PARA, PARA, PARA

“Para para para, varlığı bir dert, yokluğu yara…” şarkısını çok kişi duymuştur. Akılda kalan şarkı sözlerindendir bu “para para para…”.

Toplumumuzda yaşam koşullarının başında para gelir para. Geçim derdi, esasen para derdidir. Gelir parayla ölçülür, gider de parayla ilgilidir. Paran varsa rahatsındır. Baş derdin giderilmiştir. “Para mutlu etmez” derler. Ama parasızlık insanı çok mutsuz eder.

MÖ 7. Yüzyılda Anadolu’da yerleşik olan Lidya’lılar ilk metal parayı icat etmişlerdir. Kağıt paranın mucidi ise Çinlilerdir.

Buna bakılırsa insan yaşamında iki Bin 700 yıldır para vardır. Ticaretin olmazsa olmazı olan para eski bir tanıdıktır yani.

Daha önceleri malların takası ile ticaret yapılmaya çalışılmış ama iş büyüyünce ve çeşitlenince takas işi iyice zorlaşmış ve ilk paralar altın ve gümüşten olmak üzere değerli metallerden basılmıştır.

Bugünkü Manisa’nın Salihli ilçesi yakınlarındaki Sart o zaman Lidyalıların başkenti Sardes’ti. İlk para da orada basılmıştır.

Son Lidya kralı Krösus için onun zamanın en zengini olduğu söylenir. “Krösus gibi zengin” tabiri oradan gelmektedir.

Cumhuriyet dönemi paralarımızda “para” diye bir paramız da vardı. 1924-39 yıllarında tedavülde olan 100 para eski harflerle basılmıştı. 2,5 kuruş değerindeydi.

İlk paralarımız arasında bu 100 para yanında 5, 10 ve 25 kuruşluk metal paralarımız da vardı. 5 ve 10 kuruşlar Alüminyum bronzundan (%91Cu ve %9Al) 25 kuruş ise teknik saflıktaki Nikel metalindendi. Eski yazılı metal paralarımız 1938-39 yıllarında tedavülden kaldırıldı.

1928 harf devriminden sonra Latin harfleriyle basılan yeni paralarımız tedavüle girdi:

10 para, 1 kuruş, 5 kuruş, 10 kuruş, 25 kuruş, 50 kuruş ve 100 kuruş. Para olarak son basılan 10 paralar 1950 yılında ebediyen tedavülden kalkmış oldu. Geriye sadece “On para etmez” gibi bir deyim kaldı.

1947’den sonra yeni paralarla tanıştık: ½ kuruş, 1 kuruş, 2 ½ kuruş, 5 kuruş, 10 kuruş, 25 kuruş, 50 kuruş ve 1 lira. Bunlardan ilk üçü delikliydi.

1960 yılından sonra 1 liranın üstünde de metal paralar basılmaya başlandı. 2 buçuk ve 5 liralıklar ülkemizdeki enflasyonun ilk habercileriydi. Basılan metal paraların da metal değerleri gitgide düşürüldü.

1975 yılından sonra metal para olarak 5 lira, 10 lira, 20 lira, 25 lira, 50 lira ve 100 lira ile tanıştık.

Bir zamanlar (ilk 1937 yılında basılmış olan) 12 g ve 20 ayar, %83 Altından olan “sarı lira” adlı 1 lira tümden değer yitirmişti.

1988 yılından itibaren 50 lira, 100 lira, 500 lira, 1000 lira, 2500 lira, 5000 lira, 10 000 lira, 25 000 lira, 50 000 lira, 100 000 lira, 250 000 lira bizim metal paralarımız oldu.

2005-2008 yılları arasında tedavüldeki paralardan altı sıfırı silerek 1 Milyon lirayı “1 Yeni Lira” yaptık. Enflasyonla ciddi bir mücadele yapıldı ve 2008 yılında “yeni lira” kaldırılarak tekrar liraya dönüldü.

Her şey yolunda gidiyor gibi oldu. Ama biz o çok sıfırlı paraları öylesine sevmiştik ki yeni paralarımıza bazılarımız hiç alışamadı. Hala Milyon, Milyar, Trilyon, Katrilyon diyenler mevcut. Hem de en üst düzeydeki yöneticilerimizden o Trilyon, Katrilyon laflarını duymak insana çok acı veriyordu.

2022 yılı Mayıs ayında yine çok sıfırlı paralarımıza geri dönme yolundayız. O çok sıfır sevdalılarına müjdeler olsun.

50 kuruşun altındaki paralar zaten piyasadan yok oldu sayılır. 100 liralık banknotlar büyük para olmaktan çoktan çıktı bile. Enflasyon %100 sevilerine doğru gitmektedir.

Hiç ehliyeti olmayan bile bu arabayı bu kadar kötü yönetmez. Neler oluyor bize?

YORUM EKLE