UZAKLARI ERTELEYİN, YAKINLARI DENEYİN...

Biz insanlar bazen gözümüzün önünde duran güzelliğin farkına varamaz ve onu uzaklarda ararız. Oysa bakmasını, bakıp görmesini bilsek ne kadar farklı güzelliklerimiz ve değerlerimiz olduğunu anlayacağız. Belki bu sayede onları koruyup-kollayıp geleceğe taşıyabileceğiz.

Çok uzaklara gitmeden adını en çok açık semt pazarlarında sebze meyve  satıcılarının bağırışlarında duyduğumuz bir köye götürmek istiyorum siz okurları.

Honaz ilçemizin, Aydınlar eski adıyla Kösten köyüne (şimdilerde mahalle deniyor ben alışamadım buna bir türlü o yüzden köy diyeceğim) götüreceğim sizleri.

Eğer Denizli il merkezinde oturuyorsanız Kayhan-Karakurt yolunu takiben Honaz ilçe merkezinden Kızılyer’e ulaşıp  köy çıkışından sağa  dönüp orman içinden Aydınlar’a ulaşabilirsiniz. Eğer Ankara yolunu takip ederek gitmek isterseniz Kocabaş’tan içeri sağa girerek aynı yola çıkıp yine Aydınlara ulaşabilirsiniz. (Mesafe 30-35 km dolayındadır ve yol asfalttır)

Bu köy; rakımı, toprak yapısı, temiz sulama suyu ve çalışkan insanlarıyla yılın her mevsiminde üreten bir yerdir. Yapılaşması ise eski ile yeni arasında köprü kurmanızı sağlar.

Öyle ki yeni yapı evleri görebileceğiniz gibi eski yerleşim yerinde toprak damlı taş duvarlı evlerle karşılaşırsınız. Halen ayakta olan iç ve dış cephelerinde ahşap kullanılan bölümleriyle bu yapılar izleyenleri düne yolculuğa çıkarır.

Şimdi bu noktadan başlayıp yukarılara Kale tepeye doğru bir yürüyüşe çıkalım.  Ama önce Baraj kenarına inip biraz hava almak ve zamana göre kahvaltı ve yemeğinizi orada yedikten sonra Aydınlara gelmeli ve köy içinden yürümelisiniz. Bu birinci rota. İkincisi ise baraj göleti çevresinde yürümektir. Bu tırmanışı, iniş çıkışı olmayan kolay-kısa parkur olarak tanımlanır.

Biz bu yürüyüşümüzde ilk rotayı kullanacağız. Aracınızla Aydınlar Köyü girişine ulaşınca doğu yönüne bakınca baraj göletini görürsünüz. Önce oraya doğru inip baraj kapağını geçip biraz ilerledikten sonra uygun bir yerde durup kahvaltınızı yapabilir veya yemeğinizi yiyebilirsiniz.

Burada içecek su bulunmadığı için tedbirli gitmenizi öneririm. İkinci rotayı kullanacaklar burada kahvaltısını ya da yemeğini yedikten sonra devam edebilirler. Yolun toprak ve orman yolu olduğunu belirtmeliyim.

Bu kez birinci rotayı takip ederek görüp yaşadıklarımızı sizlerle paylaşacağız. Katılımcı arkadaşlarımızla Baraj göleti kenarında sabah kahvaltımızı yapıyor ve çevreye göz atıyoruz. Kahvaltı sonrası biraz da yediklerimiz vücutta yer etsin diye sahile kadar inip ortamın keyfini çıkarıyoruz. Sonra aracımızla geri dönüp köy merkezine ulaşıyoruz.

Köy merkezinde araçtan çantalarımızı alıp yürüyüş düzeni alıp köyün içinden Honaz dağı yönüne doğru toprak yoldan yürüyoruz. Arada selamlaştığımız insanlar oluyor yolun sağında 2 büyük obruk bar. Biri şu an tarla haline gelmiş ekilip biçiliyor diğeri ise pek o kadar gebiş değil.

Honaz dağı karşımızda kalacak şekilde güle oynaya ama disiplini bozmadan yürümeye başladık. Biraz orman yolundan gittikten sonra bu yoldan ayrılıp patikaya girdik. Orman içinden yürümeye başlayınca karşımıza ilk çıkan açıklıktan Menteş köyünü, Honaz ilçe merkezi ve çevresi ile diğer köyleri ve mermer ocaklarını izledik. Karşımızda Ege Bölgesi’nin efesi gibi duran Honaz Dağı bize kucak açıyordu adeta. Ama onun bu davetine şimdilik hayır dedik. Bu yürüyüşte sadece Kale tepedeki tarihi kalıntıların olduğu bölgeye kadar çıkıp diğer yönden inerek Aydınlar’a geri döneceğiz.

Rotamız üzerinde ilk mola verdiğimiz yerden Alçıtaşı madenlerinin dağı nasıl kemirerek tükettiğine de tanıklık ettik.

Bu moladan sonra tırmanarak Kale Tepe’ye doğru yürüyüşümüze devam ettik. Çok kolay olmadı bu tepeye çıkmak. Ama o noktaya ulaştığımızda o kadar güçlük çekmemize değdiğini anladık.

Burada verdiğimiz ana mola da çevreyi izlemek, Kale’nin niye buraya yapıldığını anlamaya çalıştık. Görüntü gerçekten müthiş derece güzeldi. Yanımızdaki atıştırmalıklarımızdan birazcık yiyip, içeceklerimizi yudumlayıp bir de dinlendikten sonra keyfimiz yerine gelmişti. Şimdi sırada geri dönüş vardı.

Bu kez tepenin güney doğu yamacından aşağılara doğru inmeye başladık. Bazen sürünerek,  bazen koşarak ve buradaki mevsim meyveleri olan böğürtlen ve alıçladan tadarak Aydınlar köy merkezine ulaştık.

Köy merkezindeki dinlenme esnasında bir de hayır yemeğine davet edildik. Bu davete icabet etmek gerekirdi. Kendi yemeklerimiz çantamızda idi ama bu biraz manevi bir katkı olmalıydı. Bu aradan sonra tekrar bahçe aralarından yürüyerek baraj gölü kenarına kadar indik.

Sabah baraj göleti kenarında başlayan yürüyüşümüz, belirlediğimiz rota üzerinden gerçekleşmiş ve yine baraj göleti kenarında sonlanmıştı.

Güzel bir günün sonundaydık. Hemen yanı başımızdaki bir güzelliği-değeri arkadaşlarımızla yaşamıştık. Baraj göleti, akarsuyu, sebzesi, meyvesi ve tabii ki yerleşim alanı ve yaşayanlarıyla... Bu bir gezi-yürüyüş olmanın ötesinde doğal ve kültürel değerimizi tanıma etkinliğiydi.

Uzaklara gidemedik diye hayıflanmayın, evinizden çıktığınızda nefes almak ise isteğiniz işte orada güzelliklerimiz...

YORUM EKLE
YORUMLAR
Metin Vural
Metin Vural - 1 ay Önce

Denizlide oturup Denizliyi görmeden bilmeden ömür tüketenler Zeki Akakça ya kulak vermeli onun izinden gitmeli.Tebrik ve teşekkürler ediyorum.

Ali Yaşar
Ali Yaşar - 1 ay Önce

Muhteşem

nurettin karaduman
nurettin karaduman - 1 ay Önce

Emeğinize sağlık. Zeki hocam. Gelmek isteyenler için Aydınlatıcı bir yazı olmuş.

halil gönül
halil gönül - 1 ay Önce

anılarım tazelendi sayenizde, teşekkür ederim emekleriniz için.

banner194

banner193