RİTİM

Ritme bırak kendini. Duvarda asılı duran saatin tiktaklarına bırak. Trafik ışıklarının düzenine bırak.

Gökyüzünden kaçamayacaksın. Güneş senin yakanı bırakmayacak. Yıldızlar bir görünecek bir kayıplara karışacak. Bir yerde okumuştum.

‘İnsana doğumundan ölümüne dek bir müzik eşlik eder.’

Hayatının çalan müziğindeki notaların ritmine odaklan. O seni kimi zaman sevinçli kimi zaman umutsuz bir insan yapacaktır; pes etme, dinlemeye devam et; seni kıvrımlı yolların tehlikeli virajlarında savrulmadan bitiş çizgisine ulaştıracaktır; o sana ait bir müzik: Ne ben duyabilirim ne bir başkası.

Sen, bir müziksin. Çeşitli aralıklarla yazılmış bir nota. Her hücren ayrı bir ses. Ağır aksak geçen zamanını hareketlendirmek, müziğinin ritmini hayatına entegre etmek illa ki senin elinde.

Kimseler odaklayamaz seni bir noktaya. Rastlantı sonucu bu yeryüzünde adım atmıyorsun. Sen bir tutkunun meyvesi; sen bir arzunun, sevginin naçizane sevgi çiçeğisin.

Duymayı başardığın an gökyüzü ayaklarının altında olacak. Kaldırım taşlarının altında yatmakta olan, senin parmak uçlarını bekleyen özgürlük seni çıkaracak göğe.

Zamanın ve notaların estetiğindeki aradığın mükemmeliyetçiliğin özünü oluşturmaya çalıştığın çeşitli alışkanlıklarını bırakmakta gecikme.

Yeni olana, ilk kez duyacağın bir saksafon sesine, bir kadının seslenişine açık ol.

Kapatma kendini. Yeri geldiğin etken ol, yeri geldiğinde karşındaki eşyanın etken olmasına izin ver; bekle ve gör; tanısın seni; nefret tohumları aşılama iç ve dış dünyana.

YORUM EKLE