UNUTTUKLARIMIZ

Yirmi dört saatin dört duvar arasında bir çatı altında geçtiği bu günlerde yaşamımızın odağında olan biten, hayatta tutan, özetle kıymetini bilmemiz gereken birçok şeyi unutup yüzümüzü zifte döndük.

Sınırlarımız değişti; arzularımız törpülendi, deneyimlediğimiz bu yolculuk acı bilgiler yumağı olarak uzun vadede yenilgiye sürükledi.

İnat edip yaşıyoruz; özlemini duyduklarımız için dört duvar arasında var olan moloz arasında, fakat çölde gizlenen, aradığımız kum taneciğine ulaşmak artık eskisi gibi kolay olmayacak, yaşasak da.

Neleri unuttuk?

Kitaplığımızda duran bir kitabı elimize aldığımız vakit sayfalar arasında dolanırken keyif almayı,

İzlemek istediğimiz dizinin bir sonraki bölümüne duyduğumuz heyecanı çünkü bir sonraki bölüm elimizin altında,

Sokakta yürürken ağaçların arasından tek tük duyulan kuş seslerinin farkına varmayı,

Yarın için ümit etmeyi, kalabalık arasında yürürken yüzlere bakıp yeni hayatlar düşlemeyi,

İlkyazın getirdiği, kışın boğukluğunu üzerimizden atacak doğanın varlığını hissetmeyi,

Akşam yürüyüşlerinin tatlı serinliğini tasavvur etmeyi, hayaller kurup dayanılması güç dünyaya sevdiklerimizle direnmeyi unuttuk.

Yalnızız, her ne kadar telefonun ucunda, bilgisayarın karşısında sesler, insanlar, kuşlar, böcekler olsa da. Alışkın da değiliz; afalladık. Esasında en güzel tabir, çuvallamak.

Bir kere geldiğimiz dünyada atlatması güç duygu durumlarının sancılı geçişinde karşımızdaki televizyondan, elimizdeki telefondan gelecek bir iyi habere umut bağladık. Gelmiyor, gelecek gibi de durmuyor.

Üzerine titrememiz gereken Ben’den, Sen’den, O’ndan öte denizleri, gölleri, dereleri, ağaçları unuttuk. Tutunamıyoruz, tutamıyoruz. Unutacağız varlıklarını. Hepsi birer anı, fotoğraf ya da haber olarak yer edecek zihnimizde. Unutacağız.

Unuttuklarımız, kendi varlıklarını acıyla hatırlatacak. Elimizde avucumuzda var olan sevgiyi, doğayı, kitabı, müzisyenleri, sinema sanatçılarını sımsıkı tutup sarılabilmeyiz; gerekirse sevgi, doğa, müzisyen, ressam olmalıyız. Bugün için değil, yarın için.

Günden güne büyüyen acı yumak ellerimizde var olduysa ellerimizde dağılabilir, farkına varmalı.

YORUM EKLE