TANZİMATTAN GÜNÜMÜZE ÖĞRETMEN YETİŞTİRMEDE ALINAN MESAFE

Tanzimat döneminde eğitim alanında yeni hamleler başlatılmış. İlk ve orta okullar açılmış bu kurumlarda çalışacak öğretmenler olmadığından; Padişah Abdülmecit döneminde okullardan sorumlu Nazır Kemal Efendinin katkılarıyla 16 Mart 1848 tarihinde Darülmuallimin adlı kurumlar açıldı. Batı tarzında öğretmen yetiştiren bu kurumun açılışı Öğretmen Okullarının başlangıç yılı kabul edildi. Bu yıl 171 yılını kutluyoruz. 1891 tarihinde Darülmuallim-i Ali’ye adlı kuruma dönüştürülerek yeniden şekillendirilmiş. Cumhuriyete devir olmuştur. 1924 tarihinde ‘’Yüksek Muallim Mektebi’’ olarak yeniden yapılandırılmıştır. Milli Eğitim tarihinde öğretmen yetiştiren kurumlar gözden geçirildiğinde Yüksek Öğretmen Okulları, Eğitim Enstitüleri, Eğitmen Okulları, Köy Enstitüleri, Öğretmen okulları, Eğitim Fakülteleri göze çarpar. Dış güçler ve onların içerdeki uzantıları bu kurumlardan çok başarılı olanların yıpratılması ve kapatılması için siyasilerimize baskı yapmışlardır.

YÜKSEK ÖĞRETMEN OKULLARI

1949 tarihinde somut bir delil yokken kapatldılar.1959 tarihinde ülke gündemine yeniden alındılar.1978 kadar en verimli yıllarını yaşayarak varlıklarını sürdürdüler. 1978 tarihinde yeniden kapatıldılar. Bu kurumlar alanında güçlü beyinlere öğretmenlik sevdası işlemiş, bulundukları konuma elene elene gelmiş, en iyi seçen bir sistemle ülkemize 6 bin den fazla öğretmen kazandırmıştır. Yetişen bu öğretmenler; liselerde, öğretmen okullarında, Eğitim Enstitülerinde görev almışlardır. 1968-1974 tarihleri arasında mezun olan yüksek öğretmenliler Yeni kurulan üniversitelerin itici gücü olmuşlardır.

EĞİTMEN OKULLARI

Yeni kurulan Cumhuriyetin en büyük sorunu eğitim – öğretimdi. Köy okullarının öğretmen sorununu kısa sürede çözümlemek için Ata’mızın direktifleri doğrultusunda askerde başarılı olan çavuşlar kısa kurslarla öğretmen olarak yetiştirilmiştir.

EĞİTİM ENSTİTÜLERİ

3 yıllık bu kurumlar orta okullar öğretmen yetiştirilmek için açılmışlardır. Bu kurumların en eskisi 1929 tarihinde kurulan Ankara Gazi Muallim Mektebi ve Terbiye Enstitüsüdür. Daha sonraki yıllar da Gazi Eğitim Enstitüsü, Gazi Üniversitesi olarak varlığını sürdürmektedir. Bu kurumun başarısından etkilenerek yeni eğitim enstitüleri açılmış,1978 tarihinde sayıları 18 ‘e ulaşmıştır.

KÖY ENSTİTÜLERİ

1935 yılında Ata’mızın ileri görüşlülüğü ile başlayan 17 Nisan 1940 tarihinde İsmet İNÖNÜ himayesinde; Yüksek öğretmen mezunu Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç‘un çabaları ile kurulmuşlardır. Bu kurumlarda Zeki köy çocukları yetiştirilip köylerine dönüp çalışmaları ön görülmüştü. Karma eğitim yapan bu kurumlar, müfredatları; % 50 kültür, % 25 teknik, % 25 tarım derslerinden oluşuyordu. Bu kurumlar köy öğretmeni, köy sağlıkçısı, Köy ziraatçıları yetiştiriyordu. Yetişen gençler: Okuma zevki, müzik aleti kullanma, resim yapma, tiyatro oynamayı köylerine taşıdılar. Ağaçlara Aşı yapmayı, toprağı kullanmayı, arıcılığı köylerine aktardılar. Bu gelişmeden rahatsız olan torak ağaları ve dış güçler düğmeye basarak kapanmaları için ellerinden gelen yaptılar. Kapandılar.

ÖĞRETMEN OKULLARI

Köy Enstitüleri siyasal iktidarlarca kapanınca, karma eğitime son verildi. Kız ve erkek öğretmen okulları açıldı. 1953 de Köy Enstitüleri ilkokul sonrası 6 yıllık yatılı kız ve erkek öğretmen okulları olarak yeniden düzenlendi. Buna ilave olarak orta okul sonrası sınavla öğrenci alan yatılı kız ve erkek öğretmen okulları açıldı. 1973 tarihinde öğretmen okulları öğretmen liselerine dönüştürüldü. Bu kurumlarda 1975-1976 tarihlerinde iki yıllık Eğitim enstitüleri devreye girdi.1976 sayıları hızla artarak 50 ulaşmıştır. Siyasi çıkar uğruna bu kurumlar çok zarar görmüştür. Öğretmenlik mesleği büyük yaralar almıştır. 1981 yılında yapılan düzenleme ile sayıları 17 indirilmiş, 1989-1990 yılında tümü 4 yıla çıkarılarak Eğitim fakültelerine bağlı sınıf öğretmenliği olarak varlıklarını sürdürmüşlerdir. Nicelik sorunu çözümlenmiş olsa bile nitelik sorunu hala çözümlenememiştir. Öğretmen okulları, öğretmen liseleri ve öğretmen Anadolu liseleri kapatılınca Ö.S.Y.M ile alınan öğrenciler pedagojik formasyon ve öğretmen ruhundan yoksun yetişmesi bu kurumların verimliliğinin sorgulanmasına sebep olmuştur. Var olan görevdeki öğretmenlerin hizmet içi eğitimle yetiştirmek. Eğitim Fakültelerini sayısını azaltmak. Öğrenci sayılarını arz talep dengesi düşünülerek belirlenmesi gereklidir

1963-1984 tarihleri arasında bu kurumlardan yetişmiş ve çalışmış bir yüksek öğretmen mezunu olarak, 171 yıl geçmesine rağmen istenilen düzeyde öğrenci yetiştirecek konuma gelinmemesi nedeniyle endişeliyim.

Bizi geleceğe taşıyacak ve muasır medeniyet düzeyine çıkaracak; sorgulayan, tartışan, deneyleyen, bilimsel bakış açısına sahip, teknolojiyi çok iyi kullanan gençlerin eğitilmesi var olan sistemin en büyük gayesi olmalıdır.

Emekli olmuş ve çalışan tüm öğretmen arkadaşlara, bu anlamlı günde hep birlikte daha güzel günlere yelken açmak dileğimle sevgilerimi sunarım...

YORUM EKLE