“Musa Eroğlu benim için bir idol, ekoldür”

Ailesine ziyaret için Denizli’ye gelen ve ünlü Sanatçı Musa Eroğlu ile birlikte yaptığı düeti ile tanınan Sanatçı İsmail Çakır, “Musa Eroğlu da benim için bir idol bir ekoldür. Musa Hocamla bu düeti yapmak benim için gerçekleşmiş bir hayalimdir” dedi.

Aslen Burdurlu olan ve Aydın’da Müzik Öğretmeni olarak görev yapan Sanatçı İsmail Çakır, aile ziyareti için Denizli’ye geldi. Öncelikle kendisinden söz eden Sanatçı Çakır, “Ben aslen Burdurluyum Aydın’da yaşıyorum ve eğitimciyim, öğretmenlik mesleğimi de yapıyorum. Pamukkale Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Bölümü’nden mezunum. 2008 yılına kadar Denizli’de yaşadım. O yüzden Denizli’ye yabancı değilim. Aynı zamanda ailem de burada yaşıyor. Sık sık onları ziyarete geliyorum. Güzel bir tesadüf oldu sizlerle buluştuk. Benim için de çok güzel bir anı oldu” dedi.

“MUSA HOCAMLA DÜET YAPMAK GERÇEKLEŞMİŞ HAYALİM”

Sosyal medyada oldukça ses getiren ve Musa Eroğlu ile yaptığı düet yaptığı ‘İncedir De Benim Yarim Pek İnce’ derlemesinin macerasını anlatan Sanatçı Çakır, şunları söyledi: “En son yaptığımız eseri düet yaptık. Sağ olsun desteğini esirgemedi. Musa Eroğlu benim ve herkesin gözünde çok büyük bir sanatçı yüreklerimize taht kurmuş bir isim. Ben bağlamayı elime alalı 30 yıl oldu ve bizler tabii sanat hayatına ve müziğe başladığımızda birçok isimden etkilenerek başlıyoruz. Musa Eroğlu da benim için bir idol bir ekoldür. Musa Hocamla bu düeti yapmak benim için gerçekleşmiş bir hayalimdir. Yapmış olduğumuz eser, benim Emirdağ Yöresi’nden yaptığım 10-12 türkü derlememden biri. Ben bu türküyü daha önce solo olarak seslendirmiştim. Musa Hocam’la 2006 yılından beri tanışıyoruz, çok sık bir araya gelemiyoruz ama bir araya geldiğimizde ben her fırsatı değerlendirmeye çalışıyorum. Ben Musa Hocam’a böyle bir teklif sundum. ‘Bu türküyü beraber seslendirebilir miyiz?’ dedim. Sağ olsun hocam da beni kırmadı. Zaten birçok kişiyle yapıyor böyle işler, bizleri kırmıyor. Çok mütevazı biri.”

“BU AŞK İÇİMDE KENDİLİĞİNDEN OLUŞTU”

30 yıldır saz çaldığını ve türkü söylediğini belirten Sanatçı Çakır; “Ben küçük yaşlarda çok büyük bir hevesle başladım. Bu aşk içimde kendiliğinden oluştu. Kimsenin etkisi olmadan büyük bir merak ve aşkla başladım bu işe. Ders de almadım zaten. O zamanlar öyle bir şey de yoktu. İnternette arayınca her şey geliyor, her şey bulunabiliyor. Bizim çocukluğumuzda öyle de değildi, kaset dönemi vardı. Mesela Musa Hoca’nın o dönemde kaç kaseti olduğunu bilmiyorduk. ‘Bilmiyorduk’ derken kasetçiye gidip gördüğümüz kadarını biliyorduk. Orada ne varsa onu biliyorduk. Bu şekilde müzikleri dinleyerek kendimizi geliştirmeye çalıştık. Üniversiteden sonra profesyonel müzik hayatım başladı. Çevremdeki herkes müzikle uğraşıyordu. Müzik öğretmenliği okuyorduk ve müzik eğitimleri alıyorduk. Haliyle kendimi daha çok geliştirmeye başladım. O zamanlarda bir arkadaşıma birlikte kurduğumuz ‘Grup Yol’ isimli çok çalışmalar ve konserler yaptığımız bir grubumuz vardı. İlk albümümüzü de Grup Yol olarak yaptık. Sonra öğretmenlik hayatım başladı ve 2016 yılında bestesi bana ait olan ‘allı turnam’ isimli solo single yaptım. 2017’de ‘aşk’ isimli albümümü çıkardım. 2020’de de Musa Hocam’la düetimizi yaptık. Bunun yanında tabii ben sürekli çalışmalar yapıp dinleyicilerle buluşturuyorum. Artık sosyal medya çok güçlü bir araç. Ben de sesimi oradan duyurmaya çalışıyor ve çok güzel tepkiler alıyorum. Bu işin manevi boyutu çok yüksek. Mesela hiç tanımadığım biri bana yazdığı zaman, kimseyi de cevapsız bırakmıyorum bu arada mutlaka karşılık veriyorum” diye konuştu.

“24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ’NE ÖZEL ‘MUALLİM’ TÜRKÜSÜNÜ ÇEKTİK”

Öğrenciler ile sık sık çalıp söylediklerini ifade eden Çakır; “Aydın’da bir ilkokulda gönüllü müzik derslerine giriyorum. Bu sene güzel bir proje yaptık. Seyircilerimiz sosyal medya hesaplarımdan izleyebilirler. İlkokul 4’üncü sınıf öğrencilerimle bir klip çektim. Onları stüdyo ortamına sokup, türkü kaydettik. Hatta 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne özel ‘Muallim’ türküsünü çektik. Çocuklara bu kültürü verdiğimiz zaman onlar da alıyorlar. Hani diyorlar ya; ‘türkü dinlemezler’, öyle bir şey yok. Türkü dinleniyor ama maalesef biraz geri planda kalıyor. Bu konuda da bence müzik öğretmenleri olarak biz ellerimizi taşın altına koyup, kültürümüzü daha çok öğretmeliyiz. ‘Başka kültürleri öğrenmeyelim’ demiyorum ama önce kendi temel kültürümüz. Bu gün Fazıl Say bir batı enstrümanı olan piyanoyu Âşık Veysel’den beslenerek çalıyor. Çünkü onlar bizim kökümüz” dedi.

Güncelleme Tarihi: 29 Ocak 2020, 14:37
YORUM EKLE
YORUMLAR
CAnip Sarıışık  Em. Öğrt.
CAnip Sarıışık Em. Öğrt. - 2 hafta Önce

İsmail Hocam sesine sazina kurban.... Yolun hep acikolsun ve de öyle görünüyor.tanismak isterim bı fırsatta..

SIRADAKİ HABER