SÜRDÜRÜLEBİLİR YATIRIMA YENİ BAKIŞ

Bir işletmenin varlık nedenini en basit tabirle finansal olan ve olmayan sebepler olarak gruplayabiliriz. Finansal hedeflerin şirketler için ağır basması sebebiyle, iş hayatında sürekli olarak büyüme ve karlılık ifadeleri telaffuz edilir. Hatta bunun sürekliliğini ifade etmek için sürdürülebilir karlılık pek çok kurumun stratejik hedefler listesinde yer alır. Ancak çalışanları motive etme konusunda belirlenen stratejik hedefler yeterli gelmediği için şirketler finansal olmayan varlık sebeplerini de sıklıkla planlamaları içerisinde görünür hale getiriyor. Son yıllarda büyük yatırım şirketleri ve fon yöneticileri bir şirketin değerlemesini yaparken şirketin mevcut operasyonlarından yarattığı değer, sahip olduğu varlıklar, finansal tabloları gibi parametrelere ek olarak sürdürülebilirlik politikalarına yer vermeye başladı. Gelecek belirsizleştikçe, öngörülerinde sürdürülebilirliğin öneminin arttığını görüyoruz.

Son 25 yıldır çevre, iklim ve sosyal konulardaki sivil toplum kuruluşlarının faaliyetleri, artan toplumsal bilinçlenme ve devlet politikalarıyla birlikte özellikle gelişmiş olan ülkelerde sürdürülebilir yatırım kavramı oluştu. Dünyanın en büyük sermaye ve risk yönetimi ile uğraşan kuruluşları sürdürülebilir yatırım konusunda ayrı bir uzmanlık alanı oluşturarak, fonlarının bir kısmını bu alana ayırmaya başladı. Hatta 2020 Ocak ayından itibaren, yönettiği 7,4 trilyon $ ile dünyanın en büyük varlık yönetim şirketi olan Amerikalı BlackRock firması ‘artık sürdürülebilir olmayan hiçbir yatırıma fon ayırmayacaklarını’ ifade etti. Bu durum, doğaya zararlı olduğu kanıtlanmış ve küresel iklim değişikliği üzerinde olumsuz etkisi olan endüstrilerin değer zincirinde (petrol, kömür, plastik vb.) yer alan firmalara yatırımı durdurma kararı aldıklarını gösteriyor. Sürdürülebilir ekonomik yapılanmanın olasılığıyla ilgili felsefi tartışmaları bir yana bırakacak olursak, mevcut düzende yatırım yaparken şirketlerin sürdürülebilirlik konusunda yaptıkları çalışmalar daha da önem kazanacak gibi duruyor.

Önceden sadece iyi niyetli bir yaklaşım olarak değerlendirilen sürdürülebilir yatırım olgusu, koronavirüs salgınıyla birlikte farklı bir anlam kazanmaya başladı. Borsalarda sürdürülebilir şirketlerin hisselerinde değer artışı devam ederken; yatırımcıların ilgisi de son aylarda bu şirketlere yöneldi. Bunun en temel sebebi ise gelecekle ilgili belirsizliğin artması ve fon yönetim şirketlerinin sürdürülebilir yatırımları yeni ekonominin kritik bir parçası olarak görmesi.

J.P. Morgan tarafından geçtiğimiz günlerde yapılan bir açıklamada “yatırımcıların finansal verilerden daha çok sürdürülebilirlik konularını sorguladıkları ve finansal performans kadar sürdürülebilirliğin bir gereklilik olduğunu düşündükleri” ifadesi yer alıyordu. Bu konuyla ilgili bir diğer gösterge de yatırım şirketlerinin son yıllarda sürdürülebilir fonları piyasaya sürmeleri. 2015-2019 dönemi boyunca her sene, sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde 20’nin üzerine yeni sürdürülebilir fon piyasada işlem görmeye başladı. 2020 yılında ise bu sayıya ilk 6 ay içerisinde ulaşıldı.

Sürdürülebilir şirketlere olan ilgilinin artması piyasadaki diğer şirketleri de etkilemeye başladı. Son yıllarda değerleme şirketleri sürdürülebilirlik başlıklarını (ESG-Environmental, Social and Governance) soru listelerine ekledi. 2020 yılında ise sürdürülebilirlik ile ilgili sonuçların değerleme içerisindeki payı artmaya başladı. Kanada merkezli küresel bir düşünce kuruluşu olan IISD, sürdürülebilir fonlara yönelen artışın sebeplerinden birisinin Y ve Z jenerasyonlarının yatırım dünyasına girmesi olduğunu belirtiyor. Ayrıca, artan bilinçlenme sayesinde önümüzdeki dönemde dünya genelini ilgilendiren ekolojik ve sosyolojik konuların yatırımlarda birinci etken olacağını iddia ediyor. Bir diğer etken ise pandemi kriziyle birlikte tekrar önem kazanan risk yönetimi. Risk Yönetim Enstitüsü’nün yayınladığı rapora göre iş dünyasındaki yöneticilerin %94’ü önümüzdeki yıllarda risk yönetiminin, kararlarda belirleyici bir rolü olacağını düşünüyor.

Diyebilirsiniz ki uzun vadeye bu denli odaklanan şirketlerin kısa vadeli performansları yeterince tatmin eder mi? Evet. Uzun vade risklere göre iş modelini şekillendiren ve stratejilerini belirleyen sürdürülebilirlik odaklı şirketlerin kriz ve risk yönetimi konusunda diğer şirketlere göre daha iyi sonuçlar aldığını görüyoruz. S&P 500 kuruluşlarından sosyal sürdürülebilirlik skoru yüksek olanlar 2020 Ocak ayından günümüze en iyi finansal performansı sergilerken, getirisi en düşük olan %20’lik kesim ise sürdürülebilirlik skoru düşük olan şirketlerden oluştu. Pek çok finans kuruluşunun yaptığı araştırmaya göre de sürdürülebilirliğin ön planda olduğu yatırımlar geleneksel yatırımlara göre uzun yıllardır benzer veya daha iyi performans sergiliyor. Kısacası, iş dünyası sürdürülebilirlik gündemi doğrultusunda stratejilerini gözden geçiriyor. Bireysel yatırımcıların da şirketlerin sürdürülebilirlik faaliyetlerini yatırımın ana kriterlerden birisi olarak görüp ona göre hareket etmeleri gerekiyor.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet Can B
Mehmet Can B - 2 hafta Önce

Çok doğru bir yaklasım Barış bey. Halka açık sirketlerin sürdürülebilirlik raporlarına sitelerinden ulasmak mümkün. Halka açık olmayanlar da bir an önce bu konuları olcup bicmeli

Nesrin
Nesrin - 2 hafta Önce

şirketler eskiden çevreci mi bakıyorduda yeni bakışları olsun

banner206

banner205