PAMUKKALE’Yİ, DENİZLİLİLER YÖNETSİN…

Pamukkale Koruma amaçlı İmar Planı’nın fitili ateşleyen Mimarlar Odası Denizli Şubesi idi… 1980 yılların ortasında başlayan Pamukkale Koruma Amaçlı İmar Planı’nın önderleri Başkan Zeki Kaplan ve Mimar Ahmet Yoldaş’tı… Pamukkale’nin sorununu Uluslararası düzeye taşıyan Mimarlar Odası Denizli Şubesi, Pamukkale’deki tesislerin yıkılmasına ve “Pamukkale Koruma Anayasası’nın hazırlanmasına öncülük yapmışlardır…

Konuyu şuraya getireceğim… Mimarlar Odası Denizli Şubesi Önceki Dönem Başkanı Süleyman Boz, sosyal medya hesabında  28 Nisan 2019 tarihinde “Pamukkale; Ankara'nın yönetiminden alınmalı, Denizli'de yarı resmi bir kurumun yönetimine verilmelidir .” başlıklı bir yazı yayınladı. Yazıya azımsanmaya düzeyde yorumlar yapıldı. Mimar Boz’un yazısını sizinle paylaşmak istiyorum…

“Pamukkale / Hierapolis Antik Kenti içindeki özel ve kamu yapıları, oteller, resmi binalar, başlangıçta yanlış ve kente zarar verecek şekilde yapılmış, izin verilmiş.

Tusan Motel; Pamukkale'ye adını veren Kale içinde ve travertenlerin tam üstünde idi.

Koru ve Mistur otelleri; travertenlerin üstünde, antik kentin kalıntıları üzerinde idi. Oda kapılarını açınca travertene basıyordunuz.

Jandarma binası; antik su kaynağında,

Özel İdare konaklama tesisleri; Pamukkale sıcak suyunun tam özünde, gözünde,

Beltes Belediye tesisleri; Denizli'ye bakan travertenlerin üzerinde idi.

Dönemin valisi Necati Bilican bey, tüy diker gibi antik kentteki kalıntıların üzerine bir de Tenis kortu yaptırmıştı.

(Benim gazetelerde sürekli konunun yanlışlığını işleyen yazılarım sonunda , koruma kurulunun da kararı ile bu hukuksuz kort kaldırıldı)

..

Tüm bu Hierapolis'i sürekli kirlendiren, yok eden, doğal traverten oluşumlarına ket vuran bina, tesis ve her tür yapının kaldırılması konusunun en başta savunucularından birisi benim.

Yazılarımla, toplantı, panel ve tartışmalarla, STK ve meslek odaları girişimleri ile, koruma planı sürecinde, yasal , meşru mücadeleler sonucu Pamukkale o izbe yapılardan kurtuldu. Belli bir düzene, yeşilliğe, seyir yollarına kavuştu..

Doğru olan budur..

..

Yanlış olan Pamukkale’nin Ankara elinde Denizli den koparılmasıdır; Pamukkale’yi şimdi ki Dünya Mirası konumuna biz getirdik. Mimarlar odası, STK’lar ve Denizli kamuoyunun desteği ile…

Pamukkale’ye biz (Denizli) kurtardık ama onu Ankara elimizden aldı. Gelirlerini, yönetimini.. Her şeyini..

...

Pamukkale siti içinde her türlü rezaleti, ucube binaları , travertenlerin kirlenmesini görmezden gelen Ankara, uluslararası standartta bir SİT alanı oluşunca, Denizli’nin emeği, kazanımı üzerine el koydu. Gasp etti..

Ölen Vali Yazıcıoğlu’na ağır laflar etmiştim… Antik su kaynağındaki valilik binalarını yıkmadığı için... Sonunda yıkmak zorunda kaldı.

Fikri Sağlar, Ercan Karakaş, Ertuğrul Günay kültür bakanı iken, oradaki binaların yıkılma iradesini dikte edenlerin başında mesleki ve siyasi iradeyi empoze edenlerden birisiydim.

..

Pamukkale’nin yönetimi, kullanış şekli, gelirlerinden yararlanılarak diğer antik kentlerin ayağa kaldırılması ile ilgili irade Denizli’ye bırakılmalıdır.

Denizli, Pamukkale sınavını vermiş ve dünyaya örnek olmuştur.

Benim önerim, Büyükşehir bünyesinde oluşturulacak uzman ve meslek odaları ile koruma kurulu temsilcilerinden oluşacak yarı resmi bir kurum yönetmeli Pamukkale’yi.

Orada çeşitli kültürel sosyal etkinlikler olmalı.

Giriş ücreti ve içerdeki hizmetler makul olmalı.

Başta iktidar partisinin yerel temsilcileri bu taleplere sahip çıkarsa Pamukkale 2. Kez Ankara’dan kurtarılır..

Yoksa Denizli’nin sürekli Pamukkale’ye kıçı dönük kalacaktır... Pamukkale; Denizli iradesinde bir kurula bırakılmazsa coğrafi olarak Denizli’de yer almasının da hiç bir önemi yoktur. Konu üzerinde yorum yapan herkese sunuyorum… Selam ve saygılarımla...”

İşte yorumlar:

• Hilmi Yıldırım:  Bizden sonraki Nesillerimize bırakabileceğiniz Dünya harikası güzellik ler için gösterdiğiniz mücadele icin Sizi kutluyorum.. Süleyman bey kardeşim.. Hemşerim.

• Berna Çelik:  Tabiat varlıklarında da kültür varlıklarında olduğu gibi “alan yönetimi” oluşturulabilir, Bakanlık bir yönetmelikle düzenlemesini yapabilir. Neden olmasın..

• Barbara D. Tolle:  Koru Motel rüya gibi bir yer idi. Onun küçük evleri tam doğada koymuştu. Ve patronu teraslardan çok iyi baktı. Kalb yorumu sizin ve mücadeleniz için, Süleyman bey, Pamukkale üzerine ağlıyorum..

• Süleyman Boz: Koru Motel tam da travertenlerin üzerine yapılmıştı. Doğal su akışını, traverten oluşumunu engellediği gibi, kirlilik de yaratıyordu.

• Kenan Öztürk: Süleyman Bey, önerinizi ve gerekçelerini destekliyorum. Bu gibi yerler yerelden yönetilmelidir. Anlattığınız gibi Pamukkale'nin eski halini 1974'den beri (aynı yıl Pamukkale Koru Motel'de yaz stajı yapmıştım) biliyorum. Yapılanlar doğru olmakla birlikte yönetim ve sorumluğu profesyonel bir ekibe verilmelidir, önerdiğiniz gibi. Bu konuda mücadele devam etmeli.

• Ali Korkmazcan: En son bir iki tesisin kapatılmasını, Çevre Kanunu'nu uygulayarak vesile olmuştum… Zira mahkemelerle kapatılma sürecinin uzatılmasını sağlıyorlardı…Yerelden yönetilme önerinizi destekliyorum.

• Fırat Hinchal: Bravo Süleymancığım, çabaların için, Denizli’de kısa dönem askerlik yaptım 1982 de, hafta sonları o otellerden birinde keyif yapıp havuza giriyorduk ve hayret ediyorduk nasıl bu oteller buraya kondurulmuş diye.... Bu topraklar doğa ve tarihi yok etmek …

• Behiye Tursunbay: Bunun dışında özel arazilerdeki traverten ocaklarında yapılan katliamlar da var. Bizim gezide gittiğimizde adamlar 20 milyon yılda oluşan travertenleri kesip kesip satışlarının reklamını yaparken bizim mimarlarda alkış tuttular. 15$ a 1m3 yurt dışına satıyorlarmış. Ben dayanamadım onların reklamlarını izleyemedim dışarı çıkmıştım…

•  Behiye Tursunbay: Aslında milli kaynakların özel olmaması da gerekir

•  Mesut Orhan: Doğayı bozmadan, vatandaşı Pamukkale’den koparmamak lazım…

•  Adem Özen: Süleyman bey evet, Pamukkale için çok önemli bir konunun altını çiziyorsunuz. Sizleri tebrik ediyorum… Ben zaten aynı sizin Pamukkale üzerine savunan dost veya arkadaşlar dan birisiyim… Evet bende giriş ücretinin yüksekliğinde ve yarı özerk bir yönetim şekliyle Denizlimize geri verilmesinden yanayım.

• Hüseyin Yurttaş: Sevgili Süleyman, görüşlerine katılıyor ve seni yürekten destekliyorum.

• Veli Aykar: Bir dünya harikası yer düşünün, oranın yerli halkı uzaktan bakıyor, girip gezmesi pahalıya patlıyor. Sonra oradan nemalananlar farklı. Sonra da Denizlilere koruyun diyoruz. Davul bizim tokmak başkasının elinde. Dünyada eşi benzeri görülmemiş uygulama.

• Kara Şükrü : Pamukkale, sadece bizim de değil evet üzerinde çok rant kapıları açıldı önceden.. Ama bu bir dünya kültür mirası ve herkesin de görmesi elzemdir.. Ancak bu tür yerler aslında doğal bir müze ve ellenmemesi de lazım.. Belki nefesin bile orayı bozar ama o kadarda değil.. İllaki yapılması gereken bu doğanın gelecek nesillerede aktarılması ve yaşatılmasıdır.. Bu yüzden süleyman abime katılıyorum…

• Mustafa Demirci: Çok güzel anlatmışsınız peki Zeybekci niye böyle konularla ilgilenmez hiç

Süleyman Boz, Mustafa Demirci Nihat bey arkeolojik ve kültürel değerlerin korunması konusuna ilgilidir. Başkanlığı döneminde birçok tarihi mimari yapıyı restore ettirdi. Şu andaki Konservatuar, eski Külahçıoğlu Değirmeni - mesela. Ayrıca Laodikeia Antik Kenti’nin kazılarının başlatılmasında da bizle, yani mimarlar odası ile birlikte etkili olmuştur… Siyasî kişiliği ayrı konular..

•  TC Ali Vehbi Kaya: Pamukkale’nin zaten halk ile ilişkisi kesildi. Giriş 50 TL

Yorumlar gösteriyor ki; Pamukkale sahipsiz değil…

Pamukkale’nin gerçek sahipleri Denizlililer’dir…

ÇAĞBAYIR AİLESİ’NE DSİ DENİZLİ İL MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN VEFA…

Sarayköy, DSİ Denizli’de görevi sırasında aramızdan ayrılan mühendis Mehmet Çağbayır’ın ismi  “Çağbayır Sulama Birliği Başkanlığı’na verildi…

Görev Yaptığı dönemde bu güzel toprakların daha verimli sulanması için gezmedik, çıkmadığı zirve bulunmayan rahmetli Mehmet Çağbayır’ın adının sonsuza kadar yaşatılması Çağbayır Ailesi’ni duygulandırdı. Ülkemizin yakından tanıdığı edebiyatçı yazar Serinhisar İlçesine bağlı Kocapınar Köyü’nde doğan emekli edebiyat öğretmeni Yaşar Çağbayır, sosyal medya hesabında duygularını yazdı.  İşte; Yaşar Çağbayır’ın duygu yüklü yazısı…

“Sarayköy / Denizli DSİ'nin kadirbilir insanlarına teşekkürlerimle.

Sarayköy Sulama Birliği'nin adının Çağbayır Sulama Birliği olarak değiştirilmesi işinin şahsımla ilgisi sadece adı verilen kişinin kardeşim olmasıdır. Yani adı verilen kişi Sarayköy DSİ görevi başında iken 11.02.2013'te adını bile söylemekten çekindiğimiz kötü hastalıktan vefat eden MEHMET ÇAĞBAYIR'dır. Kardeşim Mehmet, uzun süre DSİ'nin çeşitli yer ve bölgelerinde çalışmış en son da Sarayköy DSİ'de yönetici olarak bulunmuştur. Çevredeki bütün barajların sorumluluğunu üstlenmiş biriydi. Zaten çocukluğundan beri sulama işlerine çok meraklı idi. Zaman zaman evimizin ardından geçen değirmen suyunu bahçemize çevirir, ‘Patlıcanlar, biberler susamış.’ diye sulamaya kalkar, kendisi de çevirdiği değirmen arkının sularına kapılıp ıslanırdı. Köyümüze (Yukarı Karaçay Kocapınar Köyü’ne)  damla sulamayı, elma ağaçlarının ömrünü tamamladığını görerek kiraz ve vişneçiliği, onların da ömrü bitince ceviz yetiştirilmesini tavsiye eden dolayısıyla köyümüzün meyve ve sebze ambarı hâline gelmesine sebep olan odur. Ayrıca köylüyü ormanla barıştıran, köyün selden korunması için dereleri temizletip kenarlarına koruma duvarları çektiren yollarının yapılmasına yardımcı olan kişidir. Kısacası, bu isim yerini bulmuştur. İlgililerin vefa borcunu ifade eden bir davranış olduğu için bu kişilere çok çok teşekkür ederim.”

DSİ’nin Denizli’deki yatırımlarını görünce aklıma köylümüz Mehmet Çağbayır gelir… Rahmetli Mehmet Çağbayır’ı rahmetle anıyorum ve yıldızlar yoldaşı olsun…

47.YILINDA DENİZ, YUSUF VE HÜSEYİN’E SELAM OLSUN…

Onlar toprağa düşen tohumdular… Her bahar geldiğinde yeniden yeşeriyorlar. Üç fidanı darağacına gönderenler, tarihin karanlık sayfasında yok olup gittiler… Tam Bağımsız Türkiye dedikleri için darağacına en küçük bir pişmanlık bile duymadan başı dimdik yürüyen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın “Tam Bağımsız Türkiye” rüyası kar topu gibi katlanarak büyüyor… Amerikan emperyalizmine “hayır” diyen devrimcilere bugünlerde hak veriliyor…

Ve; “Her devrimci hayatla sözlü, ölümle nişanlıdır.” Diyoruz…

Deniz, Yusuf ve Hüseyin’i ölümlerinin 47. Yılında anıyoruz…

HÜSEYİN MERT VE DENİZ SOLMAZ ERKEKLİĞE ADIM ATTI

Yiğenim Salih ve Gülşah Solmaz’ın oğulları Hüseyin Mert ve Deniz Solmaz erkekliğe adım attı. Sünnet Düğünü Aktepe TOKİ Gazeteciler Sitesi’nde yapıldı.  Hüseyin Mert ve Deniz Solmaz’in mutlu günlerine Solmaz Ailesi’nin yakınları, akrabaları ve dostları katıldı. Hüseyin Mert ve Deniz’e sağlıklı, başarılarla dolu bir yaşam dilerim…

“PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” ÇAĞRIMIZIN 1516’UNCU GÜNÜDÜR…

Pamukkale ve Laodikya Antik Kenti’nin gelirleri, Denizli’ye kalmıyor... Hierapolis, (Kutsal Şehir) binlerce yıldır, insanlara şifa dağıtıyor… Pamukkale ve Laodikya son yıllarda, Denizlililerin ilgi odağında değil… Artık, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uygulamalarıyla Denizlililerin “Laodikya ve Pamukkale Sevgi Ateşi” söndü… Geçmişte, Denizlililer gelen konuklarını Pamukkale ve Loadikya’da ağırlar ve fotoğraf çektirerek anılarını ölümsüzleştirirdi… Şimdiler de ise; böyle anılar ölümsüzleşmiyor… Denizlililerin “Pamukkale ve Laodikya’nın Geliri Denizli’de Kalmalıdır” çağrımıza Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, yanıt verene kadar devam edeceğiz…

PAZARTESİ’NİN SÖZÜ:

“Tam bağımsızlık denildiği zaman, doğal, siyasal, mali, adli, askeri, kültürel ve her alanda tam bağımsızlık anlaşılır.”

Mustafa Kemal ATATÜRK

YORUM EKLE