşık 4 yıl süreleri kalacak.’ Bu açıdan bal arıları çok önemli bir fonksiyona sahip. Bizler arıları yaşatmak zorundayız. Arılar, tabiattan ve iklimden etkilenen hassas canlılardır. Ülkemizde 2016 yaz sezonu gerçekten kurak geçti. Bitkilerin söz konusu kuraklıktan olumsuz yönde etkilenmeleri bal arılarına da zarar verdi. Yaklaşık 36 yıldır sektörün içerisindeyim.  Daha önce de Tarım İl Müdürlüğü’nde bu konu hakkında görevliydim. Şu anda da Birlik Başkanı olarak sektörün içerisinde bulunuyorum. 2016 yılı kadar kötü bir sezon yaşamadık. Hem yağış yoktu hem de aşırı sıcak vardı. Beraberinde esen Samyeli de bitkilerin kısa sürede kurumasına neden oldu. Çiçekle bal arısı arasında yakın bir ilişki vardır. Sıcaklık 36 dereceyi geçtikten sonra dişicik tepesinde rutubet kaybı olur. Arı da çiçeğin nektarından faydalanamaz. Bu sene biz bunu yoğun bir şekilde yaşadık. Özellikle yaz sezonunda kovanlar yeterince beslenemediği için mevcut kayıplar başladı” dedi.

‘NOSEMA SERENA’ MİKROBUNU ALAN ARI 8 GÜN İÇİNDE ÖLÜYOR

Son yıllarda bu mevcut arı kaybına ‘Nosema Serena’ denilen yeni bir hastalık eklendiğinin altını çizen Başkan Çomak, “Bu hastalık daha önceki yıllarda ülkemizde görülmeyen bir hastalıktır. Bal arılarının bağırsaklarında çoğalan bir hastalık. Arı hastalık mikrobunu aldıktan sonra 7-8 gün içerisinde ölüyor. Hastalığın şiddetine bağlı olarak bazı arıcılarımızın kovaları ya tamamen boşaldı ya da arı mevcudunda kısmen azalmalar meydana geldi. Bu konularda diğer birlik başkanlarıyla yaptığımız görüşmelerde söz konusu kovanlarda mevcut kaybının sadece ilimize has olmadığını, bu durumun ülke genelinde yaygın şekilde görüldüğünü belirttiler. Hatta konu hakkında çalışma yapan Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde Levent Aydın hocamızın yaptığı incelemelerde 20 numunenin 18 tanesinin pozitif çıktığını öğrendik. İklimle birlikte, hastalığın etkisiyle de bal arılarında yüzde 70’e varan mevcut kaybı yaşadık” diye konuştu.

“İKLİMDEKİ DEĞİŞİKLİKLERLE NOSEMA’NIN YENİ BİR TÜRÜ ORTAYA ÇIKTI”

2017 yılı İlkbahar sezonu uygun giderse, yağış ve sıcaklık istenilen seviyelerde olursa bu kaybın telafi edilebileceğini söyleyen Başkan Çomak, şunları aktardı: “İklim şartları olumsuz devam ettiği sürece bal arıları da olumsuz etkilenecektir. Mevsimin sonuydu. Bereket ilkbahar ve yaz sezonunda değil sonbaharda. Sonrasında arılar kışa girecek. Kış ayında da bu iklimin ve rahatsızlığın etkisiyle de kovan mevcutlarında azalma olacak. Diğer yıllarla mukayese ettiğimizde bu yüksek bir azalma. Oran olarak da yüksek diyebileceğimiz bir rakamda seyrediyor. Değişen ve gelişen dünya şartları her gün yeni bir hastalığın ortaya çıkmasına sebep oluyor. Daha önce biz Nosema hastalığının farklı türlerini görmüştük. İklimdeki değişikliklerle Nosema’nın yeni bir türü ortaya çıktı. Yaklaşık 2-3 yıldır bal arılarında bunu görüyoruz. Özellikle eğitim çalışmalarında arıcı arkadaşlarımıza bu hastalığa karşı daha hassas olmaları ve bu anlamdaki önlemlere daha duyarlı olmalarını öneriyoruz. Bu hastalık rutubetli ortam seviyor. Kovan içerisinde rutubete yol açacak uygulamaların dışında kalmalılar. Söz konusu bakteri asidik ortamı pek sevmiyor. Arılar beslenirken şeker şurubunun yanı sıra özellikle arıların beslendiği kaynağı asidik yapıya büründürecek beslenme tavsiyelerinde bulunacağız. Bunların daha etkili olduğunu görüyoruz. Beslenmede yapılacak düzenlemelerle bu hastalığın tamamen olmasa da büyük ölçüde önüne geçeceğiz.”

PINAR ÇANKAYA- İBRAHİM ALAYONT

Güncelleme Tarihi: 03 Temmuz 2018, 12:29
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER