SARI BASIN KARTI; “TURKUAZ BASIN KARTI” OLDU!

TÜRKİYE’DE SARI BASIN KARTI, DENİZLİ GAZETESİ İLE YAŞIT!

Gazetecilerin “sarı basın kartı” sahibi olmasını sağlayan 5953 Sayılı (Yaygın bilinen ismiyle 212) Basın İş Kanunu Türkiye’de 20 Haziran 1952 yılında yürürlüğe girdi. Yayın hayatına 14 Mayıs 1952’de başlayan Denizli Gazetesi de (tesadüf ki;) “sarı basın kartlı gazetecilerin” ortaya çıkmasını sağlayan bu kanundan birkaç ay önce doğmuştu.

SARI BASIN KARTI; “TURKUAZ BASIN KARTI” OLDU

Evet, Türkiye’de 67 yıldır biz gazeteciler 212 sayılı yasayla resmileşen “sarı basın kartlarıyla” anılırız. Ülkemizde gazetecilerin resmi kimliği bu sarı basın kartlarıdır. Yıllardın bu kartların resmi adı da; “Başbakanlık Basın Enformasyon Genel Müdürlüğü Basın Kartı’dır.” Ancak nedense; 67 yıldır kullanılan ve bazen “sarı kart” diye de anılan bu kimlikler kısa bir süre önce “turkuaz” renkli basın kartına döndü. Yeni Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi sonrası doğrudan Cumhurbaşkanlığı İletişim Kurulu Başkanlığı bağlanan Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü bir süredir “basın kartlarının değiştirilmesi” ile ilgili çalışmalar yürütüyordu. Sonuçta ülkede “Başbakanlık” denilen makam tamamen ortadan kalkmıştı. Ve sonunda o değişiklik yapıldı. Yeni basın kartları hazırlandı.

67 YILLIK SARI BASIN KARTI TARİH OLDU

Yeni kartlarda artık Başbakanlık yerine; “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı” yazıyordu. Türkçe-İngilizce düzenlenen kart turkuaz ile pembe renk geçişleri olan bir kart halini almıştı. Yani yeni kartlarda; eski sarı basın kartlarının “sarısından” bir eser kalmamıştı. Kısacası 67 yıllık Sarı Basın Kartı tarih olmuştu. Denizlili gazetecilerden bazıları “bu kartların sarısı kalmamış, bunlara artık sarı basın kartı demeyecek miyiz?” derken, Muğla’dan gelen ve Denizli’de gazetecilere yeni kartlarını dağıtan Basın Yayın Enformasyon Bölge Müdürü tüm iyi niyetiyle “Bu kartlar da güzel olmuş, tıpkı Avrupa Birliği Basın Kartları gibi” diyordu.

GAZETECİNİN MESLEKİ KİMLİĞİNE NEDEN “SARI BASIN KARTI” DENİR?

Ünlü Şair ve Düşün adamı Sunay Akın’ın anlattığı ve Gazeteci Nazım Alpman’ın köşe yazısına döktüğü ‘sarı basın kartı öyküsü’nün tam da anlatılması gereken bir yerdeyiz, şu aralar. Nazım Alpman bunu Birgün Gazetesi’nde yazdı;

“Mesela biz gazeteciler, mesleki kimliklerimizin neden “sarı basın kartı” olduğunu biliyor muyuz?

SARI BASIN KARTI; DÜNYADA 130 YILDIR, TÜRKİYE 67 YILDIR KULLANILIYORDU…

Sunay bunu da anlatıyor… Yıl 1889, Paris Evrensel Sergisi yapılıyor. Eyfel Kulesi de bu etkinlik için dikiliyor. Evrensel Sergiye Padişah 2. Abdülhamit protesto ederek katılmıyor. Çünkü serginin teması “Eşitlik, Kardeşlik, Özgürlük” olarak belirlenmiştir. 1789 Fransız İhtilali’nin 100. yılıdır. Ama bir Türk ressamı bu sergiye katılıyor. Yaptığı tablosunu da ilk kez orada sergiliyor: Hangi tablo mu? Kaplumbağa Terbiyecisi! O ressam Osman Hamdi Bey’den başkası değildir. Geliyoruz Sarı Basın kartına… Paris Sergisinde eserlerini sergileyen bir başka sanatçı ise Amerikalı çizer Richard F. Outcault’tur. Ülkesine döndüğünde New York’un varoşlarında yaşayan ve maceraları buralarda geçen bir çizgi roman kahramanı yaratır. 1894’te mavi zeminli olarak yayınlanan çizgi roman, bir yıl sonra Pulitzer’in sahibi olduğu The New York Word’de sarı renkli olarak basılmaya başlar. Adını da bu renkten alır: The Yellow Kid!”

SARI BASIN KARTI’NIN ADI: “THE YELLOW KİD!” DERGİSİNDEN GELİYOR…

“Dünyada sarı mürekkebin kullanıldığı ilk çizgi roman böylece ortaya çıkar. Yellow Kid, haksızlıklara karşıdır. Emeğin sömürülmesine, kadın haklarına, özgürlüğe dikkat çeken Yellow Kid çizgi romanı giderek bir simge haline gelir.” Sunay bunları anlattıktan sonra ekledi: -Bu yüzden bütün dünyada gazeteci kimlikleri sarı renkli olmuştur! Sonra sahneden bana doğru seslendi: -Biliyor muydun Nazım Abi? -Bilmiyordum! Daha bilmediğimiz o kadar çok şey var ki! Bu engin bilgisizlik okyanusunda dümeni sağlam bir tekne, doğru rotalar çizerek dolaşıyor. Ona rastlayınca öğreniyoruz: -Ne kadar bilgisiz olduğumuzu! (NAZIM ALPMAN 18 Şubat, 2016-Birgün)”

‘SARI BASIN KARTI’NI ÇOK ÖZLEYECEĞİZ

Evet, tüm dünyada 130 küsur yıldır, bizim ülkemizde 67 yıldır “sarı basın kartı” ismi ile gazetecilerin ceplerinde, cüzdanlarda, boyunlarında ve hatta insanların vicdanlarında dolaştırılan basın kartları artık yok. Artık yeni basın kartlarımızın rengi sarı değil, turkuaza dönmüş durumda. Kısacası; “haksızlıklara, adaletsizliklere, emeğin sömürülmesine, kadın haklarına saldırılara ve özgürlük-eşitlik alanlarına müdahaleye karşı” simgeleşen bu “sarı” renkli kartları çok özleyeceğiz.

DENİZLİ BEŞLİSİ’NDEN BAŞKENT ÇIKARMASI

Millet İttifakı’nın CHP’li 5 Belediye Başkanı önceki gün Ankara’daydı. 31 Mart ve 23 Haziran yerel seçimlerinin ardından başkan seçilen ve çoğu zaman ortak hareket etmelerinden dolayı, siyasi arenada “Denizli 5’lisi” olarak anılmaya başlanan 5 CHP’li Başkan Ankara’da da ilgiyle karşılandı. Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, Bozkurt Belediye Başkanı Birsen Çelik, Honaz Belediye Başkanı Yüksel Kepenek, Babadağ Belediye Başkanı Ali Atlı ve Serinhisar Belediye Başkanı Hüseyin Gemi önce TBMM’deki CHP Grup Toplantısı’na katıldı.

ONLARI DENİZLİ SEÇTİ, KILIÇDAROĞLU İLE AKŞENER İKİSİNİ DE ÇOK SEVDİ

Burada Genel Başkanları Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı konuşmayı dinleyen Denizlili 5 Başkan, CHP Grubu’nda da ilgiyle karşılandı. Ardından,

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaoğlu’nu meclisteki makam odasında ziyaret eden Denizlili Başkanlar ardından İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e konuk oldu. Akşener özellikle Denizli’nin kadın belediye başkanları Şeniz Doğan ve Birsen Çelik’le yakından ilgilendi ve iki başkanla “kadın kadına” samimi fotoğraflar verdi. Vekillere CHP’nin Denizlili Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca ve CHP Denizli Milletvekili Teoman Sancar da eşlik etti.

ORHAN VELİ YAŞIYOR OLSA; BİZİM KADIN BAŞKANLARI ZATEN ÇOK SEVERDİ…

“Kadınları severim, işçi kadınları da severim, güzel işçi kadınları daha çok severim…” Bu şiiri yazan ünlü şair Orhan Veli Kanık Ankara’da belediyenin açtığı bir kanalizasyon çukuruna düşerek hayatını kaybetti. O karanlık bir Ankara akşamında gökyüzündeki yıldızları izliyordu. Orhan Veli şimdilerde yaşıyor olsaydı, ve bizim iki kadın başkanımız; Şeniz Doğan ile Birsen Çelik’i görseydi kesin onları da çok severdi…

YORUM EKLE