SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR MEDENİYET MALZEMESİ: KEÇE

Geriye doğru ne kadar yaşlı bir geçmişe sahip olduğunu tam olarak bilemediğimiz dünyamızdaki yaşamın temel kaynağı olan doğamız, biz insanlar ve birlikte yol aldığımız bütün diğer canlılar için hayatın devamını temsil ediyor. Gelişen sanayi ve teknolojiyle birlikte insan yaşamı da değişmiş üretici-tüketici konumu nedeniyle doğanın nimetlerini kullanmıştır. Teknolojinin gelişmesi insanı, doğanın kaynaklarından faydalanırken küresel iklim sorunlarına da sürüklemiştir. İklim olayları, su ve doğal malzeme kaynaklarının tükenmesi, hayvanların ve doğal floranın tükenmesi insanın farkındalık hissetmesine neden olmuş ve sürdürülebilirlik gibi kavramların gelişmesini sağlamıştır.

Sürdürülebilirlik, ihtiyaçlar için üretkenlik ve çeşitliliğin sağlanması ve bunu yaparken aynı zamanda hem kaynakların hem de üretilen ürünün daimi olabilme yeteneğini korumak olarak tanımlanıyor. Sürdürülebilirliği sağlamak demek doğa ve insan arasında denge oluşturmak demek ise Türkiye’nin üzerinde yaşadığı kültür havzası ve sahip olduğumuz bütün tarihi referanslar, sürdürülebilirliğin sağlanması sürecindeki cevaplarda zihnimi kendi kültür örneklerimize götürüyor. Sadece bizim kültürümüzde de değil insanlık hafızası kaynakların dengeli ve doğayla dost şekilde yaşama örneklerine sahip.

Bugün üzerinde durmak istediğim konu bu sürdürülebilirlik malzemelerinden bir tanesi olan kadim bir Türk kültür tekstil ürünü olan “Keçe.” Keçe, yün liflerinin sıcak su ve sabun yardımıyla nemli bir ortamda sıkıştırılmasıyla oluşturulmuş tekstil ürünüdür. Kullanım ve yapım tekniğine bağlı olarak en eski tekstil ürünü denebilir. Keçeleşme; deri ürünü hayvansal liflerin örtü hücrelerinin birbirine çözülmeyecek şeklinde kenetlenmesiyle meydana gelir. Koyun, keçi gibi hayvanların yünleri alkali bir ortamda PH, nem, ısı, basınç, hareket ve işlem süresi gibi bazı dış faktörlerin etkisi altında keçeleştirilerek bir dokuma malzemesi oluşturulur.

Geleneksel malzemeler ihtiyaçtan doğar ve yaşamın içerisindeki doğal malzemeler en az zarar, en az atık ve en üst fayda kuralına göre yine yaşamın kendisinden sağlanırdı. Türkler hayvanlarını ihtiyaç olması halinde etlerinden faydalanmak üzere tüketirler ve geri kalan bütün malzemeyi yününden, boynuzuna, toynağına kadar yaşam içerisinde faydalı bir malzemeye dönüştürecek şekilde en üst fayda elde edilirdi. Keçenin soğuğa dayanıklı ve su geçirmez olması, onu kullanım aracı olarak ilk sırada tutmuştur. Yazın serin, kışın sıcak tutması, ısı yalıtımı sağlaması, sürüngen hayvanları üzerinde barındırmaması, ortamdaki nemi kendine çekmesi, günümüzde radyasyonun yayılmasını engellemesi gibi birçok koruma özelliği vardır. Cep telefonlarının yaydığı olumsuz etkilerinden korunmak için keçeden yapılan kılıfların yapılan ölçümlerde bu etkiyi azalttığı tespit edilmiştir.

Güney Sibirya Altay Dağları eteklerinde 1924 yılında Rus arkeolog Rudenko ve Griaznov tarafından Pazırık Vadisinde bulunan kurganlardan çıkan eserlerde Türklerin bu doğa harikası malzemeyi yaşamlarının her kesiminde kullanabildiklerine tanık oluyoruz. M.Ö. 3-6.y.y’daki Hun kurganlarından çıkan ve hiç bozulmadan günümüze kadar gelmesinde kurganlara sızan kar suları donarak eşyaların korunmasını sağlamıştır. Pazırık kurganlarından  keçeden yapılmış duvar yaygıları, geyik kılından yapılmış minder ve at koşum takımları, iki katlı keçeden yapılmış pantolon, kadın başlığı, lahtin içerisine serilen ince keçe üzerinde yatan bir ceset ve keçeden yapılmış at başlıkları, kılıç sapları, maşrapaların gövdesi ve kulplarında keçe örnekleri vardır.

Mezopotamya uygarlıklarından Sümerler de hayvan yünlerinin şifasından faydalanmışlar. Sümerli hekimlerin bitkisel, hayvansal ve mineral kaynaklı ecza dolaplarında hayvansal ürünlerin en yaygın kullanımlarından biri yündür.

Stresli yaşam şartlarında sürekli pozitifte kalma ihtiyacı içinde olan insan günlük yaşam malzemelerinde doğal olanı seçmeye çalışarak stresli etkileri daha aza indirmek için seçimini de yapmış olur. Tarihi Keçe malzemesinin şehrimizde yeniden hayata geçirilmesi için kurslar düzenlenmektedir. Pamukkale Halk Eğitim Merkezi ve Denizli Büyükşehir Belediyesi’nce düzenlenen Keçe Kursu’nda geleneksel dövme keçe yöntemiyle günlük yaşam ürünleri El Sanatları Öğretmeni Reşika Sezgin Kaymakçı tarafından başarıyla bu sanata ilgi duyanlara öğretiliyor. O kursiyerlerden biri de benim. Bu tarihi sanatı “öğreniyor olmak”, “kullanıyor olmanın” yanında paha biçilmez bir kazanım diye düşünmekteyim. Keçe Hocası Reşika Hanım keçe sanatına tam anlamıyla gönül vermiş keçenin sihirli dokusu hakkında “Keçe o kadar mucizevi bir tekstil ürünü ki faydaları saymakla bitmez, tekstil termosu olarak bilinir, eklem ağrılarına iyi gelir, radyoaktif dalgaları kırar. Osmanlı Devleti’nde savaş materyali sayıldığı için kanunlarla üretimi korunan bir malzemedir. Biz şu anda modernize ederek çanta, eldiven, şapka, telefon kılıfları yaparak yine günlük yaşamımızda bu doğal kumaştan faydalandığımız ürünler yapıyoruz. Bu eşsiz sanatı bir kişiye bile sevdirmek tek amacım.” diyerek bu sürdürülebilir malzemenin yaşatılıp yeni nesillere aktarılmasının önemini vurguluyor.

Doğayı, iklimi korumak için sürdürülebilir doğal malzeme kullanmak dünyamıza yapacağımız en güzel katkıdır. Bu malzemeleri yeniden icat etmeden önce de zaten heybemizde var olan güzellikleri de kullanmayı tercih etmek yapılacak ilk iş olabilir.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Nursen Şengül
Nursen Şengül - 2 ay Önce

Keçeyi hayatımıza sokarak günlük yaşamda vazgeçilmez kılmak herkese nasip olmuyor diye düşünüyorum. Ben kendimi bu açıdan farklı ve başkalaşmış görüyorum. Keçe yaptıkça daha yaratıcı oluyor renk desen ve modeller üzerinde çalışıyor insan. Yaptıklarınız size özel oluyor. Kendiniz için kendiniz üretiüretiyor ve dünyada eşi benzeri yok. Bizi keçe sanatıyla buluşturan Reşika Sezgin KAYMAKÇI Öğretmenimiz sonsuz sevgiler.

Fikriye Başşehir.
Fikriye Başşehir. - 2 ay Önce

Kıymetli hocam yazmış olduğunuz araştırma bilgileri çok faydalı oldu. Emeğinize sağlık. Daha önceki yazılarınızı da zevkle okuyorduk. Teşekkürler.

Hilal Özgün
Hilal Özgün - 2 ay Önce

Çok güzel bir yazı olmuş, yazan ellere sağlık.

Özgür ŞAHİN
Özgür ŞAHİN - 2 ay Önce

Kıymetli hocam, yüreğinize kaleminize sağlık...

Merve Soysal
Merve Soysal - 2 ay Önce

Ne kadar güzel anlatılmış her detayı ile ♥️

Hüseyin Moran
Hüseyin Moran - 2 ay Önce

Bircan hocam tarafından yine güzel bir yazı kaleme alınmış.
Her bir yazınızı merak ile bekliyoruz...

Hakkı Pişman
Hakkı Pişman - 1 ay Önce

O kadar güzel yazmışsınız ki , arabamın koltuklarına keçe ile kaplatmak istedim.