ZARARIN NERESİNDEN DÖNÜLSE KÂRDIR!

Ülkemizde ilk vakanın açıklandığı 11 Mart 2020 tarihinden beri yaklaşık bir yıl geçti. Yaklaşık 18 milyon öğrenciyi etkileyen, okulların kapalı olması ve eğitimin online devam etmesi kararında değişiklik yapılarak, risk bölgesine göre bazı yerlerde tamamı, bazı yerlerde ise liseler hariç diğer okullarda örgün öğretime geçilme kararı alındı.

Pandemi süresince çocuk ve gençleri etkileyen tek olay tabii ki okulların kapanması değildi. Ailelerinin etkilendiği tüm olumsuzluklar onları da etkiledi. Artan maddi sorunlar, sokağa çıkma kısıtlaması ve belirsizlik, hepimiz gibi onları da etkiledi. Yapılan çalışmalar başta kaygı ve depresyon olmak üzere, uyku ve beslenme sorunlarına varıncaya dek birçok ruhsal sorun yaşadıklarını gösterdi.

İlk doğdukları andan itibaren hızla gelişmeye başlayan beyinleri, uyaran eksikliğine ve anne babalarından aldıkları strese maruz kaldı. Bu durumun etkilerini önümüzdeki yıllarda göreceğiz.

Evden çıkıp okula gitmek çocuklara sadece akademik başarıya giden bir yol açmaz. Çünkü okul aynı zamanda çocuğun fiziksel, sosyal, duygusal ve psikolojik gelişimi için de gerekli bir alandır. Farklı yaş gruplarında farklı gereksinimleri olsa da onlar için gerekli bir alandır. Bazen sadece sorunlu ev ortamından uzaklaşmak, bazen de istismarı görünür kılmak için gereklidir.

Dünyada değişik ülkeler eğitim için farklı uygulamalarda bulundu. Bir kısmı tüm ülkeyi kapatırken okulları kapatmamayı tercih etti. Şeffaflık ve açıklık uygulayarak bunu biz de yapamaz mıydık? Dijital bağımlılık geliştireceğinden bunca yıldır endişe ettiğimiz çocuklarımızı bunca zaman online eğitime mecbur bırakmamız şart mıydı? Bir tarafta salgının gerekliliklerine, sosyal mesafeye, maskeye ve temizlik kurallarına uymayan topluluklar varken, tüm faturayı çocuklarımıza çıkarmak haksızlık değil miydi?

                                                           ***

Okulların açılması için gereken önkoşul salgının kontrol altına alınması ise biz bunu ne derece başardık? Okullarda uygun havalandırma, fiziksel mesafe ayarlanması, giriş çıkışlarda kalabalığın engellenmesi, ateş ölçümü ve temizlik koşulları uygun mu?

Açılan okullarda salgının yeniden yayılmasını engellemek için gereken test, temaslı izlemi ve hasta kişilerin yalıtımı için gereken altyapı hazırlandı mı? Riskli grupların aşılanması tamamlandı mı? Sorulabilecek daha birçok soru var ve toplum sağlığı adına umuyorum ki bu soruların cevapları olumludur.

Derslerin yapılmış görünüp yapılmadığı, bazı çocukların çeşitli nedenlerle bu hizmete ulaşamadıkları, dikkat eksikliği veya başka sebeplerle özel gereksinime sahip olan çocukların yaşadıkları dezavantajı da göz ardı etmeden, şimdi, tam da şu anda çocuk ve gençlerin yaklaşık 1 yıldır uzak kaldıkları okullarına yeniden uyum sağlamaya ihtiyaçları var. Şimdiye kadar ulaşabildikleri ya da ulaşamadıkları, öğrenebildikleri ya da öğrenemedikleri bilginin yarattığı stres, hissettikleri yalnızlık duygusu, bozulan konsantrasyon becerileri, ailelerine hastalık götürebilecekleri endişesi onların motivasyonunu etkileyebilir. Anlayışa ve hoşgörüye, yaşıtlarıyla etkileşimlerini yeniden ayarlamaya, aynı zamanda hem kendilerini koruyup hem de sosyalleşebileceklerini öğrenmeye ihtiyaçları olabilir. Bu konuda gereken desteği sağlamak da biz yetişkinlere düşüyor.

Evet, okulların açılmaması çocukların birçok gelişim alanında sorunlara yol açtı. Ve evet, salgın açısından okulların açılması bir risk yaratıyor. Umarım bu risk sadece kağıt üstünde bazı formaliteleri yerine getirmek için değil, gerçekten çocuklarda ve gençlerde normalleşmeye geçme amacıyla yapılıyordur…

YORUM EKLE