SİNEMAMIZIN ÖNCÜSÜ: YILMAZ GÜNEY

Yılmaz Güney'i hatırlamak ne güzel! Sinemamızın bu eşsiz sanatçısı hatırlanmalı. Kısacık, kırk yedi yıllık zorlu bir yaşam. Yılmaz Güney bu kırk yedi yılı dolu dolu yaşadı. Cezaevlerinden payına düşeni aldı. Neredeyse pek dışarda kalmadı sayılır. Cezaevi onun için üretimde bulunduğu bir okul haline geldi; birçok eserini cezaevinde yazdı.

Şiirler, öyküler, romanlar ve siyasal görüşlerini açıkladığı yazılar kaleme aldı. Cezaevinde de sinemacılığı hiç bırakmadı, üretkenliğini sürdürdü. Unutulmayan filmleri arasında Arkadaş, Umut, Endişe, Sürü, Duvar ve Yol vardır. Yol filmiyle Cannes Film Festivali'nde ödül alarak sinemamızı dünyaya tanıttı. Şiir denince aklımıza nasıl Nazım geliyorsa, sinemada Yılmaz Güney en başa yazılır. Romanda ve öyküde değerli eserler ortaya koymuştur. Boynu Bükük Öldüler romanını ele aldığımda ilkokul beşinci sınıftaydım. Severek okudum; anlatılanlarda Çukurova'da pamuk toplayan yoksulların kapsamlı bir yaşamı vardı. Babam da Aydın Ovası'na pamuk toplamaya gidenleri anlattığından hemen anlatılanlarla koşutluk kurdum. Çok etkisinde kaldığım bu romanın daha sonra Orhan Kemal Roman Armağanı'na değer görüldüğünü öğrendim.

Soba Borusu, Pencere Camı ve İki Ekmek İstiyoruz romanı da unutulmaz bir anlatı sanatıdır. Ankara Çin Çin Bağları'ndaki arka sokaklarda yaşananları tüm açıklığıyla anlatır. Bunları anlatmaya cesaret ister dedim, tüylerim diken diken oldu okurken.

***

1937'de Adana'da doğan Yılmaz Güney, topraksız ve yoksul bir ailenin çocuğudur. Adana ve İstanbul'daki yaşamı kendini geliştirmek ve alın teriyle yaşayan namuslu insanları gözlemekle geçmiştir. Gözlemekle kalmaz; yaşamı değiştirme ve dönüştürme mücadelesine girişmiştir.

O hep yoksul sınıfların safında yer almıştır. Yeryüzünde yoksulluk silinip süpürülmeden rahat huzur yok bize diye düşünmüştür. Yılmaz Güney, örgütlü halkın sanat düzeyinde dışa vurumudur; halkın iş ve ekmek mücadelesini eserlerinde çok iyi yansıtmıştır. Yılmaz Güney birde Güney adında bir dergi çıkarmış, kendi paralelindeki insanların yazmasına olanak hazırlamıştır. Yılmaz Güney yediden yetmiş yediye herkesin tanıdığı bir halk adamıdır. Yılmaz Güney'in özgürlükçü, eşitlikçi ve kardeşçe yaşam mücadelesi 1984 yılı 9 Eylül'ünde Paris'te son buldu. Yılmaz Güney'i 37’nci ölüm yıl dönümünde saygıyla anıyoruz.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Bayram ayko
Bayram ayko - 9 ay Önce

Kalemine, yüreğine sağlık

Mahmut Sarıca
Mahmut Sarıca - 9 ay Önce

Merhaba hocam evet Türk Sinamasını ezber bozan ayni zamanda altarnetif bir sinema,anlayışı başlatan,yazar,senarist,yönetmen ve oyuncu olarak bir ekoldü.Ruhu şad olsun.

HASAN YAVUZAK
HASAN YAVUZAK - 9 ay Önce

Yüreğine saglik

Ahmet SARIASLAN
Ahmet SARIASLAN - 9 ay Önce

Işıklar içinde yatsın.
Kaleminize, yüreğinize sağlık Mehmet Hocam.

Hüsniye Karadağ
Hüsniye Karadağ - 9 ay Önce

Sinemanın çirkin kralı. Ruhu şad olsun. Ellerinize, yüreğinize sağlık hocam.