Tıbbın gören gözleri ve görünmeyen emekçilerinin günü

Tekden Hastanesi’nde bir gelenek haline gelen Dünya Radyoloji Günü kutlaması, bu yıl da düzenlendi. 

Tıbbın gören gözleri ve görünmeyen emekçilerinin günü

8 Kasım, ‘Dünya Radyoloji Günü’ olarak kutlanıyor. Tıbbın gören gözleri, görünmeyen kahramanlarının gününde Tekden Hastanesi Yönetimi; radyologlar, radyoloji teknikerleri ve çalışanlarının radyoloji günlerini kutlayarak, onlara çiçek verdi. Avrupa Toraks Radyolojisi Derneği eski Başkanı ve Denizli Tekden Hastanesi Tanısal ve Girişimsel Radyoloji uzmanı Prof. Dr. Nevzat Karabulut, Dünya Radyoloji Günü dolayısıyla, radyolojinin kısa tarihçesi ve günümüzdeki rolü hakkında bilgiler verdi. Alman fizikçi W.C. Röntgen’in 1895 yılında X-ışınlarını keşfettiği 8 Kasım Günü’nün Dünya Radyoloji Günü olarak kutlandığını belirten Prof. Dr. Karabulut, tıpta çığır açan X-ışınlarının keşfinin üzerinden geçen 116 yılda radyolojinin teknolojik olarak çok ilerlediğini ve tanıdan tedaviye kadar sağlık alanının temel taşlarından biri haline geldiğini vurguladı.

“RÖNTGEN CİHAZI SAVAŞTA İLK KEZ TÜRKLER TARAFINDAN KULLANILMIŞTIR”

Prof. Dr. Karabulut, “X-ışınlarının keşfinin üzerinden 6 ay geçmeden askeri tıbbiye öğrencisi Esad Feyzi ve arkadaşları basit bir X-ışın tüpü geliştirdi. 1897 senesinde patlak veren Osmanlı-Yunan savaşında, İstanbul’a nakledilen ağır yaralılar geçici olarak Yıldız’daki askeri hastaneye yatırılırlar. Son sınıf öğrencileri Esad Feyzi ve arkadaşı Rıfat Osman cerrah Cemil Paşa’ya şöyle bir dilekçe verirler: ‘Yaralı Osmanlı gazilerinin yüce Yıldız Hastahanesi’nde tedavi altına alınacakları minnet ve şükranla okunduğundan Askeri Tıbbiye’nin fizik laboratuvarında bulunan ve az noksanı olan, bilinmeyen şualar cihazının adı geçen yüce hastaneye nakli ile bedenin derinliklerinde yeri bilinmeyen mermi parçaları ile çeşitli durumlarda meydana gelen kemik kırıklarının mahiyetlerini tayin için adı geçen cihazın tarafımızdan kullanılmasına ve bu suretle X ışınları ameliyesi şerefinin medeniyet dünyasında Osmanlı tıbbına verilmesine ve yaralıların uzun acılarından kurtarılmalarına lütfen zat-ı ali-i üstadenelerinin tavassut buyurmasını arz ve istirham ederiz.’ Cemil Paşa talebi yerine getirir ve Yıldız Hastanesi’nde ilk olarak sağ bilek kemiğine şarapnel saplanmış Boyabatlı Er Mehmet Efendi’nin röntgeni çekilir. Cemil Paşa bu röntgene göre şarapneli çıkarmıştır. Bu röntgen filmi Cemil Paşa tarafından Sultan Abdülhamid Han’a takdim edilmiştir. Yani icadının ardından 1.5 yıl geçmeden röntgen cihazı savaşta ilk kez Türkler tarafından kullanılmıştır” şeklinde bilgi verdi.

“TEDAVİ SAĞLAYAN BİR TIP BRANŞI HALİNE GELDİ”

Günümüzde radyolojinin yalnızca tanı koyan değil, aynı zamanda tedavi sağlayan bir tıp branşı haline geldiğinden bahseden Prof. Dr. Karabulut, “Başlangıçta sadece röntgen şeklinde başlayan tıbbi görüntüleme, bugün radyasyon içeren (Röntgen, Mamografi, Floroskopi, Anjiyografi, Bigisayarlı Tomografi) ve radyasyon içermeyen (Ultrasonografi, Doppler, Manyetik rezonans görüntüleme) farklı enerjiler kullanarak vücudu ayrıntılı bir şekilde görüntüleyen bir branş haline gelmiştir. Günümüzde Radyoloji yalnızca tanı koyan değil, aynı zamanda tedavi sağlayan bir tıp branşı haline geldi. Tanısal Radyoloji hastalıklara erken ve doğru tanı koyarak tedaviyi şekillendirir ve tedaviye yanıtı değerlendirir. Anne karnındaki bebeğin değerlendirmesinden korona virüs, kemik kırığından bağ yırtığına, safra taşından böbrek taşına, doğumsal anomalilerden kalp hastalıklarına ve kanserden inmeye kadar pek çok hastalık radyolojik tetkiklerle erken ve doğru şekilde teşhis edilebilmektedir. Girişimsel radyoloji ise görüntüleme yöntemleri rehberliğinde iğne deliğinden tedavi sağlayarak ve birçok hastayı ameliyattan kurtaran bir alandır. Apse ve kist tedavisinden tıkalı damarların açılmasına ve kanserli dokunun tedavisine kadar pek çok sorun genel anestezi ve ameliyata gerek kalmadan küçük bir iğne deliğinden girilerek tedavi edilebilmektedir. Yani Radyoloji Tıbbın gören gözleri ve bel kemiği iken, radyolog ise tanı koyan, tedaviyi şekillendiren ve şifa dağıtan görünmeyen yüzleridir” dedi.

“RADYOLOJİ İŞLEMLERİ ŞEHRİMİZDE SADECE SINIRLI SAYIDAKİ HASTANEDE YAPILABİLMEKTEDİR”

Radyolojinin teknolojiyi en iyi kullanan tıp branşlarından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Karabulut, “Radyoloji, teknolojiyi en iyi kullanan tıp branşlarından biridir. Doğru sonuç için birçok alanda olduğu gibi radyolojide de “iyi cihaz, deneyimli teknisyen ve donanımlı hekim” gereklidir. Şehrimiz ve ülkemiz tıbbi cihaz parkı, hastaların radyolojiye erişimi ve Girişimsel Radyoloji açısından çok şanslı durumdadır. Öyle ki, yurt dışında yaşayan ancak hekime ve radyolojiye ulaşma sorunu yaşayan pek çok yurttaşımız sağlık problemlerini izinleri sırasında ülkemizde yaptırmaktadır. Denizli'de de gerek kamu gerekse özel hastaneler cihaz parkı konusunda standart düzeydedir. Ancak, kalp damar hastalıkları, beyinde ileri inme görüntülemesi ve prostat kanseri görüntülemesi gibi bazı ileri incelemeler ve Girişimsel Radyoloji işlemleri şehrimizde sadece sınırlı sayıdaki hastanede yapılabilmektedir” ifadelerini kullandı.

“40 YAŞ ÜSTÜNDEKİ KADINLAR MUTLAKA MAMOGRAFİ İLE YILLIK MEME KANSERİ TARAMASINI YAPTIRMALIDIR”

Hastalara tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Karabulut, “Öncelikle erken ve doğru teşhisin iyi ve etkin tedavinin anahtarı olduğunu vurgulamak isterim. Bu nedenle hastalar şikayetlerini ve sorunlarını ihmal edip ertelememeli ve olağan dışı bir şikayet olduğunda hızlıca en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Aracımıza gösterdiğimiz özeni kendi bedenimize de göstererek risk durumu ve yaşımıza göre belli aralıklarla genel sağlık kontrolünden geçmeliyiz. 40 yaş üstündeki kadınlar mutlaka mamografi ile yıllık  meme kanseri taramasını yaptırmalıdır. Yoğun sigara içen kişiler 50 yaşının üzerinde ise  akciğer kanseri açısından tarama yaptırmalıdır. Ailesinde kanser öyküsü bulunanlar kişiler yine yıllık olarak hekime başvurup gerekli taramalarını yaptırmalıdır” dedi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner247

banner246