TUZUMUZ KURU MU?

1959 yılı sonlarında Kuzey Almanya'nın Lüneburg kentine geldiğimde henüz dört aydır Almanya tecrübem ve işte o kadarcık ta Almancam vardı. İlk dört ayımı Bavyera Bölgesinde geçirmiş ve oranın ağır şivesinden dolayı halkla kolay kolay diyalog kuramamıştım.

Lüneburg'da iki aylık bir dil kursu gördükten sonra Almanca kurslarını yeterli bulup geri kalanını kendi çabalarıma bıraktım.

Lüneburg'u neden anlatıyorum?

O tarihlerde yaklaşık 30-35 bin gibi bir nüfusu olan kentin bende bıraktığı intibalar hala devam ediyor. Bavyera'da sokakta konuşulanı hiç anlayamazken Lüneburg'da birden bire kulaklarım açılıverdi ve herkesi anlar oldum. Hannover ile Hamburg arasındaki bu bölgede en iyi Almanca konuşuluyor. Şive kısmı oldukça az.

Şehir merkezine giden yolda eski mahallelerden geçiyordu yolum. Oralardaki evlerin duvarları çatlaktı ve bazı evler tehlikeli çöküntülerden dolayı boşaltılmıştı.

Sebebi, derinlerden çıkarılan tuzdan dolayı yeraltında boşluklar ve arkasından da çökmeler oluşmaktaydı. Zemin her sene 3-5 cm çökmekte ve evleri oturulamaz hale getirmekteydi.

Lüneburg'da 1000 seneden beri tuz çıkarılmaktaydı ve kente ortaçağlardan bu yana zenginlik vermekteydi. Şimdi ise yaklaşık 40 seneden beri tuz kazanımı büyük ölçüde durdurulmuş durumdadır.

***

Tuz kazanımıyla ilk tanışmam Lüneburg'da oldu.

Tuz denince hemen çorbaları, etli ve sebzeli yemekleri anlamayalım. Oralarda kullandığımız tuz miktarı tam anlamıyla devede kulak.

Tuzun geri kalan % 95'i başka yerlerde kullanılıyor. Hatta denir ki; "bir ülkenin sanayileşme oranı tuz tüketimiyle doğru orantılıdır". Yani sanayileşme ne kadar fazlaysa tuz tüketimi de o derece çoktur. Tuz, güçlü bir sanayi hammaddesidir aynı zamanda.

Canlıların hayatlarını idame ettirebilmeleri için tuza ihtiyaçları vardır. Koyunlarımıza arada bir uzun tahtalar üzerine sererek tuz verirdik. Hangi hırsla o tuzları yaladıklarını anlatamam. Yem satan dükkanlara önünden geçerken şöyle bir göz atın, kalıplar şeklinde kaya tuzları sattıklarını görürsünüz. Büyükbaş hayvanların yalamaları için alır onları besiciler.

Tuz uğruna eskiden savaşların çıkmış olması ve tuz ticaretinin çok önemli olduğu dönemleri geçirmiş olduğumuzu düşünmek lazım.

Bizim Türkiye olarak -çok şükür- tuzumuz kuru. Kendi tuzumuz kendimize yetiyor, şimdilik.

Neden "şimdilik"?

Bugün Çin, ABD ve Hindistan yanında dünyanın en büyük tuz üreticilerinden biri ve aynı Çin yine dünyanın en çok tuz ithal eden ülkesi konumunda. Yolun nereye gittiği anlaşılıyor mu? Bir zamanlar tarım ürünlerinde de kendi kendimize yetmekteydik...

***

Hatta 2015 yılında 64 ülkeye gerçekleştirdiğimiz 90 bin ton tuz ihracatından 11 milyon dolar gelir elde etmişiz.

Tuz kaynaklarımız bol: Başta Konya/Ankara/Aksaray arasındaki büyük Tuz Gölü olmak üzere (Kayseri'de Palas Tuzla Gölü, Yay Gölü ve Sarıoğlan Tuzla Gölü; Ankara'da Çöl Gölü; Kırşehir'de Seyfe Gölü ve yine Konya yöresinde Bolluk Gölü) gibi tuz çıkarılan göllerimiz, denizlerimiz ve kayatuzu yataklarımız...

Tuzun gıda sektörü yanında 14 Bin başka kullanım alanı olduğu söyleniyor. Şimdi şu kış aylarında yollara dökülen buz çözücü tuzlar yanında kimya sanayisinin ana girdilerinden biridir tuz. Soda ve (sabun dahil) deterjan sanayisini tuz olmadan yürütemezsiniz. Aluminyum üretiminde Seydişehir fabrikamızda binlerce boş bidonların içinde tuzdan elde edilen tonlarca sudkostik vardı.

Büyük Tuz Gölünün alanı 1.665 km2 (Denizli ilinin alanı 11.868 km2 ve Çanakkale ili ise 9.737 km2).

Bu kadar büyük olduğu için mi, yoksa çok sayıda sahibi olduğundan mı, bilinmez, şu haberler mide bulandırıcı değil mi?

"Tuz Gölü eylem planına rağmen çevre ilçelerin kanalizasyonları göle akıyor. Belediye ‘Ödenek gelmedi’ derken, bakanlık ‘Para gitti ama belediye tesis firmasıyla kavgalı’ diyor". Bir başka haber: "Soframızdaki tuza atık su karışıyor." Çevre Mühendisleri Odası çaresiz.

Hukukun her alanda gerekli olduğunu ve dumanlı havaları kurtlara bırakmama zorunluluğunu ne kadar tekrarlasak azdır. Devletler hukukla güçlüdür. Türkiye 815 Bin km2 büyüklüğünde çok büyük bir ülkedir, atölye gibi yönetilemez durumdadır.

...

YORUM EKLE

banner21

banner124