ÜLKEMİZDE DEPREMLE TANIŞMAYAN YOKTUR

30 Ekim 2020 Cuma günü saat 14:51 sıralarında Seferihisar açıklarından meydana gelen deprem İzmir’in ilçelerinde büyük hasara, can ve mal kayıplarına neden oldu.

1976 Denizli depremini yaşamış biri olarak sarsıntılara her zaman duyarlıyımdır. 1976 yılı depreminde Hacı Kaplanlar Mahallesi’nde ahşap bir evde kiracıydık… Deprem olduğunda dört kardeş kalıyorduk. Sarsıntı saat 03:15 sıralarında medyana geldi. Yataktan kalktım, yastığıma büyük bir taş düştü. O an hissetmedim… Elektrikler kesilmişti. Sabah ezanının okunmasından sonra sokaklar hareketlenmeye başladı… O yıllar böyle haberleşme yoktu… Yakınlarınızdan haber alamıyordunuz… Deprem haberini ancak TRT Radyo verirdi. Radyo ise bazı bölgelerde sadece belli aileler de vardı. 1976 Denizli depreminde ikisi Hacı Kaplanlar Mahallesi’nde oturanlardan olmak üzere dört kişi yaşamını yitirmişti. O yıldan sonra depreme karşı hep duyarlı davranmışımdır.

1971 BURDUR DEPREMİ

Aslında depremle tanışmamız, 12 Mayıs 1971 tarihinde saat 08:25'de olmuştu. Köyümüzün Ağası İlyas Aksungur evinde toplanan Yukarı Karaçay Kocapınar Köyü’nün ileri gelenler TRT Radyonun haberini soluksuz dinliyordu. Sarsıntı sabah saatlerinde olduğu için bahçede hissetmiştik. Okul öğretmenimiz Saadet Karaçay, sarsıntıya yatağında yakalanmıştı. Merdivenden indikten sonra büyük bir taş düşmüştü. Bir saniye geç gelse taş öğretmenimizin üzerine düşecekmiş. Bu 11 yaşın anısıdır. Biz; geceyi iki gün dışarıda açıkta uyuyarak geçirmiştik.

1995 DİNAR DEPREMİ

1 Ekim 1995 tarihinden Dinar’da meydana gelen deprem akşam saatlerinde meydana gelmişti. Yirmi Gazetesi’nde görev yapıyordum. Pencereden dışarıyı seyrederken sarsıntıyı hissetmiştim…  Lise Caddesi üzerinde bulunan Gözde Pastanesi’nin  bulunduğu binanın sallanması hala hafızamdadır. Özel televizyonlar yeni yeni faaliyete geçmişti. Televizyonlar Dinar’dan canlı yayın yapıyorlardı. Bizde, 2 Ekim 1995 sabahı Yirmi Gazetesi imtiyaz Sahibi Hüsnü Okumuş’la birlikte deprem bölgesi Dinar’a gittik. Gördüğümüz manzara çok korkunçtu. Sarsıntıdan bir çok yer yıkılmıştı. Arama ve kurtarma çalışmalarından fotoğraflar çektik. Dinar depremi 90 kişi hayattan koparmıştı.

KONUTLAR HER AŞAMASINDA DENETLENİYORDU?

Denizli birinci derece deprem kuşağındadır. Bununla ilgili uzmanlardan ne kadar haberler yaptığımızı unuttum. Ama biz ders almıyoruz… 1999 Marmara Depreminden sonara uygulama konulan yasalar, çoktan delindi. Müteahhitlerin yaptığı binalar, patır patır yıkılıyor…

Denizli’de 1976 depreminden sonra İnşaat Mühendisleri Odası Denizli Şubesi Başkanı Mehmet Acar’ın verdiği mücadele ile plan ve projelerin her aşaması Denizli Belediyesi tarafından denetleniyordu.  Son yıllarda TMMOB İMO Denizli Şubesi devre dışı bırakıldığı ve proje onayı istenmediği için nasıl bir konut üretildi bilemiyoruz.

Evet deprem öldürmez, çürük binalar öldürür…

Lütfen mezarınız olacak binalara bol sıfırlı paralar ödemeyin…

“GEÇMİŞ OLSUN İZMİR”

Denizlililerin yakından tanıdığı edebiyat öğretmeni Gökhan Adalı, 1976 Denizli depremi anılarını yazarak, sosyal medya da paylaştı.

“GEÇMİŞ OLSUN İZMİR.

Şimdi sakin olma ve yara sarma zamanı.

Yaşadıklarınızı anlıyorum, hissedebiliyorum.

1976 Denizli depreminde derme çatma kendim yaptığım, sonrasında TÖB-DER'in sağladığı çadırda 1 ay yaşadım.

Kiradaydık, taşınabileceğimiz bir yer bulmak da olanaksızdı.

Oturduğum dairenin sıva artıkları bütünüyle kazındı, evin içinde harç karıldı, duvarlar yeniden sıvandı, boyandı.

Eşyalar da içerideydi; tozdan, boyadan korumak için bir şeylerle örtmeye çalıştık, ama eşyaların kullanım süreleri epeyce azaldı. Yavaş yavaş yenilemek zorunda kaldık.

Uzun yıllar, deprem sanısıyla sıçrayarak uyandık. Sonra kanıksadık, ufak tefek sarsıntılara aldırmaz olduk.

Denizli, bu depremden gereken dersi aldı. Binalar yapılırken olası deprem hesabı da yapılmaya başlandı.

İzmir'de yıkılan binaların görüntülerini gördükçe şu söz ne kadar doğru diyorum:

DEPREM DEĞİL, YANLIŞ YAPILMIŞ BİNALAR ÖLDÜRÜYOR.

Yeniden geçmiş olsun İzmir.

Umarım tez zamanda yaraların sarılır.”

Gökhan Adalı hocama katılıyorum, deprem değil, bilime uygun yapılmayan binalar öldürüyor.

SEZENER’DEN, DTO BAŞKANI ERDOĞAN’A İKİ ÖNERİSİ VAR…

Denizli Barosu avukatlarından Atilla Sezener, DTO Başkanı Uğur Erdoğan’ın basına yansıyan çalışmaları hakkında, iki önerisi var. Sezener, “Denizli tarihinin çok önemli ışığı” başlıklı yazısında şu vurgulamaları yapıyor.

DENİZLİ TARİHİNİN ÇOK ÖNEMLİ IŞIĞI…

Denizli, doğanın ve çalışkan insanlarının gayretleri ile üç alanda kimliğine kavuşmuş bir ildir: SANAYİ- TARIM- TURİZM.

*

Birçok alanda önemli gelişme kaydetmesi ve bunun sürekliliği gurur kaynağımızdır. Denizli gerçekten kabına sığmayan bir ildir.

*

Denizli bu kez Yüksek Teknoloji ile tanışıp, üretim üslerinden biri olacak. Endüstri- 04 bilginiz yoksa bu konuyu zor anlarsınız. Ülkemizin tek çıkış yolunun buradan geçtiğini bilmek zorundayız. Göreceksiniz, önümüzdeki dönemleri yaşayanlar Yapay Zekanın neler yaptığını da hayretle izleyeceklerdir.

*

DTO Yönetim Kurulu Başkanı sayın Uğur Erdoğan’ın bu konuda açıklamasının bir bölümü şöyle: “Denizli’de kurulacak merkezde, uçak, araba, helikopter, drona, yat, kayık ve kano parçaları, kayak takımı, golf sopasının yanı sıra çalgı aletlerinin kasaları gibi ürünler üretilecek.” Bu saydıklarımın tamamına yakınının halen ithal edildiğini bilmeniz yeterlidir. Erdoğan devamla:

-Otomotiv, medikal, tekstil ve ambalaj sektörlerinde kullanılabilecek ürünlerde, ultrasonik dikiş makinası ile hava geçirmeyen dikişler yapılabilecek.

Daha pek çok alanda çağın gerektirdiği teknolojiler kullanılarak ürün gamı geliştirilebilir.

*

Büyükşehir Belediye Başkanı sayın Osman Zolan’da aynı konunun yakın takipçisi. İki hiperaktif başkan birbirlerine destek vererek Denizli’ye çağ atlatabilirler.

*

Apaçık yazıyorum, tarihe geçmek istiyorlarsa :

1-Yüksek teknolojinin uzmanlarının yetişeceği ve ülkemizde olmayan fakülteleri içeren İkinci Üniversiteyi,

2-Denizli’nin tartışmasız bir numaralı eksiği müze değil, müzeleri bu şehre kazandırmalarını candan diliyorum.”

Bizde, DTO Başkanı Uğur Erdoğan’a bu karşılıksız çalışmaları ve projeleri için kolaylıklar dileriz.

DENİZLİ BOŞANMADA REKOR KIRAN BİR İL…

Avukat Atilla Sezener, sosyal  medya hesabından Denizli’de boşanmayla ilgili yasal bilgileri paylaştı. Sezener’in,  “Boşanmada yeni gelişmeler” başlıklı yazısı çok dikkat çekiyor.

İşte yazı:

“BOŞANMALARDA YENİ GELİŞMELER

(Denizli nüfusuna göre boşanma rekoru kıran bir il )

Evrende ve dünyada hemen her şey sürekli değişikliğe uğradığı gibi, hukuk da bundan nasibini almaktadır.

Bu değişik anlayış ve uygulamalardan ve bazılarının dibe vurmuş zekalarından örnekler vereceğim.

***

Facebook profilindeki arkadaş sayısının çokluğu bu kişinin sadakatsiz davrandığının kanıtı kabul edilmeyeceği gibi, güven sarsıcı davranış olarak da kabul edilmemektedir. Dikkat ederseniz olay sayı ile ilgili değildir. Facebook’ta arkadaş miktarı dava konusu yapılamayacaktır.

Fakat meydan o kadar boş da değildir. Zamanının çoğunu sosyal paylaşım sitesi ve internette geçirmek ise, diğer taraf için ortak hayatı çekilmez kılacağından boşanma sebebi olacaktır. Başka izaha gerek yok. Neyin ne olduğunu herkes kolaylıkla anlayabiliyor. Bazıları gerçekten bağımlılıkla işin tadını kaçırıyorlar. Bunlar herhalde tabletleri ile evliler.

***

Boşanma açıldıktan sonra sadakat yükümlülüğü devam eder ve sona ermez. Dava açıldıktan sonra gerçekleşen sadakat yükümlülüğüne aykırı davranış ancak yeni bir davanın konusu olabilir. Boşanma davası açıldıktan sonra gerçekleşen sadakat yükümlülüğüne aykırı davranış Asliye Hukuk Mahkemesi’nde manevi tazminat davası konusu yapılabilir. Yani boşanma davası açmakla tüm işler taraflar arasında bitmiş sayılmıyor. Çizgi dışına çıkanın da bazı bedeller ödemesi gerekiyor.

***

Bilindiği gibi, “Yaşam biçimi” taraflar arasında çok önemlidir. Yaşam biçimine “dönüşmeyen” ve “devamlılık” göstermeyen bir davranış, “haysiyetsiz hayat sürme” nedeniyle boşanma sebebi sayılmayacak. Bu da Yargıtay’ımızın yeni bir görüşünün ifadesi olmaktadır.

***

Yeni bir başka görüş şöyle: Çocuk hakkında koruma kararı verişmiş olması velayet hakkını ortadan kaldıramaz. Ana-babanın tutuklu olması da kural olarak “”kişisel ilişki “ kurulmasına engel sayılmayacaktır.

***

Tanık (şahit) listesi hukuk davalarında mahkemelere verildikten sonra, bunların içinde ölen olursa yeni tanık verip vermemek çok tartışılan ve birbirine zıt kararların verildiği bir alan olmuştur. Son durum şudur: Boşanma davalarında ölen tanık yerine yeni tanık gösterebilir,

***

Şimdi de çağdışı kişilerin tepelerde olduğu ve trenin geriye gittiği ülkemizden bu konularda Diyanet’e soru soran zavallılardan bir bölüm bulacaksınız.

1-Evlenmeden ölenler günahkar olur mu?. Sadece bunu yorumlamak istiyorum. Birileri evlenme şansını kaybetmiş kişileri bulunca, “Cennet’e gitmek için benimle imam veya muta nikahı kıyalım” diye vaziyeti idare edecektir.

2-İki bayram arasında evlenmek caiz olur mu?

3-Sigortanın verdiği maaşı alabilmek için imam nikahıyla evlenmek caiz midir?

4-Yurt dışına gitmek için anlaşmalı evlilik yapmak caiz midir?

5-Kadını gıyabında boşama geçerli midir?

6-Telefon, mesaj ve internet yoluyla boşanma geçerli midir?.

7-Kız kaçırmanın hükmü nedir ?

8-Sarhoşken yapılan boşanma geçerli midir?

Bunların tümü ve bunları çağdışı hale getirip kullanan, oylarını, paralarını ve hatta geleceklerini alanların tamamı “Allah’ım bana akıl ver” diye her gün dua etmelidirler.”

 Boşanma, evlilik aktinin sona ermesidir. Büyük ümitlerle kurulan yuvaların neden yıkıldığı konusunda yıllardır, sosyologlar araştırıyor. Onların alanlarına girmeyelim ve Denizli’nin boşanma rekoru hayırlı olsun diyelim…

“PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” ÇAĞRIMIZIN 2073’ÜNCÜ GÜNÜDÜR…

Pamukkale ve Laodikya Antik Kenti’nin gelirleri, Denizli’ye kalmıyor... Hierapolis, (Kutsal Şehir) binlerce yıldır, insanlara şifa dağıtıyor… Pamukkale ve Laodikya son yıllarda, Denizlililerin ilgi odağında değil… Artık, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uygulamalarıyla Denizlililerin “Laodikya ve Pamukkale Sevgi Ateşi” söndü… Geçmişte, Denizlililer gelen Konuklarını Pamukkale ve Laodikya’da ağırlar ve fotoğraf çektirerek anılarını ölümsüzleştirirdi… Şimdiler de ise; böyle anılar ölümsüzleşmiyor…“PAMUKKALE VE LAODİKYA’NIN GELİRİ DENİZLİ’DE KALMALIDIR” çağrımıza Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, yanıt verene kadar devam edeceğiz.

ÇARŞAMBA’NIN SÖZÜ:

“Türk çocuğu atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.

Mustafa Kemal ATATÜRK

YORUM EKLE