SU

"Yemek yerken su içmeyin", "yemekten sonra su içmeyin", "yemekten sonra çay içmeyin"... Bu tür ikazlar çoğaldıkça yasakarın ciddiyeti ve inandırıcılığı da kalmıyor veya azalıyor.

İşin doğrusu nedir? Bu yasaklar yanlış mı? Su içmenin kısıtlanması doğru mudur?

Önce şunu belirtelim: Su yaşamımızın olmazsa olmazı, bunu kesinleştirmekte yarar var. Aklımıza estikçe, daha doğrusu, susadıkça su içebilir miyiz? Su içmenin bir doğru zamanı var mıdır?

Elbet te içebiliriz. Yalnız, yukardaki sınırlamaları da yabana atmamalıyız.

Yemek yerken su içilirse ne olur? Mahsuru nedir?

Yediğimiz her yemek; et olsun, sebze olsun, meyve olsun, kuru yemiş olsun, çiğ olsun, pişmiş olsun, katı olsun, sıvı olsun vücudumuz tarafından sindirilir. Ağzımıza attığımız anda sindirim mekanizması hemen başlar. Bu sisteme bizim dışardan müdahale etme imkanımız yoktur. Vücut sindirim işlemini bize sormadan yapar. Bizim emrimiz olmadan işleyen sisteme tıp dilinde "nörovejetatif sistem" denir. Örneğin mide, ne yapacağını bize sormaz. Kalb, karaciğer, böbrek vs. gibi diğer iç organlar da öyle... Onları ancak moral durumumuz iyi veya kötü yönde etkileyebilir ki bu da zaten bizim irademizde değildir.

Bu kadar giriş bilgileri yeter.

Sindirimin çok önemli bir kısmı midemizde gerçekleşir. Zaten içtiğimiz su da doğrudan mideye gitmektedir.

Yemek yerken "iyi çiğneyin" uyarılarını herkes bilir ama yine de herkes alıştığı gibi yer. Bazıları gerçekten de çiğneme işini güzel yapar, bazıları da yutabileceği büyüklükte bırakır.

Mideden önceki, yani ağızdaki sindirim çok azdır. Yeneni vücuda kazandırma işlemi esas midede başlar. Midenin hemen bitişiğindeki onikiparmak, ondan sonra gelen ince bağırsak ve son etaptaki kalın bağırsak hep midenin hazırladığı hamuru sindirmeye devam eder. Sindirime hazırlayan baş organımız midedir. Yiyecekler orada parçalanır ve emilim kıvamına orada getirilir. Nasıl mı?

Mideye salgılanan asitli sıvı (tuz ruhu) vücut tarafından uygun bir şekilde sulandırılır, asitlik derecesi ayarlanır ki sindirim gerçekleşebilsin, yiyecekler vücut tarafından emilebilsin. Midenin kasılıp açılmasıyla çark dönmeye başlar.

Biz dışardan bu esnada mideye bol miktarda su boşaltırsak, yani su içersek, midenin hazırladığı asitli mide suyunun yapısını bozmuş, sindirimi zorlaştırmış oluruz. "Yemek yerken su içmeyiniz" veya "yemekten hemen sonra içmeyiniz" dendiğinde bunun mantığı vardır ve sebebi de bu anlattıklarımdır.

Denir ki yemeğe başmadan yarım saat ve yemeği bitirdikten sonra yarım saat gibi bir müddet sindirime müdahale olmasın diye su içmemek doğrudur. "Tok karnına" yutulması gereken hapları da hemen son lokmayla birlikte içmeyiniz.

Yoksa bu yemek esnası dışında bolca su içilmesi doğrudur ve vücudun suya mutlaka ihtiyacı vardır.

Yemekte hiç mi su içmeyelim? İçelim ama azar azar. Suyun dışında örneğin şarap içenler de onu bardak bardak (veya kadeh kadeh) içmiyorlar. "Şarap" sadece bir örnekti. Onun yerine ayran, gazoz, meyve suyu vs. ne içerseniz için ama azar azar.

Sabahları ilk iş olarak bir hatta iki bardak su insan vücuduna ilaç gibi gelir. Yemeklerden yarım saat öncesi ve yemeklerden sonra en erken 45 dakika sonrasında su miktarı serbest. Yatmadan önce hiç değilse bir bardak su çok iyidir. Daha fazlası uykunuzu bölebilir.

Su kendi başına gıda değildir ama gıda dediğimiz yiyecekler de susuz gıda değeri kazanamaz.

Yeryüzünde en çok bulunan madde su olsa da içilebilir su miktarı o kadar az ki, milyarlarca insan "temiz" içme suyuna hasrettir.

Afrika'da üç erkeğin kan ter içinde bir geyiği avladığını ve hemen onun karnını deştiğini ve işkembesinde bulunan kitleyi bir ot süzgecinden geçirip suyunu içtiklerini, yani o hayvanı esasen sudan ötürü avladıklarını hiç unutamam.

Su, yokken ancak kıymeti anlaşılabiliyor. Söylemekle ve nasihatle olmuyor işte.

Rusya'da bazı klinikler sadece sistemli bir şekilde bolca su içirerek bazı hastalıkları tedavi ediyorlar. Çok kişi yeteri kadar su içmediği için hastalanıyor.

İçme suyu kaynaklarımızı öylesine azalttık ki şimdi içme suyunu köyde ve kentte parayla almak zorunda kalıyoruz. Muhtarlıkların ve belediyelerin içme suyu hijyeni yönünden yaptıkları ihmaller yüzünden musluktan su içemeyenler o kadar çoğaldı ki şimdi oluşan şişe ve damacana suyu sektörü büyük bir sanayi dalı oldu.

İçmenin dışında suyun hayatımızdaki yerini böyle küçük sütunlara sığdırmak elbette mümkün değil. Boşuna mı başka gök cisimlerinde hayat belirtisine bakarken hep "su var mı" diye araştırılıyor?

YORUM EKLE