SAVAŞ AKMAN PAMUKKALE İLÇE BAŞKANLIĞINA ADAY MI?

31 Mart yerel seçimlerinden sonra CHP tabanında kongre hazırlıkları için hareketlilik başladı. Tabanda yaşanan hareketliğinin başında CHP Pamukkale İlçe örgütü geliyor. Kulislerde, CHP Pamukkale İlçe Başkanlığı’na adaylığı konuşulan isimlerin başında Savaş Akman geliyor… Savaş Akman’ın tabanda nabız yokladığı konuşuluyor… Akman, henüz kongre süreci startı verilmediğini belirterek, ”CHP tabanında aday olmam konusunda baskı var. Kongre süreci başladığında CHP tabanı ile karar vereceğiz” dedi. Her seçimden sonra CHP’de yaşanan kongre hareketliliği partiye canlılık getiriyor…

ATİLA SEZENER’DEN PAMUKKALE ANISI

1960 yıllarda “Bir Bardak Çay İçelim” diye Pamukkale’de turizmin fitilini ateşleyenlerin başında Denizli Barosu’nun efsane Başkanı ve Denizli Turizm Derneği Başkanı Behçet Çomakoğlu geliyor.

Denizli Barosu’nun avukatlarından Atila Sezener’de sosyal medya hesabında Pamukkale anısını yazdı. Gerçekten Pamukkale’nin tanıtılmasında Denizlililerin emeğini görmezden gelenlere göstermek istiyoruz… İşte Atila Sezener’in yazısı…

“TUSAN MOTEL GECELERİ

1960 yılında Yüksek Mühendis Enver Muradoğlu, Turizmin bir sanayi olduğunu ilk fark eden kişidir. Bu müthiş ileri görüşle TUSAN adında otel zincirini yaratmıştır. Bunlardan biri Pamukkale’deydi. Yabancı turistlere de hizmet veren bu oteller birden yerlilerin de dikkatini çekerek ülkemizde öncülük etmişlerdir.
1970’li yıllarda Pamukkale TUSAN Motel ‘de müdür Halil Şirin’di. Onunla dost olduk. Eşi Kıymet Hanım da aile dostumuz gurubuna girdi. Halil’den sonra bu motelin müdürlüğüne dostum Şinasi Hurda getirildi. Eşi Kevser hanım dost gurubunu oldukça genişletti. Sonraları Şinasi’nin kardeşi Avukat Hazım Hurda ve eşi Gülten hanımda katıldılar.
Denizli halkı o yıllarda Pamukkale’ye nadiren giderdi. TUSAN’a ise şimdi isimlerini sayacağım kimselerin dışında pek gelen olmazdı.
Hemen şunu kaydedeyim. Şifalı suyun kaynağı olan Özel İdare’ye ait termal havuzda 35 derece olan su, TUSAN’da 29 dereceye inerdi.
Benim ve eşim Gülay’ın dışında oraya haftada bir veya birden çok gelen dostlarımızı sevgi ve saygıyla anıyorum. Radyocu Enver Sağduyu ve eşi Pakize hanım, oğlu Şekip ve kızı Berrin, Diş Hekimi Okyar Gereli ve eşi Engin hanım, Mimar Ziya Tıkıroğlu ve eşi Binnur hanım, Noter Suat Bora ve eşi Mualla hanım, İş adamı ve kaleci Yalçın Göksel ve eşi avukat Neşe hanım, Operatör Dr. Zeki Demirörs ile eşi Cilt Mütehassısı Dr. Emel hanım, keza Operatör Orhan Özbal ve eşi Gülçin hanım demirbaşlardı. Nadir olarak bazı arkadaşlar da gelirlerdi. Yukarda saydığım dost gurubunun bir kısmı aramızdan ayrıldılar. Onları saygıyla ve rahmetle anıyorum.
İlk yerli arabamız ANADOL 1966 da yapılmıştı. İkinci yerli araba MURAT 124 ise 1971 de yapılmıştı. Yabancı arabası olmayan arkadaşların altında bu arabalar vardı.
Arkadaş gurubunun uzun süreli kalmasının bazı neticeleri vardır. Tamamı bilgi ve görgü donanımlıydı. Asla siyaset konuşulmaz, Türkiye ve dünya kurtarılmazdı. Her hangi bir tatsız olaya ve tartışmaya hiç tanık olmadım.
Gurubun çoğu termal suya girer, ardından sohbetlere başlayarak yemek zamanı beklenirdi. Son derece kaliteli ama ucuz mönüler ve alakartlar kimsenin cebini zorlamazdı. Yemeğin ardından alt kata inilir ve daha çok banttan müzik dinlenir ve bazen de dans edilirdi. Genellikle cumartesi akşamları bir araya gelirdik.
Bir süre sonra Koru Motel ve Mistur gibi motellerin devreye girmesi ile yerli ve yabancı turistler Pamukkale’ye akın etmeye başladılar. Belediyenin Pamukkale’de yaptırdığı çok amaçlı tesislerle en kıdemli Özel İdare tesislerini unutmak mümkün değildir.

Bunların bugün tümü yıkıldı. Sadece antik havuz kaldı.
Yeri gelmişken ilave edeyim. Bu ortadan kaldırmalar bugün bile tartışılmaktadır. Onaylayan ve reddedenler vardır. Zaman hangisinin haklı olduğunu ortaya çıkaracaktır.
TUSAN geceleri tatlı ve buruk anı olarak hafızalarımızda kaldı.”

ANILARDAKİ ULUSAL BAYRAMLARIMIZ…

Emekli öğretmen Meral Doğan, sosyal medyadan anılarını paylaştı. Emekli öğretmen Doğan, 23 Nisan Ulusal Egemenlik Çocuk Bayramı nedeniyle anısını yazdı… İşte Meral Doğan’ın yazısı… “ANILARDAN..

Bugün bir sürü paylaşımlar gördüm bayramla ilgili. Düşündüm, çocukluğuma, çocukluğumun bayramlarına gittim… Bir zamanlar bizde çocuktuk. Düştük, ağladık, güldük, oynadık, kırıldık, üzüldük. Öyle çok varsıl bir aile falan değildik ama daha mutlu çocuklardık. Beklentiler azdı. Kimsenin kimseden uçurumlar kadar farkı yoktu, ya da gözüne gözüne sokarak yaşamazdı. Ağaca tırmanır, toza toprağa belenir oynaşırdık. Nasıl coşkuyla kutlanırdı bayramlar. En temiz en güzel giysilerle merasimlere katılırdık. O bayram günlerinden tek içimde eksik kalan ne oldu biliyor musunuz? Bunu hep içimde sakladım, ilk kez biriyle paylaşıyorum. Bando takımında olmak, ya da Atatürk'ün çerçeveli fotoğrafını taşımak ya da Türk Bayrağı’nı taşımak. Olmadı... Ben çabalamayı, istemeyi, almayı bilemedim galiba..

Şimdi düşünüyorum da bu yaşımda ısrarla tiyatroda olmak istememin nedeni, kendimce, amatörce bir oyunun içinde yer almam belki de o içimde kalan kırılmış çocuğu gülümsetmek, alkışlamak.. Geçte olsa bunu başarmak.. Diyeceksiniz ki; ne var bunda? Benim cephemden bakınca çok şey var. Uzun yorucu aylarca, gecelerce süren çalışmalardan pes etmeden mutlu sona ulaşmak ve haftada iki akşam sahnede olmak (üstelik bir yandan gündüz seçim çalışmaları nedeniyle ilçe, belde dolaşmak) Hem de kalbim duracak heyecandan, sanki dilim tutuluyor, konuşamayacakmışım gibi hissediyorum. O içimdeki küçük çocuk bir yandan kızıyor kendine, bir yandan inanılmaz mutlu oluyor. İyi ki de pes etmemişim buradayım diyor..
İçimizde ki çocuk değil midir bizi yaşama daha coşkuyla bağlayan. O nedenle kırgın çocukluğumu poh pohladım şımarttım, alkışladım.. İçimizde ki çocuk hep gülümsesin..
Diyecesiniz ki; ee bugün bayram bu yazdıklarının bugünle ne ilgisi var...

Var hem de, çok var.... Şimdi çağdaş, laik, Atatürkçü bir kadın olarak Türk Bayrağını ve Atamın fotoğrafını gururla taşıyorum, yüreğimde, aklımda, yaşamımda.... Bizim gibi kadınlar, var oldukça bu bayramlar ilelebet çoşkuyla ve anlamını, önemini vurgulayarak kutlanacaktır.. Hiçbir güç bunu elimizden almayı başaramayacaktır. Vurun, yakın diyen kadınlara inat sevgiyle, inançla, övünçle bugünlerden daha güzel yarınlara ulaşacağız…”

Evet öğretmenim haklı… Çocukluğumuzda coşkuyla kutladığımız 23 Nisan ve 29 Ekim bayramlarında duygu yüklü şiir okumuştum… Şiirleri bahçelerde kuzu otlatırken yüksek sesle okuyarak ezberledik…

Şair Nazım Hikmet’in “Güzel günler göreceğiz çocuklar…Güzel günler” sözleri ile noktalayalım…

YASİN EYÜP ÖZEN ERKEKLİĞE ADIM ATTI

Denizlililerin yakından tanıdığı Sevim ve merhum İmdat Şentürk’ün, Fatmana ve merhum Yaşar Özen’in torunu, İlknur ve Ramazan Özen’in biricik oğlu Eyüp Yasin Özen, rüya gibi düğünde erkekliğe adım attı. Bağbaşı Mahallesi’nde yapılan mevlidli sünnet törenine Şentürk ve Özen Ailelerinin yakınları,  dostları ve akrabaları katıldı. Minik Yasin Eyüp Özen’e sağlıkla nice mutlu yıllar dilerim…

“PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” ÇAĞRIMIZIN 1509’UNCU GÜNÜDÜR…

Pamukkale ve Laodikya Antik Kenti’nin gelirleri, Denizli’ye kalmıyor... Hierapolis, (Kutsal Şehir) binlerce yıldır, insanlara şifa dağıtıyor… Pamukkale ve Laodikya son yıllarda, Denizlililerin ilgi odağında değil… Artık, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uygulamalarıyla Denizlililerin “Laodikya ve Pamukkale Sevgi Ateşi” söndü… Geçmişte, Denizlililer gelen konuklarını Pamukkale ve Loadikya’da ağırlar ve fotoğraf çektirerek anılarını ölümsüzleştirirdi… Şimdiler de ise; böyle anılar ölümsüzleşmiyor… Denizlililerin “Pamukkale ve Laodikya’nın Geliri Denizli’de Kalmalıdır” çağrımıza Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, yanıt verene kadar devam edeceğiz…

PAZARTESİ’NİN SÖZÜ:

"Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu devam ettirecek sizlersiniz."

Mustafa Kemal ATATÜRK

YORUM EKLE