TRAVMATİK BİR EVLİLİKTE EMDR TERAPİSİ

Haluk Alan
 
Karşımdaki koltuğa son derece üzgün haliyle bir külçe gibi yığıldığında (oturduğunda) yaşamdan vazgeçmişliğini algılamam çok zor olmamıştı. Mutad olduğu üzere kendisiyle ve geliş hikayesi ile ilgili bazı bilgiler aldım. Seans boyunca anlattıklarından, yaşadığı travmatik evliliğin ruhunda bıraktığı derin acılarıyla yüzleşememenin verdiği duygusal rahatsızlığı bütün yönleriyle yaşadığını fark etmemek mümkün değildi. Seansın ilerleyen dakikalarında ona da şu soruyu yönelttim; “Bu günü niçin istediğimiz gibi yaşayamıyoruz? İsterseniz buradan başlayalım…” İşte bütün bir seans onunla paylaştıklarımdan enstanteneler…
Bu sorunun en güzel cevabı geçmişe takılı kalmamızdır. Geçmiş yaşantısında sabitlenenler bu günü yaşayamazlar. Travma ya  da benzeri sorun yaşayanların en sık karşılaştıkları olumsuz durum budur; bu günü bugün olarak yaşayamamak. Çünkü geçmişe takılıp kalmışlardır. Geçmişin gecikme faiziyle birlikte ağır faturasını öder gibidirler. Çoğu zaman basit olsa da bazı olaylar kişiyi bugünden o eski travmatik yaşantıya götürür ve o anı hatırlatır. Bu durum o gün orada yaşananların adeta bir kez daha deneyimlenmesi gibidir. Bir kısır döngü halini alır ve devamlı hale gelir. İşte bu bugünü yaşayamamaktır. Döngü başladığı andan itibaren geçirilen zaman bir kabusa döner. Kişi çoğu zaman kendisine işine yarayacak bir çıkış yolu bulamaz. O anki duygusal yapılanma kişiye travma ya da sorunu ile yüzleşme imkanı tanımaz. Oysa sorunun en net çözümü sağlıklı bir yüzleşmenin gerçekleşmesi ile mümkündür. Bu noktada terapi  düşünülmelidir. Daha vahim sonuçlara varmadan uygulanacak bir terapi ile sorun halledilebilir.

Travma tedavisi bir diğer değişle EMDR bir bakıma geçmişle sağlıklı bir şekilde yapılamayan hesaplaşmanın gerçekleştirilmesine ve böylece hak edilen sağlıklı ve huzurlu bir yaşamın sürdürülebilmesine imkan sağlar. EMDR, iki yönlü göz hareketleri ya da beynin her iki (sol-sağ) bölümünü sırayla uyaracak diğer iki yönlü uyarımlarla yapılan bir terapi yöntemidir. Bu uygulama neticesinde, travma gibi olumsuz yaşam olaylarının ortaya çıkardığı duygusal, bedensel ve kişinin kendisiyle ilgili temel inançlarındaki olumsuzluklar giderilir. Travmatik yaşantı ile ilgili anılar böylece canlılığını yitirmiş olurlar. “Olumsuz yaşantıların görüntüleri uzaklaşıp silinirken, yerine daha olumlu anılar, bilgiler ve farkındalıklar gelir. Göz hareketlerinin uygulanmaya başlamasıyla, başlangıçta hedeflenen görüntü ile bağlantılı bellekte depolanmış bir çok anı, duygu ve duyum zihne akmaya başlar.” (Kavakçı, Ö. 2012).
EMDR uygulaması sayesinde travma ya da olumsuz yaşantısıyla yüzleşen birey, en azından kendisine ağır gelmeyecek daha sağlıklı ve kabul edilebilir acı ile yaşantısını sürdürebilir. Bu söylenenlerden de anlaşılacağı üzere; travmanın tamamen silinmesi gibi bir durum hiçbir yöntemde mümkün olmadığı gibi burada da söz konusu değildir. Önemli olan; travmanın oluşturduğu aşırı duygusal durum, ileri düzeydeki duyarlılık, dayanılması güç acı ve kederin ortadan kaldırılması, tüm bunların kabul edilebilir ve yaşanabilir düzeye getirilmesidir. Travmatik yaşantılarda yeni bir bakış açısı çoğu zaman içinden geçilmekte olan zorlu süreçlerden dolayı pek mümkün olmaz. EMDR işte tam da bu noktada işe yaramaktadır. EMDR, acılarla dolu anıların canlılığını yitirmesine katkıda bulunmakta ve gerçekten yeni bir bakış açısı ile, travmatik yaşantının verdiği rahatsızlığa duyarsızlık geliştirebilmektedir. Artık o acı duygusal durumlar daha makul seviyelerde seyretmekte ve kişi yaşantısını kendisine yakışan şekliyle sürdürebilmeyi başarmaktadır.

Seans sonunda rahatsızlık derecesini sorduğumda söylediği rakam yarı yarıya bir değişimi ifade ediyordu. “Önümüzde belki uzun bir yolculuk var ama, zorlu da olsa denemeye değer…” Kapıda tebessümle ayrılıp giderken söylediği son sözleriydi…

Karşımdaki koltuğa son derece üzgün haliyle bir külçe gibi yığıldığında (oturduğunda) yaşamdan vazgeçmişliğini algılamam çok zor olmamıştı. Mutad olduğu üzere kendisiyle ve geliş hikayesi ile ilgili bazı bilgiler aldım. Seans boyunca anlattıklarından, yaşadığı travmatik evliliğin ruhunda bıraktığı derin acılarıyla yüzleşememenin verdiği duygusal rahatsızlığı bütün yönleriyle yaşadığını fark etmemek mümkün değildi. Seansın ilerleyen dakikalarında ona da şu soruyu yönelttim; “Bu günü niçin istediğimiz gibi yaşayamıyoruz? İsterseniz buradan başlayalım…” İşte bütün bir seans onunla paylaştıklarımdan enstanteneler…

Bu sorunun en güzel cevabı geçmişe takılı kalmamızdır. Geçmiş yaşantısında sabitlenenler bu günü yaşayamazlar. Travma ya  da benzeri sorun yaşayanların en sık karşılaştıkları olumsuz durum budur; bu günü bugün olarak yaşayamamak. Çünkü geçmişe takılıp kalmışlardır. Geçmişin gecikme faiziyle birlikte ağır faturasını öder gibidirler. Çoğu zaman basit olsa da bazı olaylar kişiyi bugünden o eski travmatik yaşantıya götürür ve o anı hatırlatır. Bu durum o gün orada yaşananların adeta bir kez daha deneyimlenmesi gibidir. Bir kısır döngü halini alır ve devamlı hale gelir. İşte bu bugünü yaşayamamaktır. Döngü başladığı andan itibaren geçirilen zaman bir kabusa döner. Kişi çoğu zaman kendisine işine yarayacak bir çıkış yolu bulamaz. O anki duygusal yapılanma kişiye travma ya da sorunu ile yüzleşme imkanı tanımaz. Oysa sorunun en net çözümü sağlıklı bir yüzleşmenin gerçekleşmesi ile mümkündür. Bu noktada terapi  düşünülmelidir. Daha vahim sonuçlara varmadan uygulanacak bir terapi ile sorun halledilebilir.
Travma tedavisi bir diğer değişle EMDR bir bakıma geçmişle sağlıklı bir şekilde yapılamayan hesaplaşmanın gerçekleştirilmesine ve böylece hak edilen sağlıklı ve huzurlu bir yaşamın sürdürülebilmesine imkan sağlar. EMDR, iki yönlü göz hareketleri ya da beynin her iki (sol-sağ) bölümünü sırayla uyaracak diğer iki yönlü uyarımlarla yapılan bir terapi yöntemidir. Bu uygulama neticesinde, travma gibi olumsuz yaşam olaylarının ortaya çıkardığı duygusal, bedensel ve kişinin kendisiyle ilgili temel inançlarındaki olumsuzluklar giderilir. Travmatik yaşantı ile ilgili anılar böylece canlılığını yitirmiş olurlar. “Olumsuz yaşantıların görüntüleri uzaklaşıp silinirken, yerine daha olumlu anılar, bilgiler ve farkındalıklar gelir. Göz hareketlerinin uygulanmaya başlamasıyla, başlangıçta hedeflenen görüntü ile bağlantılı bellekte depolanmış bir çok anı, duygu ve duyum zihne akmaya başlar.” (Kavakçı, Ö. 2012).

EMDR uygulaması sayesinde travma ya da olumsuz yaşantısıyla yüzleşen birey, en azından kendisine ağır gelmeyecek daha sağlıklı ve kabul edilebilir acı ile yaşantısını sürdürebilir. Bu söylenenlerden de anlaşılacağı üzere; travmanın tamamen silinmesi gibi bir durum hiçbir yöntemde mümkün olmadığı gibi burada da söz konusu değildir. Önemli olan; travmanın oluşturduğu aşırı duygusal durum, ileri düzeydeki duyarlılık, dayanılması güç acı ve kederin ortadan kaldırılması, tüm bunların kabul edilebilir ve yaşanabilir düzeye getirilmesidir. Travmatik yaşantılarda yeni bir bakış açısı çoğu zaman içinden geçilmekte olan zorlu süreçlerden dolayı pek mümkün olmaz. EMDR işte tam da bu noktada işe yaramaktadır. EMDR, acılarla dolu anıların canlılığını yitirmesine katkıda bulunmakta ve gerçekten yeni bir bakış açısı ile, travmatik yaşantının verdiği rahatsızlığa duyarsızlık geliştirebilmektedir. Artık o acı duygusal durumlar daha makul seviyelerde seyretmekte ve kişi yaşantısını kendisine yakışan şekliyle sürdürebilmeyi başarmaktadır.
Seans sonunda rahatsızlık derecesini sorduğumda söylediği rakam yarı yarıya bir değişimi ifade ediyordu. “Önümüzde belki uzun bir yolculuk var ama, zorlu da olsa denemeye değer…” Kapıda tebessümle ayrılıp giderken söylediği son sözleriydi…

YORUM EKLE