PAÜ’DE KÖK HÜCRE SEFERBERLİĞİ

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastanesi, kentte kök hücre bağışı konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla kan örneği verme etkinliği düzenledi. Kök hücre bağışında bulunmak isteyenler, hastane içerisinde uzun kuyruklar oluşturdu.

PAÜ’DE KÖK HÜCRE SEFERBERLİĞİ
banner22

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastanesi, kentte kök hücre bağışı konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla önemli bir etkinliğe imza attı. Kızılay Denizli Şubesi işbirliğiyle yapılan kan örneği verme etkinliği hastane içerisinde yer alan fuaye alanında gerçekleştirildi. Bağışta bulunmak isteyenler hastane içerisinde uzun kuyruklar oluşturdu. Türkiye’de kök hücre bekleyen hastalara umut olabilmek amacıyla oluşturulan etkinlik hakkında açıklama yapan PAÜ Hastanesi Hematoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nil Güler; “Öncelikle etkinliğimize destek veren herkese çok teşekkür ediyorum. Bağışçıların yoğun bir şekilde ilgi gösterdiklerine şahit olduk. Oldukça önemli bir kampanya. Peki, kök hücreye ne zaman ihtiyaç duyuyoruz? Kemik iliğinde bir problem olduğunda ve hastalık artık kemoterapi ile kontrol altına alınamadığında kemik iliğinin, yeni kök hücreler hastaya verilerek yerine getirilmesi gerekiyor. Bunlar da daha çok; lösemiler, akut lösemiler ve dirençli lenfomalarda önce otolog nakil yapıyoruz. Onlarda da direnç olduğunda alojenik nakile ihtiyaç duyuyoruz. Lösemi yani kan kanseri teşhisi koyduğumuzda öncelikle kemoterapi ile başlıyoruz. Hasta hastaneye yattığında HLA denen doku uyum testlerini alıyoruz. Transfüzyon yapılmadan almamız gerekiyor. Çünkü başka bir insanın doku grup testleri ile karışmaması lazım. Tabi acil durumlar bunların dışında” dedi.

“UYUMLU DONÖRE HIZLI ULAŞMAMIZ GEREKİYOR”

“Kemoterapi devam ederken hastanın yakınları taranmaya başlanıyor” diyen Prof. Dr. Güler sözlerine şöyle devam etti: “Hasta yaklaşık 28 gün hastanede yatarken bu akraba taramalarını tamamlamış olmamız gerekiyor. Neden acele ediyoruz? Çünkü hastaların çoğu kök hücre nakline ihtiyaç duyacak şekilde oluyor. Uyumlu donöre ne kadar çabuk ulaşırsak, o kadar çabuk hastayı nakle alıyoruz. Ana tedavinden sonra bir kez yoğunlaştırma alması yetiyor. Bunu başaramazsak, hasta donör taramaları sırasında 2-3’e kadar kemoterapi alıyor. Her ne kadar kemoterapi hastanın iyileşmesi için verilse de, kemoterapi esnasında hücre düşüklükleri oluşuyor. Hücreyi düşürmek zorundayız; çünkü aralarında iyi ve kötü hücreler de var. Hasta bu dönemde savunmasız olduğu için enfeksiyona yatkın oluyor. Hastada ölüm riski de artıyor. Bu yüzden ilk önce akraba taraması yapılıyor. Bu aşamada uluslararası bankaya başvurusu da aynı anda yapılıyor. Türkiye’de bulunursa işler daha kolay olacak. Çünkü donör en fazla birkaç il ötemizde olacak. Ama dünyanın çeşitli yerlerinden bulduğumuz da oluyor. Yazışmaların uzamaması gerekiyor. Yine onlarda hızlı şekilde yapılıyor ama elimizin altında olması daha iyi olur. Nüfus olarak kalabalığız. Yardımsever bir ülkeyiz.”

SADECE 5 DAKİKADA HAYAT KURTARABİLİRSİNİZ

Kan örneği verme işleminin sadece 5 dakika sürdüğünü belirten Prof. Dr. Güler; “3 tüp kan alınıyor sizden. Verdiğiniz örnekler incelenerek donör olup olmayacağınız belirleniyor. Eğer örneğiniz uyumlu çıkar nakil işlemi yapılıyor. Donör geldiğinde kriterler uygunsa, hastanın da hazırlığı yapıldıktan sonra kök hücre bir cihaz eşliğinde alınıyor. Hastaya bir zararı yok. Donör televizyon seyrederken kök hücreleri toplanmış oluyor. Bazen kök hücrelerin toplanması için donöre hiçbir zararı olmayan kemik iliğini tetikleyici bir ilaç veriliyor. Donör açısından bir sıkıntı yok” diye konuştu.

“DENİZLİ HALKI OLDUKÇA YARDIMSEVER”

Türkiye’de çok fazla ilik bekleyen hasta olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Güler şunları söyledi: “Yurtdışı ihtiyacımız gereğinden fazla oluyor. Türkiye’den bulamadığımız vakalarımız da var. Denizlili vatandaşlarımızın duyarlı ve oldukça yardımsever olduğunu bizzat kendim gözlemliyorum. Çeşitli merkezlerde, Kızılay’a gidip bağış yapabilirler.”

KİMLER BAĞIŞÇI OLABİLİR?

Bağışta bulunmak isteyenlerin hangi özelliklere sahip olması gerektiğini aktaran Prof. Dr. Güler; “Bağışçı 18-50 yaş aralığında olmalıdır. Sağlıklı bir birey olmalıdır. Hepatit B, Hepatit C ve Sifiliz hastalığı geçirmemiş olan, kronik hastalığı bulunmayan, kanser, HIV ( AIDS ) tanısı almamış olan kişiler bağışta bulunabilir” ifadelerini kullandı.

“HERKESİ BAĞIŞ YAPMAYA DAVET EDİYORUZ”

İzmir’de yaşayan Çağdaş ve Eylem Şen Yazıcı çiftinin ilik nakli olmayı bekleyen kızları 3,5 yaşındaki Öykü Arin için başlatılan kök hücre kampanyasına PAÜ Hastanesi olarak destek verdiklerini belirten ve Türkiye’de ilik bekleyen tüm hastalara ulaşabilmeyi hedeflediklerini söyleyen PAÜ Diyetisyeni Şenay Ünlü Başev; “Biz Öykü ve tüm çocuklar için Denizli’de bir farkındalık oluşturmaya çalıştık. ‘Kök hücre bağışı kampanyası’ düzenledik. Pamukkale Üniversitesi bünyesinde kampanyayı oluşturduk. Aynı zamanda partilere ve sivil toplum kuruluşlarına da çağrı yaptık. Onlar da kendi içlerinde kök hücre bağışı için farkındalık oluşturacaklar. Amacımız tüm lösemili çocuklara umut ve çare olabilmek. Ne kadar çok kişiye ulaşabilirsek o kadar çok çocuğa ulaşabiliriz. Tüm halkımızı kök hücre bağışı yapmaya davet ediyoruz”

PINAR ÇANKAYA- İBRAHİM ALAYONT

Güncelleme Tarihi: 11 Ocak 2019, 16:42
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER