SANA YÜK, BİZE UTANÇ DÜŞTÜ…

Geçtiğimiz günlerde beni derinden etkileyen bir video izledim. Sokakta arkadaşları ile oynaması gereken bir çocuk çöp konteynırından pet şişe toplamaya çalışıyordu. Birkaç tane aldı ancak birini alamadı. Sokaktan geçen bir kişi de eğildi o pet şişeyi aldı… Minik kıza verdi…  O küçük çocuktan binlercesi var… Onların yürekleri küçük ama taşıdıkları yük hepimizden fazla. Minik çocuğu öyle görünce kendimden utandım. Minik çocuğu yük bize ise utanç düştü. Biz ne yazık ki koruyamıyoruz çocuklarımızı. Arkadaşları ile oynaması, okula gitmesi gereken bir çocuk para kazanmak için pet işe topluyor. Ah be güzel çocuk özür dileriz senden… Senin elinden tutamadık senin çocukluğunu çaldık, senin çocuk olmana izin vermedik. Bu utanç, bu yük hepimizin en çokta adaletsiz dünyanın…

Çıkar boynundan at o ipi çocuk!
Salıncaklar mı yok sana?
Kalk hadi o soğuk betondan,
Yatacak başka yer mi yok sana?
En sevdiklerimi verdim ölüme de;
Ben bu yaşımda gitmenin böylesini görmedim.
Kırılan bir boyun gibi orta yerinden kırıldığını ömrün…
Görmedim Ademoğlunun dalından koparılır gibi koparıldığını…

…ve böylelikle umut etme kabiliyetimizi aldılar elimizden.

Ne diyeyim, dilerim ihtiyacı olan birine gidiyordur bizden aldıkları umut!
Dünya adaletsiz çocuk!
Dünya zorba.

Elbet eşitleneceğiz o gün kıyamda.
Bu kekeme, toz ve duman sözlerimi iyi belle, Bahara kalmaz, gelirim yanına.

Nazım Hikmet Ran

YORUM EKLE