“SUYA YAZI YAZMAK”

Avukat Atilla Sezener, sosyal medya hesabından, “BİR KİTABA YAZDIĞIM ÖNSÖZ” yazısını paylaştı. Düşünmeyi ve sorgulamanın yaşantımızdaki önemini vurgulayan Sezener, okumayan ve yazmayanların çok konuştuğunu anlatıyor.

“BİR KİTABA YAZDIĞIM ÖNSÖZ

BATI: - Düşünüyorum, öyleyse varım.

Düşünce ve bunu uygulamanın doğal sonucu olarak, her alanda Doğu’ya hakimdir.

***

DOĞU:

-Nasrettin Hocanın hindisi gibi düşünme.

-Karadeniz’de gemilerin mi battı, ne düşünüyorsun ?.

-Başını sıcak tut, ayağını serin, düşünme derin derin.

-Düşün düşün b..ktur işin.

***

Kıyaslayın, gerçek kabak gibi ortada. Düşüncenin reddi, kültürün reddidir. Kültürün reddi, yaşamın ve medeniyetin reddidir.

***

İki ciddiye alınması imkansız uyduruk yalan, birçok beyni esir almıştır:

1-Benim kitap alacak param yok.

10 liraya kitap almayan adam, 100 liraya fal baktırıyor. Ayda 300-400 lira sigara parası veriyor. Kaldı ki; bedava verilen kitap bile okunmuyor.

2-Kitap okuyacak zamanım yok. Kitap her zaman her yerde okunur. Otobüste de okunur, yatakta da. Hatta tuvalette bile. Elin yabancısına bak, plajda kitap okur, sen başka yerlere bakıyorsun. Bırak numarayı okumamanın mazereti olmaz.

***

Nüfusumuz 84 milyonmuş. Bilenler en az 160 milyon cep telefonu olduğunu söylüyor.

Bilinmelidir ki, okumayan ve yazamayan kişi konuşur. Konuşma ise, suya yazı yazmak demektir.”

Sezener’in değerlendirmesine hak vermek gerekiyor. Çünkü biz elimize sabah aldığımızı gazeteyi son sayfasından okumaya başlıyoruz… 

TAHSİN EŞMELİ’DEN İKİ ALINTI YAPTIK…

Sosyal medyayı etkin ve bilinçli kullananlar, hep yaşamımızın kesitlerinden paylaşımlar yapıyor. Tahsin Eşmeli arkadaşımız, geçtiğimiz hafta sonu kutladığımız sevgililer günü ve çocukluğumuzda anne ve babalarımızın yaptığı tohum takaslarını anlattı. Birlikte okuyalım…

SEVGİLİLER GÜNÜ

Bugün sevgililer günüymüş. Belki yeni tanışan veya bir süredir beraber olan evli olmayan insanlar için bu günün bir anlamı vardır. Peki evliliklerinin üzerinden çeyrek asır geçmiş olan insanlar için bu tip bir günün anlamı olur mu? Erkeğe göre olmaz ama kadına göre oluyor. Kapitalizm bunu dayatıyor. Artık ne hediye alır da onca yıllık karınızın sevgililer gününü nasıl kutlarsınız o size kalmış. Bana sorarsanız tamamen saçmalık ama izninizle ben bir hediye alayım. Ne olur ne olmaz. Başım ağrımasın.”

Evet; sevgililer günü, anneler günü, babalar günü ve bir çok gün hayatımızın vazgeçilmezleri arasındadır. Kapitalizm, ürettiklerinin satılması için uyguladığı bir pazarlama tekniğidir.

TAKAS, BİR ÇOK YÖREMİZDE HALA VAR MIDIR?

Tahsin Eşmeli 2019 yılında sosyal medyada paylaştığı “Takas” yazısını güncelliğini yitirmediği için yine paylaştı. Köy kökenli nesiller olarak yaşamın içinden yoğrularak geliyoruz. Domatesin, pamuğun, salatanın, eriğin ve buğdayın nasıl yetiştiğini ve 12 ay içerisinde nasıl neler yapılması gerektiğini biliriz. Ben kişisel olarak 22 yaşına kadar kışın hiç domates, karpuz yemedim… Kış meyvesini, mevsiminde, yaz meyvesini de yazın yemenin daha sağlıklı olduğunu düşünenlerdenim... Köyde hepimizin anne ve babası temmuz ayında kışlıklarını hazırlamaya başlardı. Tarhana, bulgur, erik ekşisi ve pekmez kaynatılırdı. Arkadaşımız Eşmeli bakın nelere parmak basıyor…

“TAKAS

Takas dönemini hatırlayanlarınız vardır belki. Bir malı bir başka mal ile trampa etmek, yani değişmek. Çocukluğumda yaşadım bunu. Varın artık yaşımı da siz tahmin edin.

Çocukluk yıllarımda tek alış veriş yapabileceğimiz yer Alibey amcanın dükkanıydı. Tabi haliyle orada da her şey bulunmazdı. Bu nedenle bu açığı kapatmak için çerçiciler gelirdi köylere.

Bizim köye de belli zamanlar atına yüklediği envai çeşit eşya ile çerçici gelirdi. Dikiş iğnesinden traş sabununa, aynadan dikiş ipliğine, çay süzgüsünden çatal iğneye kadar çeşit çeşit eşya. O amca çerçici geldi diye bağırdıktan sonra ihtiyacı olan olmayan toplaşırlardı başına. Tabi o zaman herkesin nakit parası yok ama arpası, buğdayı, nohutu, susamı v.s. var. O zamanlar bu tahıllar nakit yerine geçerdi. Sorardın "Amca şu ayna kaç para" ? Derdi iki lira. Kaç kilo buğday ediyor? 4 kilo. 4 kilo buğdayı getiren aynayı alırdı. Bizler buğday fiyatını bilmezdik, o bilirdi. Biz yalnızca vereceğimiz buğday miktarını bilirdik. Alan da memnun olurdu, satan da.

Alibey amcanın bakkalında da geçerliydi bu yöntem. Paran yok ama şeker alacaksın. Sorardın, bir kilo şeker kaç yumurta ediyor. O kadar yumurta götürür şekeri alırdın. O zaman herkesin yeterince tavuğu vardı. Şimdi köylü yumurtayı nakit parayla ilçeden alıyor. Son kalan yerli tavuk nesli de kuş gribi hikayesiyle yok edildi.

O zaman takasla yaşamak daha güzeldi. Çünkü kendi paranı kendin üretebiliyordun. Ürettiğin ürün para yerine geçiyordu. Şimdi öyle bir teklifte bulunsan hangi satıcı kabul eder?”

Günümüzde benim bildiğim sadece Çal İlçesi’nin Belevi Mahallesi’nde kurulan pazarda takas uygulanıyor. Bir dolu buğdaya, portakal, mandalina veya ne konulmuşsa takas yapılabiliyor.

Buna kapitalizm razı gelir mi? Yanıtını siz verin…

“BANA DÜŞLERİNİ BIRAKMA...”

Arkadaşımız Şerife Düdükçü,  sosyal medyada zaman zaman yazdığı şiirleri paylaşıyor… Akıcı ve duygusal yazdığı bir şiirini paylaşmak istiyorum.   

“BANA DÜŞLERİNİ BIRAKMA

Son defa takıldı gözlerim gökyüzünün boşluğuna

‘Bana düşlerini bırakma’ dedim

düşler korkutur beni…

Çünkü;

Başkalarının düşlerine dalmak demek,

Kendi benliğimden girmek demek di.

Oysa ben;

Kendi duvarlarımın dışında nefes alamam, yaşayamam.

Sana güvenim, yalnızlığa güvenim kadardı ancak;

Eğer gün gelirde çizebilirsem acının resmini,

O yağmur altında, ıslak elleriyle elimi sıkan

Avuçlarını yüreğime bırakan sen olurdun. Oysa çizemedim mutluluğun resmini sıkıca sarılamadan

Sana...

Henüz öğrenemedim duyguların çizimlerde acının yorumlanmasını

Yüzünde görüntüleyemeden,

Çekmeden o delice oklar taşıyan bakışlarının fotoğrafını.

Yüreğini ise hiç bilmiyorum?

İçindeki sırları hiç söylemedin bana

Bende hiç sormadım zaten sana.

Eğer bir kere yıkasaydın kendi duvarlarını,

İnatçılığının inatçılığımı yenecek kadar güçlü olsaydı,

Her şey bambaşka olurdu belki de.

Son kez dedim içimden, defalarca sana son kez

Bana düşlerini bırakma...

Vuslatlara hasret düşlerimde boğulurum sonra… (Şerife Düdükçü - 14 Şubat 2017)

Evet; sevdiklerinize düşlerinizi bırakmayın…

Onlarda yarattığınız hayal kırıklıkları onarılmaz yaralar bırakacaktır.

İŞTE; EMİNE SUPCİN’DEN AŞKIN ANAHTARI

Denizli’nin Beyağaç İlçesi doğumlu Emine Supcin, yazdıklarıyla fark yaratan bir yazar. İlk ve orta öğrenimini Frankfurt ve Beyağaç’ta, Lisans ve yüksek lisans derecelerini Pamukkale Üniversitesi’nde tamamlayan, “Kış”, “Filozoflardan Seksi Şeyler”, “Hiç” ve “Dokunulmamış Kadınlar” kitaplarının yazarı, Özel Supçin Çocuk Kulübü’nde geleceğin yöneticilerinin ufuklarını açacak stratejiler öğreten, onlara yabancı dil öğrenmeleri için zaman ayıran Emine Supcin, yıllar önce yazdığı “Aşkın Anahtarı” yazısını sosyal medya da bir arkadaşı paylaştı. Sizin aşk anahtarınız hangisidir…?  

“AŞKIN ANAHTARI
Aşkın anahtarına, yüreğindeki kilit karar verir.
Gözünüze ilk çarpan anahtar sizin aşk renginizdir.

BEYAZ
Kusursuzluk arıyorsunuz. Karşınızdaki hatasız olmalı, olamıyorsa özür dilemesini bilmeli.
KIRMIZI
Uçarı duyguları tercih ediyorsunuz. Sürprizleri seviyor, şaşırmak ve şaşırtmak istiyorsunuz. Her anı dolu dolu yaşanacak bir aşk sizinki.
MOR
Birincil değeriniz asalet. Kibarlık, centilmenlik, ölçülülük önemli kıstaslar. Zorla hiçbir şey yapmazsınız ama rica edilirse, yürümeyeceğiniz yol yoktur.
PEMBE
Romantiksiniz, baharlar kadar romantik. Şöminede çıtırdayan ateşin karşısında sıcak şarap içerken, kulağınıza Fransızca şiirler okuyan sevgili sizin rüyanızdaki insan. Arada sırtınızın üşüyüp üşümediğini de kontrol ediyorsa taparsınız.
LİLA
Hayata rüyaymış gibi bakanlardansınız. Rüya gibi aşkların varlığına inanıyorsunuz ama hayatın çıplak gerçekleri ile karşılaşınca çok çabuk hayal kırıklığına uğruyorsunuz. Kolay ağlıyor, kolay gülüyorsunuz.
SU YEŞİLİ
Kolay hoşlanıp, hoşlantıyı aşkla karıştırabiliyorsunuz. İkisi arasındaki gel-gitleriniz hem sizi, hem de çevrenizdekileri yoruyor. Çünkü her aşkınızı anlatmayı seviyorsunuz.
YEŞİL
Doğallıktan yanasınız. Aşkı da doğal bir ihtiyaç olarak değerlendiriyor ve ihtiyacın onu ön plana çıkardığına inanıyorsunuz. Size göre aşk, çocuk yapmanın diğer adı.
MAVİ
Aşka inanıyor ama akıl rehberliğini elden bırakmıyorsunuz. Sevgiye dönüşmüş aşkı kutsuyor ve değer kattıkça büyüyeceğine inanıyorsunuz.
SARI
Siz aşkı ayrılıklarda sevenlerdensiniz. Kavuşmak aşkın kitabında yoktur diyenlerdensiniz. Bu yüzden, aşk olsun ama meşkten öte dursun, prensibiniz.”

Benim aşk anahtarımın rengini sorarsanız gökkuşağıdır.. Gökkuşağı 7 renkten oluşuyor.  Gökkuşağında; kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi çivit mavisi ve menekşe renkleri oluşur… Bu renklerden aşk anahtarı bulmak hayli zordur…

ÜLKÜ OCAKLARI; PANDEMİYİ FIRSATA ÇEVİRDİ

Ülkü Ocakları Denizli Şube Başkanı Murat Aydınlı, göreve geldikten sonra bir eğitimci olarak, Ülkü Ocakları’nda eğitime önem veren bir isim oldu.  Başkan Aydınlı, “Bir yıllık refah istiyorsan, tahıl yetiştir. 10 yıllık refah istiyorsan, ağaç yetiştir. Yüz yıllık refah istiyorsan insan yetiştir.”  Çin atasözünü kendisine rehber edinmiş… Başkan Aydınlı’nın pandemi sürecinde, Ülkü Ocakları’nda gençlerin eğitimine önem verdiğini görüyoruz.  İşte; Aydınlı’nın yaptığı sosyal sorumluluk etkinlikleri:

  • Güney Türkistan'dan gelen Türkler için, Türkçe Kursu.
  • Sokak Hayvanları için düzenli olarak doğaya yem bırakılması
  • İlkokul çocuklarına yönelik boyama kitapları dağıtımı
  • Denizli'nin özellikle yoksul kesimlerindeki  okulların ihtiyaçlarının  giderilmesi için çalışmalar
  • Çocuklara yönelik Dede korkut kitapları
  • Her cuma sabah namazının ardından cami cemaatine sıcak çorba ikramı
  • Ahilik Haftası nedeniyle esnaflara Ahilik mesajı ve siftah etkinliği
  • Türkmen çocukların  ilk defa sinemayla tanışması

Orta ve lise öğrencileri için robotik kodlama atölyesi

  • Türkmen soydaşlara 1 tır dolusu un yardımı
  • Acıpayam Karaismailler Mahallesi’nde 33 yıldır elektriksiz yaşayan vatandaşın evine elektrik bağlatıldı
  • Denizli’nin İlçelerini  tanıtan belgesel programı çekilmesi
  • Belirli aralıklarla Kızılay'ın kan ihtiyacını karşılamak amacıyla kan bağışı
  • Özellikle ilk orta lise ve üniversite öğrencilerinin ve toplumun tüm kesimlerinin yararlanmaları için 20 bin kitaptan oluşan kütüphane kurulması
  • 19 Mayıs ve 30 Ağustos Zafer Bayramı’na özel klip
  • Olası doğal afetlerde Devletin ekiplerine yardımcı olmak amacıyla arama kurtarma ekipleri
  • Tarihi Karahöyük Pazarı ve Tarihi Gölcük Camii’nin restore edilmesi için proje
  • Türk Dünyası çocuklarına yönelik resim yarışması
  • Ramazan Bayramında 3 bin aileye gıda kolisi, Kurban Bayramında ihtiyaç sahibi ailelere et dağıtımı
  • Pandemi sürecinde yaklaşık 50'nin üzerinde online seminer
  • Avdan'a yapılması planlanan termik santralin çevreye vereceği zararlarla ilgili konunun uzmanlarına rapor
  • Denizli'nin ücra köşelerindeki mahallelerde ihtiyaç sahibi vatandaşlara yakacak yardımı
  • Türkmen çocuklara okul çantası ve kırtasiye yardımı
  • Uyuşturucuyla mücadeleyle ilgili damarlarındaki asil kanı kirletme kampanyası
  • Gençlerin el becerilerini geliştirmek amacıyla hobi atölyesi
  • Çocukların Türk Dünyasını daha yakından tanımaları amacıyla Ocakta bul kutu oyunu.

Bu etkinleri yapabilmek için donanımlı ve enerjisi yüksek yöneticiler olması gerekiyor… Bu tür sosyal sorumluluk projelerini gerçekleştirirken yorgunluk hissedilmez… Başkan Murat Aydınlı’ya bitmek bilmeyen enerjisiyle pandemiyi fırsata çevirdiğinden dolayı kutlar, başarılar dileriz…

“PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” ÇAĞRIMIZIN 2179’UNCU GÜNÜDÜR…

Pamukkale ve Laodikya Antik Kenti’nin gelirleri, Denizli’ye kalmıyor... Hierapolis, (Kutsal Şehir) binlerce yıldır, insanlara şifa dağıtıyor… Pamukkale ve Laodikya son yıllarda, Denizlililerin ilgi odağında değil… Artık, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uygulamalarıyla Denizlililerin “Laodikya ve Pamukkale Sevgi Ateşi” söndü… Geçmişte, Denizlililer gelen konuklarını Pamukkale ve Laodikya’da ağırlar ve fotoğraf çektirerek anılarını ölümsüzleştirirdi… Şimdiler de ise; böyle anılar ölümsüzleşmiyor…“PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” çağrımıza Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, yanıt verene kadar devam edeceğiz…

ÇARŞAMBA’NIN SÖZÜ:

Türk milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir.

Mustafa Kemal ATATÜRK

YORUM EKLE
YORUMLAR
Şerife Düdükcü
Şerife Düdükcü - 2 hafta Önce

Muhteşem yazılar hepsi birbirinden güzel birbirinden değerli. Yerine emeğine sağlık benim yüreği güzel asil arkadaşım. Sonsuz başarılar. İyiki varsın. ❤️❤️❤️

banner220

banner221