PERDE ARKASINDA DEĞERLİ ŞEYLER VAR...

Hafta sonu ekran karşısında adı ‘tekerlekli sandalye basketbol’ insanların gözünde ‘engelli basketbol’ olarak görülen bir karşılaşmayla sizlerin karşısına çıktık. Ama ne çıktık! Biz ekran karşısında hep güzel şeylerden bahsettik. Ama perde arkasında o kadar değerli şeyler vardı ki

Tribünde işitme engelleri kardeşlerimizin, büyüklerimizin tezahüratları, hemen 1 sıra üstteydim. İnanın daha fazla değildi. Ekranda izleyenler belki seslerini duymadı, duyamadı. Ama ben kendi sesimi duyamadım ilk kez, engellerin ilk kez ortadan kalktığını farkettim.

O kadar güzeldi ki işte. Küçük topluluk dışında kimse de yoktu. Belki de televizyonu açanlarda engelli olduğu için belki de geçti gitti. 1 Milyon nüfuslu şehirde engelsiz toplasak 10 kişi yoktu. Çünkü Pazar günü saat 3’te tribüne gelmeleri için sahadakilerden, tribünde sessiz çığlık olan engellilerimizden daha büyük engelleri vardı. Sizleri tebrik ediyorum. Ama bir gün engelli olacağımızı unutmayalım.

Kısa bir hikaye ile bitirmek istiyorum. Bir gün sıradan bir ortaokul öğrencisi suratı asık bir halde eve gelmiş, çantasını yere fırlatmış ve yukarı odasına koşup kendisini yatağa atmış ve ağlamaya başlamış. En büyük rüyasını gerçekleştirememiş. Okulun basketbol takımına girmek için elinden geleni yapmış, ama başaramamış olmamış.

Sonra annesi sessizce odaya girmiş ve şefkatle ne olduğunu sormuş. “Takıma giremedim” dedi küçük delikanlı. “Bana sen daha küçüksün’ dediler.”Annesi oğlunun yanına oturmuş, kolunu boynuna dolayıp şöyle demiş; “Yavrum, önemli olan, takıma giremeyecek kadar küçük olman değil; içindeki basketbolcunun ne kadar büyük olduğu. ”

Annesi bunu söyleyip odadan çıktıktan sonra, minik delikanlı yatağında doğrulmuş hemen, kendisini her zamankinden güçlü hissediyormuş. Evet, belki küçük, ama içindeki basketbolcu çok büyük! Ertesi sabah, erkenden antrenmanlara her gün, her hafta, her ay… Hep annesinin söyledikleri yankılanmış zihninde. Günler geçtikçe, hem içindeki basketbolcu, hem de azmi büyümüş. Ertesi sene, takım seçmeleri yine yapılmış. Bu defa, minik delikanlının içindeki büyük basketbolcu kendisini yeterince ortaya çıkarmış. Takımın hocası ondan çok etkilenmiş ve onu takıma almış. Sonraki senelerde, takımdaki yerini hep koruyup hep daha iyiye gidip gelişmiş. Çok geçmeden dışarıdan teklifler gelmeye başlamış. Önce amatör takımlarda, sonra başarı merdivenlerini 3-5 tırmanmış.

Ve bu çocuk kim derseniz bir zamanlar okul takımına bile giremeyen küçük delikanlı, basketbol tarihinin en büyük oyuncusu Michael Jordan. Vazgeçmeyin umudunuzu yitirmeyin. Lütfen.

Saygılarımla

YORUM EKLE