YORGUN DÜŞÜYORUZ

Uyanıyoruz, göz kapaklarımız hareket etmeye başladığı an, çöküyor yorgunluk.

Güne enerjik başlamayı unuttuk, karanlığın ortasında sürekli kapanır halde göz kapaklarımız…

Neyse… Bir güçtür geliyor anlık olarak, yorganı üzerimizden atıp hazırlanıyor ve işe gidiyoruz, karanlıkta tabii. Oysa sabah olmuştu. Kurcalamayalım çok.

Çalışıyoruz, çalışıyoruz, çalışıyoruz…

Bir de bakmışız mesai saati bitmiş, sırtımızda çanta, yorgun argın iniyoruz merdivenleri, hooop;

Kapkaranlık bir gökyüzü!

Yahu kardeşim, güneşi özledi milyonlarca insan, diyor bir iç ses; diğer iç ses ise şöyle yanıtlıyor: Kurcalama, çok da şeytmee sen…

Velhasıl, usul usul markete yürüyor doğru yürüyor ayaklar…

Genelde de tam adım atmaz bu ayaklar, yere sürter durur, ufak bir çıkıntıya takılır, tökezler, sendeler, o yolculuk sırasında bir şeyler mutlaka olur, ama mutlaka olur.

Marketin kapısından girdik, hooop ekmeğe zam gelmiş.

Hadi canım, diyor bir iç ses. Diğer iç ses ise gülse mi ağlasa mı bilemiyor. Şaşkın. Temel ihtiyaç yahu, diyor, iki buçuk lira mı olur.

Kuru ekmek lüks oldu olacak, diye iç geçiriyor bir iç ses ama yazsa dert yazmasa dert, söylese ne söylemese ne. El mahkum, alıyor raftan…

İşin aslı, bu yazı daha da sürer ama yazarken ellerim değil de gönlüm yorgun düştü.

Dilerim her şey, herkesin yüzünü güldürür.

YORUM EKLE

banner247

banner246