YEZİDİLİK

Türkiye’nin kuzeybatısında Balkanlar, kuzeydoğusunda Kafkaslar, güneydoğusunda Irak-Suriye-Filistin-İsrail grubu mevcut. Bu bölgelerde çok çeşitli insanlar ve o insanlara bağlı diller ve dinler var. Çok farklı kültür ve politikaların birbiriyle çelişmesi, birbirini etkilemesi ve hatta çatışması söz konusu…

Orta Doğu’nun ta kendisi olan bu yöre dünyanın en eski yerleşim bölgeleri arasındadır. Buzul çağları yaşamamış ılıman bir iklim kuşağı olarak insanlık tarihine önemli katkılarda bulunmuş olan bölge pek çok dinin de doğum yeri olmuştur. Musevilik, Hristiyanlık, İslam dünyaya buradan yayılmıştır. Bu sayılan dinlerden önceki dinlerin de zamanla azaldığını ama hiç de yok olmadığını bilmeliyiz.

Nasıl ki Musevilik Hristiyanlığı ve daha sonra da Müslümanlığı önemli ölçülerde etkilemiş ve giyim-kuşamda Hristiyanlık bizi hala etkilemekte ise diğer dinlerden olan Şamanlık ve Yezidilik de bölgedeki dinleri önemli boyutlarda etkilemiş ve kendileri de etkilenmiştir.

Yezidiler kendilerini Ezidi olarak nitelemeyi tercih etmektedir. Sayılarının bir Milyonun altında olduğu tahmin edilmektedir. Onların büyük çoğunluğu Irak’ta, diğerleri de Suriye, Ermenistan, Rusya, Gürcistan, Türkiye’de yaşamaktaydılar. Bugün ise büyük bir çoğunluğu Batı ülkelerine ve bilhassa İsveç ve Almanya’ya göç etmişlerdir. Çoğunluğu Kürtçe konuşur.

Dini merkezleri Musul’un yakınlarındaki Laliş’tir. Orada bulunan Şeyh Adi’nin mezarı en kutsal yerleridir ve oraya sıkça hac ziyareti yaparlar.

Yezidi inancına göre tanrı Azda (veya Ezda) önce kendi ateşinden Melek Tavus'u yaratır ve ona Evren'i ve insanı yaratma görevini verir.

Merlek Tavus ki sembolü tavus kuşudur, denilenleri yapar ve kendisini o kadar çok beğenir ki kendini tanrı olarak ilan eder. İşte o an tanrı Azda’nın hışmına uğrayarak cehenneme atılır. Cehennemde 40.000 yıl yandıktan sonra gözyaşları cehennem ateşini söndürür ve tanrı tarafından da affa uğrar. Yezidiler için Melek Tavus en güçlü melek ve affedilmiş şeytandır. Yezidiler şeytan sözcüğünü kutsal olduğundan ağızlarına almak istemezler. Tarih boyunca Melek Tavusa ibadet ettiklerinden “bunlar şeytana tapıyor” karalamasına uğramışlardır.

Yezidi inancında:

Dünya sonsuzdur, onu yaratan tanrı onu asla yıkmaz.

Günde iki defa güneşe dönerek ibadet edilir.

Çarşamba gününü, Melek Tavus ve ilk iki insanın yaratıldığı gün olup Şahid bin Car'ın meydana geldiği gün olduğundan dinlenme günüdür.

Ancak Şahid bin Car'ın soyundan gelenler Yezididir. Sonradan Yezidi olmak mümkün değildir.

Melek Tavus'un adını telaffuz etmek, onun adını hatırlatan Kitan, mel'un, na'l, Şar, Şat gibi kelimeleri anmak, bu isim mukaddes olduğundan haramdır.

Mukaddes ağaçlara tapılır.

Kadınların saçlarını kesmesine müsaade yoktur.

Nisan ayında evlenilmez.

Bal kabağı, ceylan eti ve marul yenmez.

Mukaddes bir renk olduğundan lacivert renkli elbiseler giyilmez.

Şeyhler, pirler ve müritlerden oluşan üç kastlı hiyerarşileri olup ancak kast içinden evlenilebilir.

Şeyhlere para ve hediye verilir.

Üst kasta mensup olanlar, çok eşli olabilir.

Başka din mensubuyla evlenen "aforoz" edilir, hatta öldürülür.

Heft Sirr adı verilen "Yedi Sır" Şeyh Şemsetdin, Şeyh Fahretdin, Şeyh Sacetdin, Şeyh Nasretdin, Şeyh Hesen, Şeyh Adi ve Melek Tavus'tan ibarettir.

Ruhlar başka bir varlıkta tekrar dünyaya gelebilir (reenkarnasyon).

Boğa kurban edilir.

Vaftiz yapılır.

Ahiret inancı gibi sonradan hesap verilecek bir yerin varlığı söz konusu değildir.

Yezidilik kendi başına bir dindir. Hristiyanlığın, İslamın veya başka bir dinin bir mezhebi değildir. Tek tanrılı bir dindir. Hristiyanlık ve Müslümanlıkta olduğu gibi misyonerlik uygulanmadığı için Musevilerde de olduğu gibi kendi içinde sınırlı bir gurubun dini olarak kalmıştır. Başka bir din mensubu ile evlenmek dahi yasaklandığına ve günümüzde böyle yasakların, hele Avrupa’ya göç etmiş insanlarda mümkün olmadığına göre zaman içinde bu inanç içindeki insanların neslinin tükeneceği kesin gibi görünmektedir.

YORUM EKLE