VINCENT VAN GOGH (1853- 1890)

İnsanlık dramını yaşamı ve yaptığı resimlerle verebilen ender sanatçılardan biridir Van Gogh. Yaptığı resimler yaşadığı dönemde beğenilmemiş, değer görmemiştir. Resimlerin sergilendiği bir toplantıya gider, orada resim değerlendirmeleri yapılır; oraya gelenler yüksek sesle izledikleri resimlerin yorumlarını yapar. Herkes kendini beğenmiştir, kimse kimsenin çalışmasına gereken değeri vermez, bu toplantı onun için bir olumsuzluk kaynağıdır. Aslına bakılırsa, sanatçılardan daha incelikli olmalarını bekler. Değerlendirmelerinde çok acımasız ve hoyrattırlar.

***

Çağdaşı ressam Gauguin de oradadır. O da iç sıkıcı, kısır sanat tartışmalarından hoşlanmaz. Burada bulunan sanatçılar ve sanat izleyicilerinin sanatın amacının dışında olduklarını, buradan bir şey öğrenilemeyeceğini, gelenlere içi sanat ışığı taşıyanlara bürokrat gibi davranıldığını söyler. Gauguin'le söylem birlikteliği ve arkadaşça yakınlaşma ortaya çıkar. Hatta birlikte resim yaparlar ve sanat tartışmalarına girişirler. Farklı kişilikte oldukları için anlaşmakta güçlük çekerler. Gauguin arkadaşından ayrılır, ondan uzaklaşır.

Gauguin, Van Gogh'dan ayrılır ama onun çalışmalarını takip eder, hatta yüreklendirici önerilerde bulunur. Zaman zaman Gauguin'den haber alması Van Gogh'u sevindirir. İkisi de değerli bir sanatçı olmasına rağmen karakter uyuşmazlıkları nedeniyle, sanatsal birliktelikten uzaklaşırlar. Van Gogh yoksul bir yaşam sürdürür, kötü evlerde kalır. Hatta kaldığı bu kötü evlerin bile kirasını ödeyemeyecek durumdadır. Kardeşi Teo zaman zaman kirayı ödemekte yardımcı olur. Yakınları içinde en çok sevdiği insan Teo'dur. Ne zaman başı sıkılsa, kardeşi Teo'yu yanı başında bulur. Teo'nun ziyaretleri az da olsa Van Gogh'un acılarını sağaltır.

***

Van Gogh, son derece olumsuz koşullarda sanat hayatını sürdürür. Sırtında resim sehpası ve boyalarıyla doğaya açılır; bazen sararmış tarlalarda deli gibi koşar. Rengarenk doğayı tüm görkemiyle resimlere yansıtır. Yalnızlık içinde olan, insanlardan uzak duran bu insan tatsız olaylarla karşılaşmaktan kaçınamaz. Hoşgörüsüz, sevimsiz, sanattan ve sanatçıdan anlamayan ruh yoksulu bu insanlar onu hep rahatsız etmiştir. Rahibelerin ve rahiplerin işini zorlaştıran, keyfini kaçıran olumsuz tepkileriyle karşılaşır. Bu tepki gösteren, olumsuz davranan insanlar Van Gogh'un sanat evreninden bir şey anlamaz.

Van Gogh sıra dışı bir insan olduğundan, insanların çoğunluğuyla anlaşamaz. Van Gogh’un sanatsal yaratıcılığını kavrayamadıklarından çalışmalarını boş ve anlamsız bulurlar. Bu nedenle sanatın güzelliğinden anlamayan bu insanlardan uzak durmayı tercih eder. Hiç bu hoyratça davranışlara aldırmadan sanatsal yaratıcılığını sürdürmüş, doğanın güzelliğini tüm çıplaklığıyla vermeye çalışmıştır. Uçsuz bucaksız doğada, renk uyumunu kendine özgü çalışmasıyla, izlenimci bir tarzda vermeye çalışmıştır. Onun kafasında resimden başka bir şey yoktur; yalnız resim yaparken gülümsediği olur. Sanki dünyaya salt resim yapmak için gelmiştir. Ruhsal sıkıntı içinde olduğu bir anda, kulağını kesip atmıştır. “ Kesik Kulaklı Adam “ resmi, işte bu kendine zarar verme krizinden sonra ortaya çıkmıştır. O resim, insanı tüm üzüntüsü ve hüznüyle yansıtmaktadır.

***

Ruhsal çalkantılar içindedir, bunalımlı anlarından birinde, onu alırlar akıl hastanesine kapatırlar. Orada tek başına bir oda vermişlerdir, rahat çalışabilmesi için. O bunu kabul etmez; tek başına kalırsa, daha da sıkıntıya gireceğini düşündüğünden akıl hastalarıyla birlikte kalır. Onlarla konuşur, onların konuşmalarından iç dünyalarını derinliğine kavrar. Aslında her yer onun için yaratıcılığın laboratuvarıdır. Bir süre yattıktan sonra akıl hastanesinden salıverilir.

Doğa onun için yaratıcılığın bir malzemesidir. Uçsuz bucaksız doğada tek başına dolaşırken renklerin güzelliğinin farkına varır. O, bir atölyede değil, en güzel eserlerini uçsuz bucaksız doğada dolaşırken yapar. Van Gogh eşsiz bir doğa gözlemcisidir. “Ay Çiçekleri” adlı tablosu, ay çiçeği tarlalarında dolaşırken ortaya çıkan bir esinlenmenin ürünüdür. Bu tabloya baktığınız zaman ay çiçeğinin tüm doğallığını, olanca canlılığını görebilirsiniz. Sanat tutkunlarının belleğinde kalan, unutamayacakları bir resimdir.

***

Yine kahvehane, köprü resimleri de doğanın tüm renkleriyle bezenmiş, canlılığından bir şey kaybetmeyen resimlerdir. Kendi yaşadığı dönemi nasıl yansıtıyorsa, şimdiye de esin kaynağı olmaktadır. Yüzyıldan fazla bir zamandır, bu resimlerden hâlâ beğeniyle söz edilmektedir. Bu nedenle klasik sanatçılar, her döneme seslenecek nitelikte eserler ortaya koymuştur.

***

Van Gogh’un “Yatak Odası” adlı tablosu tüm ayrıntılarıyla gözlerimizin önünde. Masalar, sandalyeler, pencere, duvardaki çerçeveler olanca canlılıklarını koruyor. “Servili Yol, Buğday Tarlalarında Kargalar” hiç gözlerimizin önünden gitmiyor. Bütün bunlar iyi bir izlenimci olmaktan geçiyor. Bir sanat dehasının çalışmalarını canlı olarak bu otobiyografik filmde izledik.

Van Gogh’u canlandıran sanatçı olağanüstü bir oyunculuk ortaya çıkarmış. Sanatçı usta oyunculuğuyla Van Gogh’u başarılı bir şekilde canlandırabilmiş; bu film gerçek bir sanat şaheseridir. Birçok sanat otoritesi sanatçının oyunculuğunu çok beğendiğinden Oscar'a aday göstermişler. İzlediğimiz filmde bir sanat dehasının yaşamından kesitler buluyoruz. Ben sanatçı olacağım denilince olunmadığını, sanatçılığın insanın içinden gelen bir yetenek olduğunu filmi izlerken görüyoruz. Tüm olumsuz koşullara rağmen Van Gogh bu saydığımız eserlere imza atmıştır.

***

Van Gogh, 37 yıllık ömründe 800’e yakın resim yapmıştır. Sürekli ve hızlı çalışan, anı yakalayan bir sanatçı olarak ustalığın ne olduğunu beyaz perdeden gördük. Sanat sürekli bir delirme halidir, der Van Gogh. Bu sözü sanata ilgi duymayanlar, anlayamayabilir. Bu film bize bir sanatçının hangi koşullarda yaratıcılığını ortaya koyduğunu anlatıyor.

Evrensel Gazetesi böyle bir filmin gösterimine öncülük etmekle iyi etti. Salon çok kalabalıktı, beğenerek ve keyif alarak izledik. Sanatsız kalmamak gerektiğini, sanatla beslenmemiz gerektiğini yeniden bize hatırlattı bu film. Nitelikli sanat eserleri insanın daha da insanlaşmasına hizmet eder. Sanatla içli dışlı olarak kendimiz olabiliriz, insan kalabiliriz ancak.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Yusuf Yurdakul
Yusuf Yurdakul - 3 yıl Önce

Sıradışı olmayı göze alamayanlar sıradan oluyor.

Bayram ayko
Bayram ayko - 3 ay Önce

Kalemine ve yüreğine sağlık