“OKULUN İLK GÜNLERİNDE VELİLER VE ÖĞRENCİLERDE BİR KAYGI SÜRECİ VARDIR”

DRT Denizli ekranlarının yayın klasiklerinden ‘Haberin Merkezi Programı’na konuk olan Yüksekçıta Okulları Genel Müdürü Kubilay Argını, “2018-2019 Eğitim-Öğretim yılı hayırlı uğurlu olsun. Okullar ve aileler olarak bizlerin yapması gereken çok önemli ve detaylı işler var. Okulun ilk günlerinde veliler ve öğrencilerde bir kaygı süreci vardır. Önemli olan velilerin ve öğrencilerin bu kaygıyı üzerlerinden nasıl atacağını iyi hesap etmek gerekir” dedi.

“OKULUN İLK GÜNLERİNDE VELİLER VE ÖĞRENCİLERDE BİR KAYGI SÜRECİ VARDIR”
banner22

Yüksekçıta Okulları Genel Müdürü Kubilay Argını, DRT Denizli ekranlarının yayın klasiklerinden ve Tolga Alp Düzgören tarafından hazırlanıp sunulan ‘Haberin Merkezi Programı’na konuk oldu. Öğrenci ve veliler üzerindeki kaygının ele alındığı programda konuşan Argını, “2018-2019 Eğitim-Öğretim yılı vatandaşlarımıza hayırlı uğurlu olsun. Okullar ve aileler olarak bizlerin yapması gereken çok önemli ve detaylı işler var. Okulun ilk günlerinde veliler ve öğrencilerde bir kaygı süreci vardır. Önemli olan velilerin ve öğrencilerin bu kaygıyı üzerlerinden nasıl atacağını iyi hesap etmek gerekir. Bu kaygı; öğrencilerde bir korku, endişe ve heyecan bu heyecanı nasıl yeneceğini bilememekle alakalı bir durum var. Velilerdeki durum ise çocuğumu A okuluna götüreceğim ama acaba güvenli bir okul mu? Acaba oradaki eğitim-öğretim çocuğuma yeterli olacak mı? Gibi nedenlerden dolayı kaygılar oluşur. İster devlet ister özel okul olsun; devletteki yeni sınıflandırmalar ve özel okullardaki kendi içlerindeki sınıflandırmalardan dolayı veliler farklı tercihler yaparak, çocuklarını, özel ya da devlet okullarına yolluyorlar” dedi.

“ORYANTASYONLAR SADECE ÖĞRENCİLERE YAPILMAMALIDIR”
Velilerin yapması gerekenleri iki guruba ayıran Genel Müdürü Argını, şunları söyledi: “Bir tanesi; eğitim kurumlarının yapması gerekenler var. Bizim kurumumuzda; 1 hafta öncesinden eğitim-öğretim oryantasyonu başladı ama bunun hazırlığı 1 ay öncesinden başladı. Oryantasyonlar sadece öğrencilere yapılmamalıdır. Bizim inancımız budur. Oryantasyonlar, kaygıları giderebilme adına velilere de yapılmalıdır. Yaptığımız oryantasyon modeli; velilerimizi sınıf bazında topluyoruz. Velilerimize ilk önce çocuklarıyla ilgili tüm detayları öğrenebileceğimiz formlar veriyoruz. Bu formları doldurmalarını talep ediyoruz. Öğrencimiz; hiperaktif ise rehberlik servisi ile paylaşabilmesi adına o formu tüm detayı ile doldurmasını talep ediyoruz.

“İLK ÖNCE ÇOCUĞU TANIMALIYIZ”
 İlk önce eğitim verilecek çocuğun tanınması gerektiğinden söz eden Argını, “ilk önce çocuğu tanımalıyız. Ardından öğretmenlerimiz velilere kendilerini tanıtıyorlar. Bunlar velilerin okula bakış açısını, okuldan beklentilerini ve kaygı düzeyini bir noktada ortadan kaldırıyor. Velilere yapılan bu sunumlar sonrasında okulun tanıtımı, servise nereden inip bineceği, öğle yemeğini nerede yiyeceği, nasıl yiyeceği, okul ile veli arasındaki iletişimin nasıl bir süreçte yıl boyunca takip edileceği hangi aralıklarla okula gelip gelmeyeceği gibi detaylar; rehberlik servisi ve okul idaresi tarafından bu oryantasyon sürecinde veli ile paylaşılıyor” şeklinde konuştu.

“BİR HAFTALIK SÜREÇ İÇERİSİNDE BİR SÜRÜ ARKADAŞ SAHİBİ OLUYORLAR”
Öğrenciler üzerindeki kaygı hakkında da açıklama yapan Argını, şunları söyledi: “Öğrenci okula anne baba gibi gelmiyor. Olaya bir hafta öncesinden başlıyor. Bir hafta öncesinden okul saatine yakın bir saatte okula geliyor. Kendi sınıf arkadaşlarıyla beraber sınıfa giriyor. Kendi sınıf öğretmenini tanıyor. Okulda ne zaman, nasıl hareket edebileceğini, nerelere gidip gelebileceğini, sosyal etkinlik alanlarını, kendi aktivitesi ile ilgili bölümleri, her şeyini o bir hafta içerisinde öğreniyor. Öğrenciler, yetişkinler gibi değil. Çok çabuk arkadaş ediniyorlar. O bir haftalık süreç içerisinde bir sürü arkadaş sahibi oluyorlar. Artık 1 hafta sonunda öğrenciyi ilk okula götürdüğünüzde; o paçanıza yapışan, ağlayan, çığlıklar atan bir modelle karşılaşmıyorsunuz. Tam tersi ‘Ne zaman okul açılıyor anne ve ya baba? Cümlesiyle karşılaşacaksınız. O yüzden okulların, o bir haftalık okul öncesi süreci çok iyi değerlendirmeleri, velilerin ise çocuklarını çok iyi hazırlamaları gerekiyor.”

“OKULUN, MUTLULUK YAYAN KISMINI ÇOCUKLARIMIZA ANLATMALIYIZ”
Öğrenci velilerine öneriler de sunan Argını, “Okulun, mutluluk yayan kısmını çocuklarımıza anlatmalıyız. Bir eğitimci olarak söylüyorum; okullar bizi çok mutlu eden, öğrencinin olmadığı zamanlarda çok canımızın sıkıldığı bir yerdir. Bizim için öğrenci, mutluluk kaynağıdır. Çünkü geleceğimiz istikbalimizdir. Ne kadar çok beraber olursak, onlarla ne kadar çok ilgilenebilirsek bizim geleceğimize yönelik çalışmalarımız o kadar net ve gönül rahatlığıyla gençlere emanet edebileceğimiz bir ülke çalışması yapıyoruz. Aileler; kendi deneyimleriyle, kendi çocukluğunda yaşamış olduğu okul ile ilgili olumlu anılarını paylaşabilirler. Velilerimiz, öğrencilerimizle mutlaka bu süreç içerisinde sohbet etmesi gerekiyor. Anaokul ile ilkokul çok önemlidir. Anaokul ile ilkokuldan sonra çocuklarımıza, ortaokul ve ileriki dönemlerde yapmıyoruz. Sadece okul değiştiren, yeni okula başlayan farklı bir okula kayıt yapmış bir öğrencinin okul ortamına ayak uydurmasıyla ilgili olan kısımlarla etkili rol oynayabilir. Veliler bunu yaptıktan sonra öğrenciler, yüzde 80 okula uyum ile ilgili kafalarındaki sıkıntıyı ortadan kaldırıyorlar” dedi. 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER