PAÜ TIP FAKÜLTESİ KURUCULARINDAN PROF TUNCER SÜZER’İ KAYBETTİK

PAÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nin oluşumunda Hacettepe mezunlarının önemli bir yeri vardır. Bir mecburi hizmet görevlendirmesi ile atanan Cem Yıldırım, Levent Tuncay, Cüneyt Orhan Kara, Volkan Yaylalı ve Tuncer Süzer Hacettepelilerin öncüleridirler. Bir günde asistanlıktan hocalığa terfi eden bu arkadaşlarımız, o zaman ki rektörün Hacettepe kökenli olmasının da verdiği özgüvenle adeta prens gibiydiler. Benim gibi onlarla birlikte başlamış ama askerlik, mecburi hizmet gibi aşamaları geride bırakmış, birkaç kıdemli ve ağabeyi pozisyonundakilerle gelgit yaşayan bir iletişimleri vardı. Olgunlaşma sürecinin çok uzun sürmediğini belirtmem lazım. Kısa sürede arkadaş, sonra yoldaş, daha sonrada o zaman ki yönetime muhalif bir çekirdek olduk. Bu sürecin en sağlamcı, en temkinli, en kararlı elemanı olarak hatırlıyorum Dr. Tuncer Süzer’i.

Muhalifiz ya biz yönetime, yardımcı doçent temsilciliğine bir aday çıkaralım dedik. Sağlam duruşu ve fikirleri ile bizi temsil edebileceğine inandığımız Tuncer’i öne sürdük. Bizim bu işlerdeki acemiliğimizden netice alamadık.

Üniversite seçime doğru giderken Tuncer’i dünya görüşü olarak taban tabana zıt olduğu bir aday için oy vermeye ikna etmiştim. “Ben seni tanırım demişti” rahmetli. Olaylara siyaseten değil, daha iyisi olsun diye bakan bir nesildik. Bizi üniversiteye atayan yönetime vefayı değil, kötü gidişatı düzeltebilecek bir dönüşümü tercih etmiştik.

Biz boşuna muhalif değildik. O zamanki yönetim süresini dolduramadan ayrılmak zorunda kaldı ve YÖK tarafından vekaleten atanan Hacettepe kökenli Hasan Kazdağlı’nın rektörlüğünde, tıp fakültesinin direğini oluşturdu yukarda saydığım ekip, bir eksik bir fazlası ile. Mademki PAÜ Tıp tarihine not düştük, ismet Bayramoğlu ve Ergun Erdem’i de zikredeyim. Ben işletme müdürü, Tuncer de Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulunun müdürü oldu. Tabii geçen zamanla bizler doçent olduk, profesör atandık.

Tuncer’in, eşi Melda’dan kaynaklandığını düşündüğüm bir aristokratimsi havası vardı. Melda’nın babası Hacettepe de Hastane başmüdürlüğü yapmış bir akademisyen idi. Babadaki görmüş geçirmişlik kızına, oradan da damadına yansıyor olmalı idi. Bu nedenle olsa gerek, Denizli onlar için taşra kimliğinin ötesine geçemedi. Fırsatını bulunca İstanbul’da bir özel hastaneye gitti. Oradan da Koç Üniversitesi’ne. İstanbul’da, yeni hayatında mutlu idi eminim. Nitekim defini de bu şehirde gerçekleşti. Ama Denizli’de geçirdiği zaman dilimi için güzel günlerdi dediğinden de eminim.

KBB, beyine oldukça yakın bir bölgedir, birlikte ciddi ameliyatlara girdiğimiz olurdu. Tuncer’in yapısındaki temkinlilik hali hekimliğine de yansırdı. Örneğin kafa tabanına burundan girilerek yapılan cerrahinin yaygınlaşmasını ve ilk sonuçlarını görmeyi bekledi. Halbuki biz ekürisi Erdal Coşkun’la bu girişime Türkiye ile eşzamanlı başlamıştık. Burnundaki kemik eğriliğini ameliyat etmek nasip olmadı. Kendi üzerinde yapılacak cerrahi girişimlere de hep mesafeli oldu. Vefatına sebep olan aort anevrizması tanısı 2017 yılında konulmuş. Ameliyat endikasyonu olduğu halde kaçınmasına hiç şaşırmadım doğrusu.

Bu aralar hangisi doğru onu da bilemiyorum. Dostum Kemal Daşcıoğlu aynı tanıyı takiben bir yıl içinde ameliyat masasına yattı bir daha kalkamadı. Buradan bakınca rahmetli Tuncer’in tanıdan sonra iki yıl daha yaşadığını düşünmek geliyor içimden. Bu vesile ile doktorlardan mucize bekleyen hastalara bir mesajım olsun. Kalp cerrahı Murat Alten’in aynı hastalıktan tanı alması ile vefat etmesi arasında bir hafta geçmedi. Kimi durumlar vardır ki doktorların kendilerine bile faydaları yoktur. Yani doktorların tanrısal bir gücü yoktur. Sadece ellerinden geleni yaparlar…

Sevgili arkadaşım, İstanbul’a göçtüğünden beri hatıralarımızda idin, ahrete göçtün ya değişen bir şey yok, sen anılarımızda yaşamaya devam edeceksin. Mekanın cennet olsun, Allah sevgili eşin Melda kardeşimize ve kızı Miray’a sabırlar versin…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Halil aras
Halil aras - 1 hafta Önce

Basimiz sag olsun hocam büyük kayip Allahcentti ile mumamele eylesin böyle insanlar az bulunuyor

Şaban Çetinkaya
Şaban Çetinkaya - 1 hafta Önce

Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olur inşAllah. Melda Hanıma ve Miray kızımıza da mevlam sabırlar versin.

Ekrem Lüleci
Ekrem Lüleci - 1 hafta Önce

Başiniz sağolsun,Mekani Cennet olsun.

Hasan erişkin
Hasan erişkin - 1 hafta Önce

Duyarlı hassas cevresine pozitif enerji veren samimi bir arkadaştı üzüldüm mekanı cennet olsun sevenlerine sabırlar diliyorum

Op.dr.hüseyin erbudak
Op.dr.hüseyin erbudak - 1 hafta Önce

Başımız sağolsun.
Allah size uzun ömürler nasit etsin.

Coşkun İnce
Coşkun İnce - 7 gün Önce

Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.

Huseyin Tomasoglu
Huseyin Tomasoglu - 1 hafta Önce

Başınız sağolsun lcten yorumlarınız ve bilgilendirmeniz içimizi ısıtıyor ve duygulandiriyor

DrVT
DrVT - 1 gün Önce

Çok değerli Tuncer Hocamız, İstanbul'a da sağlık kattı. Bilgiler için teşekkürler; elinize sağlık...

banner21

banner124