PANDEMİ ETKİSİYLE MAYIS BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ OKUYALIM

Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan 2020 Mayıs ayına ilişkin merkezi yönetim bütçe gerçekleşmelerine göre 1. çeyrekte bütçe dengesi 29 Milyar TL açık verirken, faiz dışı denge mart ayında gerçekleşen bütçe açığı sonrası, tekrar açık vermemiş aksine 8.6 Milyar TL fazla vermiştir. Nisan ayında açıklanan rakamlara göre bütçe dengesi en yüksek açık seviyesine ulaşarak 43 Milyar TL açık verdiği görülmektedir. Buna bağlı olarak Faiz Dışı Denge de yine en yüksek seviyesine ulaşarak 26 Milyar TL açık vermiştir. Mart ve Nisan aylarında verilmesi gereken aylık katma değer vergisi beyannameleri ile 30 Nisan tarihinde beyan edilmesi gereken kurumlar vergisi beyannamelerinin beyan edilme sürelerinin COVİD – 19 süreci kapsamında ertelenmesinden dolayı özellikle Mart ve Nisan ayında gerçekleşen bütçe açıkları piyasalar ve devlet nezdinde öngörülebilir bir durumdur. Ertelenen bu beyannameler mayıs ve haziran aylarında beyan edildiğinden, özellikle Haziran ayı gerçekleşmelerine göre bütçe açıklarında ciddi azalmalar görüleceği de yine öngörüler arasındadır. Mayıs ayında bütçe dengesi 17 Milyar TL, faiz dışı denge 7.6 Milyar TL açık vererek ama azalan seyir izleyerek bu öngörüleri destekler değerler göstermektedir. Haziran ayında bu bütçe açıklarının daha da azalacağı tahmin edilmektedir.

***

Bütçe açıklarını sadece gelir kalemi üzerinden değerlendirmek yanıltıcı olacaktır. COVİD – 19 sürecinde devlet tarafından alınan önlemler kamuya fazlasıyla gider yükü oluşturmuştur. Normalleşme dönemine dek hem işverenlerin hem de işçilerin mağduriyet yaşamaması açısından devlet Kısa Çalışma Ödeneği, İşsizlik Ödeneği gibi destekler sunmuştur. Bundandır ki bütçe açığının zirve yaptığı Nisan ayında devletin SGK’ ya yaptığı hazine yardımları 12.4 Milyar TL’yi bulmuştur. Normal şartlar altında aylık olarak 17 ile 18 Milyar TL gibi bir gider oluşturan Sağlık, Emeklilik ve Sosyal Yardım Giderleri Nisan ayında 32.5 Milyar TL değerinde bir gider rakamına ulaşmıştır.

COVİD – 19 sürecinde normalleşme aşamasına geçtiğimiz bu dönemi ekonomik olarak ele almak için Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından önümüzdeki dönemler için açıklanacak olan verileri beklememiz gerekmektedir. Devlet, COVİD - 19 sürecinin ilk aşamalarında hem işverenlerin hem de işçilerin hayatlarını idame ettirebilmeleri için gerekli olan otonom harcamaları desteklemiştir. Sonraki dönemde ise devlet hem ekonomiyi canlandırmak hem de ekonomik süreci hızlandırmak için selektif kredi destek paketleri açıklamıştır.

***

Kredi destek paketleri kapsamında, gelir düzeyi fark etmeksizin vatandaşların ekonomiye katılmaları ve özellikle araç, konut, mobilya vb. edinimlerini arttırması hedeflenmiştir. Kredi destek paketleri, pandemi süreci sonrası oluşabilecek ekonomik durağanlığın önüne geçmek ve süreci stabilize etmek için önemli araçlardır. Fakat destek paketlerinin finansmanı konusunda devletin nasıl bir politika izleyeceği burada önemli rol oynamaktadır. Zira COVİD – 19 sürecinde gider kalemlerinde yaşanan olağandışı artışın etkileri hala sürerken destek paketlerine finansman bulmak zor olacaktır. Türkiye bu süreçte yaşanacak finansman zorluklarını aşmak için para basma yöntemine gitmeyi seçecek gibi görünüyor ve zaman zaman da basıyor. Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) Haziran ayında toplantı sonrası yaptığı,  “Banka, Pandemi Acil Varlık Alım Programı'na 600 Milyar Euro daha ekleyerek toplam mali desteğini 1,35 trilyon Euroya çıkarma” açıklaması Türkiye’nin finansman sağlamak amaçlı para basma yönelimini kolaylaştırdı.  FED ve Avrupa Merkez Bankası'nın aldığı kararlar doğrultusunda Türkiye finansmanını para basma yöntemi ile sağlarsa önemli bir sorunla daha karşılaşacak gibi görünmektedir. Yüksek enflasyonun etkisi altında bulunan Türkiye’nin bu süreçte alacağı para basma kararı enflasyonist beklentileri arttırabilir. Fakat ekonomilerdeki bu gibi hassas dönemlerde ya yardan ya serden geçmek gerekir. Ya enflasyon riskine bir süre razı olacağız sonrasındaki politikalarla stabilize hale getireceğiz, ya ekonomik durgunluğu sineye çekip işyerlerinin kapanmasına, işsizlik oranlarının artmasına, daha da ekonomik küçülmeye ve bir dizi sosyal sorunlara raazı olacağız. Bence birincisine razı olalım.

***

Destek paketine ilişkin finansmanlar para basma dışında hali hazırda dolaşımda bulunan para ile sağlanabilirse FED ve Avrupa Merkez Bankası'nın aldığı kararların neticesinde Türkiye üzerindeki döviz kuru riski üzerinde ciddi azalmalar gerçekleşecektir. Döviz kuru üzerinde yaşanabilecek bu olumlu gelişmeye karşılık hane halklarının pandemi süreci ve öncesinde yaşanan döviz kuru artışlarını olağanlaştırması ve benimsemesi, destek paketlerinin var olan kaynaklarla finanse edilmeyeceği izlenimi oluşturmaktadır.

Kredi destek paketlerinin bir diğer amacı da inşaat sektöründe yaşanan durağanlığı gidermektir. İnşaat sektörü, kullanılan girdilerin değer olarak büyüklüğü ve çeşitliliği açısından önemli bir konumdadır. Bunun yanında istihdama artı değer katmakta ve diğer sektörler için altyapı oluşturmaktadır. İnşaat sektöründe yaşanan ekonomik bir durgunluk hiç şüphesiz diğer sektörlerde de durağanlık yaşatacak ve ekonomik büyüme üzerinde olumsuz bir etki oluşturacaktır. Geçtiğimiz dönemlerde Türkiye, inşaat sektöründe önemli bir durağanlığa girmişti. COVİD – 19 sürecinin ortaya çıkması ile de yaşanan bu durağanlık artış göstermeye devam etmiştir. Normalleşme süreci ile beraber devlet, açıkladığı kredi destek paketleriyle hem bu durağan durumunu giderme hem de ekonomiyi hareketlendirme eğilimine girmiştir.

***

Türkiye’nin inşaat sektöründe yaşadığı bu durum stok konutlardan kaynaklanmaktadır. İnşaat sektöründe yaşanan büyüme ile ekonomik büyümenin bir tutulması inşaat sektörüne fazlaca yatırım yapılması bu stok konutları doğurmuştur. Sektörde gerçekleşen yatırımların reel dönüşlerinin yaşanmaması ekonomik açığa sebep olmuştur. Açıklanan destek paketleri ile halkın konut edinimlerinin artması hedeflenmiştir. Destek paketleri sonucunda halkın konut alımına yönelmesi artacak ve stok konutlarda azalış meydana gelecektir. Stok konutlarda yaşanan azalışın inşaat sektörüne reel finansman sağlaması yeni yatırımların başlaması anlamına gelecektir. Destek paketleri sonrası 3. Çeyrek sonunda inşaat sektöründe yaşanan durağanlık yerini reel hasılatta artışa bırakarak Gayri Safi Yurtiçi Hasıla üzerinde önemli artışlar gözlemlenecektir. Fakat ekonomik zincirdeki tüm satıcı konumundakiler kendine şu soruyu sormalıdır?

***

İçinde bulunduğumuz sektöre yönelik finansman oranları düşürülüp alıcılar açısından cazip hale getirilmeye çalışılıp sektörümüze ve ekonomiye hareket getirilmeye çalışıldığı zamanlar NEDEN FİYATLARI ARTIRIYORUZ? BU DAVRANIŞ TİCARİ ETİK VE AHLAKA SIĞIYOR MU? Anlayan anladı..

YORUM EKLE