FETÖ mağduru Polis'ten 500 kilometrelik protesto yürüyüşü

FETÖ mağduru olduğunu ileri süren eski polis memuru 59 yaşındaki Tevfik Eren, ailesi ile birlikte ikamet ettikleri Aydın’ın Sultanhisar İlçesi’ne bağlı Atça Mahallesi’nden yaya olarak Ankara’ya doğru yola çıktı. Ankara yürüyüşünün 2’inci gününde Denizli’ye gelen Tevfik Eren, “Göreve iade değil, itibarımı istiyorum” dedi.

FETÖ mağduru Polis'ten 500 kilometrelik protesto yürüyüşü

Aslen Denizli’nin Çivril İlçesi’nden olan evli ve 2 çocuk babası Tevfik Eren, 2005 yılında Niğde’de polis memuru olarak görev yaptığı sırada FETÖ’nün silahlanma çabası içinde olduğunu fark etti. İddiaya göre; Eren, durumu Emniyet Genel Müdürlüğü’ne posta yolu ile bildirdi. Durumu bildirmesinin ardından ilçelere sürüldüğünü ileri süren Eren, yaşanan süreci şöyle aktardı: “Ben devletin polisi olarak FETÖ Cemaatinin silahlandığını gördüm. Bana göre bunlar dini cemaat. Herhangi bir silahlanma çabası içine girmemeli. Bu durumu Emniyet Genel Müdürlüğü’ne, üst amirlerime istihbarat ‘araştırsın’ diye bilgi notu ile bildirdim. Benim tüm suçum bu. Bundan sonra benimle ilgili sıkıntılı bir süreç başladı. İlçe ilçe gezdirildim. Uzun süre uğraştılar. FETÖ ile bağlantısı olanlar 6 yıla yakın bir süre beni adım adım izledi. Bu olayın tamamını çözmem yaklaşık 10 yılımı aldı” dedi.

“BELLİ Kİ HER ŞEY DÜZENLENMİŞ”

Polis Tanıtma Karnesi’nin eve gelen temizlikçinin oğlu tarafından fotokopisinin alındığını ileri süren Eren; “Benim polis tanıtma karnem vardı. Polis tanıtma kartım evime gelen temizlikçi kadının oğlu tarafından çalındı. Ancak bu durum zaman aşımına uğratıldı. ‘Kimlik fotokopisi’ denilen şeyin maddi bir değeri yokmuş. Bu sebeple hiçbir şey yapılmadı direk takipsizlik verildi. Bu da FETÖ terör örgütünün yaptırdığı bir şey. Ben Uşak Eşme’de görevliyken bir yazı geldi. O yazıda; ‘Y.E. isimli bir şahsın üzerinde polis tanıtma kartınızın renkli fotokopisi bulunmuş. Siz bu şahsa bu kartı verdiniz mi? Şahsı tanıyor musunuz?’ gibi sorular yazıyordu. Ben hiçbir şekilde şahsı görmedim ve tanımıyorum. Ama o zaman ki Yüksek Disiplin Kurulu’na anlatamadık. Orada da bana hakaretler edildi. Hiçbir gün açık görülmeden 15 günün sonunda, 16’ıncı günde benim görevden ihraç kararım geldi. Yani belli ki her şey düzenlenmiş.”

“MANİSA İDARİ MAHKEMESİ’NE DAVA AÇILDI”

Yaşanan ihraç olayının ardından hukuki süreci başlattığının altını çizen Eren, “Ben Uşak’ta görevde iken ihraç edildim, emniyet tarafından idari dava avukatına gönderildim. Giderken de bana emsal kararları içeren bir kitap verildi. Bu kitabı götürüp avukata verdim. ‘Avukat bey bu kitaptan benimle ilgili noktaları bulun emsal karar olarak mahkemeye sunalım’ dedim. 2 gün sonra eşim ile birlikte avukata gittiğimizde avukat dedi ki; ‘Siz o kitabı götürdünüz. O sebeple ben bir şey yazmadım. Ben öyle şey kullanmam, yazmam.’ Ben örgüt ile uğraştığımı bilsem zaten gerekli tedbirimi alırım. Bu olaylardan sonra mahkeme süreci başladı. Manisa İdari Mahkemesi’ne duruşmalı dava açıldı. Ben iş nedeniyle Aydın Sultanhisar’a taşındım. Orada yaşarken eşim ‘mahkeme geç kaldı avukatı arayalım’ dedi. Biz telefonla aradık avukat bize; ‘hemen gelin yarın duruşmanız var’ dedi. Fakat gel gör ki bizim mahkeme geçeli tam 10 gün olmuş. Ben şimdi soruyorum; ‘Bir avukatın mahkeme tarihini yanlış okuma gibi bir keyfi var mı?’ buna da bir anlam veremedik. Avukat benden aldığı parayı geri verdi. Nitekim ben böyle bir suç işlemedim” diye konuştu.

“BU ADAMLAR BENDEN İNTİKAM ALDILAR”

15 Temmuz 2016’da yaşanan kalkışmanın ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a mektup yazdığının altını çizen Eren; “15 Temmuz’dan sonra Sayın Cumhurbaşkanımıza mektup yazdım. İnanın cevap gecikmedi. 3 gün sonra çalıştığım iş yerime ifademi almaya geldiler. Yaklaşık 4 saatlik bir ifadenin ardından dava açıldı. Emniyet Genel Müdürü G.A., 1’inci Hukuk Müşaviri O.K., avukat Ü.İ. ve eve gelen temizlikçi kadının oğlundan davacı oldum. Mahkemenin üzerinden tam 3 yıl geçti sadece temizlikçi kadının oğlundan ifade alınmış durumda. Gördüğüm deliller ve yazdığım bilgi notu sebebiyle beni görevimden ihraç ettiren FETÖ Cemaatidir. Çünkü ben onların kovanına çomağı bilmeyerek soktum. Bu adamlar da benden bunun intikamını aldılar” dedi.

“İTİBARIMIN GERİ VERİLMESİNİ İSTİYORUM”

Araştırma yaptığı süre boyunca bütün malını harcadığının altını çizen Eren; “Çocuklarımın rızkını dahi bu işe yatırdım. Çünkü böyle bir suç işlemedim. Yine de mücadeleden vazgeçmeyeceğim. Ben itibarımın geri verilmesini istiyorum. Bunu devlet büyüklerimiz öğrensin istiyorum. Benim sesimi duysunlar. Ben sesimi bir şekilde duyurabileceğime inanıyorum. Aydın’dan Pazar günü sabah erkenden eşim ve kızım ile birlikte yola çıktık. Düşe kalka varış Ankara. Külliye’nin önüne kadar ailemle birlikte yürüyeceğiz. Ben itibarımın geri verilmesini istiyorum” diye konuştu.

“BU YOLDA ÖLÜM VAR AMA DÖNMEK YOK”

Yaşanan olaylardan eşiyle birlikte kendisinin de etkilendiğinin altını çizen 48 yaşındaki Nuriye Eren; “Yaşanan onca acıyı eşimle birlikte ben de çektim, yaşadım. Adım adım 12-13 yıldır mücadele ediyoruz. Bu süre içinde umudumuzu hiç kesmedik. Onurumuzu ve itibarımızı almak için hiç vazgeçmedik. Ancak işin içinde FETÖ varmış, terör örgütü varmış. Biz bununla başa çıkamadık. 15 Temmuz’un ardından açılan davada hala bir gelişme yok. Biz mağdur edildik. Onurumuzun, itibarımızın geri verilmesini istiyoruz. Hakkımızı ve adaleti aramaya çıktık. Sesimizi duyurmak için Pazar günü sabah erken saatte Aydın’dan yola çıktık ve Ankara’ya yürüyoruz. Bu sürede tabi zor geçiyor. Az bir gölgelik bulduğumuzda oturup dinleniyoruz. Petrol istasyonlarında dinleniyoruz. O istasyonların mescitleri var oralarda kalıyoruz, konaklıyoruz. Bu yolda ölüm var ama dönmek yok. Cumhurbaşkanımızın da maddi ve manevi desteğini istiyoruz” şeklinde ifade etti.

Güncelleme Tarihi: 24 Temmuz 2019, 12:07
YORUM EKLE
YORUMLAR
Musa Dönmez
Musa Dönmez - 5 ay Önce

Selamlar. Hakkını aramak güzel şeydir. Kolay gelsin. Başaracağınızdan emin.

SIRADAKİ HABER

banner187

banner186