PARÇALAR - 10

Yakındık birbirimize, omuz omuza aştık zorlukları; yalnızdık, yüzlerce insanın arasında yalnız; hep uzak hep yakın; mesafelerimizin arasında belirsizdik. Silik, var olmaya çalışan, kategorize olmak istemeyen ama kategorilere ayrılmış insanlardık. Bir denge vardı. Hem korkuyorduk birbirimizle konuşmaya hem de en içli, en yanık, en dertli hikâyelerimizi paylaşıyorduk. Yumaktık, çözülmeyi bekleyen; zamanla eylemlerimizi, duygularımızı, kişiliklerimizi, ilişkilerimizin kusurlarını, ihtimal verilmeyecek korkusuzluğumuzu, sevgiyi ve saygıyı bilmeyi, tutsak kalmayı bilerek, anlayarak ve sabırla çözdük. Yumak, upuzun bir ip oldu; hayatımız bir ip üzerinde, tehlike dolu. Tutsak kalıp unutulma, yalnız kalıp çürüme üzerine kurduğumuz hikâyeler uzak, çok uzak.

***

Yeryüzünde her şey zıttıyla vardı. Sevgi var ki sevgisizlik var, artı var ki eksi var, birlikte olmak var ki yalnız olmak var. Sağ var sol var, kuzey ve güney, doğru yanlış, ak kara. Zıtlar mutlaka çarpışacak; ters yöne giden iki insan rotasını, çizgisini hiç bozmazsa eğer seneler sürecek yolculuğun sonunda karşı karşıya gelecektir mutlaka. Dünya yuvarlak, ak ile karanın savaşı sınırların kalktığı gün son bulacak.

***

Dünya, nefes almaya başladığın an seni sömürerek tüm olgulara hazırlıyor.

***

Unutuldu. Keder, hastalık, üzgün olma halleri, anne, baba, kardeş. Unutuldu. Geçip gidilen, isimleri levhada kalan köyler, kasabalar. Unutuldu. İnşaat halindeki havaalanında ölenler, şehir gürültüsü, trafik. Unutup gidiyorlar, gidiyorlar ve geride kendilerinden hiçbir şey bırakmada…

YORUM EKLE